Kudüs'te bir evin, arsan olsun!

Bazen hayatta bir “yöntem değişikliğine” gitmek gerekir. Bu yöntem için biraz geç kaldık ama...

Kudüs'te bir evin, arsan olsun!

 

Bazen hayatta bir “yöntem değişikliğine” gitmek gerekir. Çevrenin şartları değişir ve siz de çevreye bir şekilde ayak uydurmak için yeni metotlar geliştirirsiniz. Bu metot değişikliğini, kendinize bir yarar sağlamak için yaparsınız. Bu durum, sadece şahıslarla sınırlı değildir. Toplumlar da, devletler de bu değişikliğe zaman zaman ihtiyaç duyarlar…

Müslümanlardan Yahudilere ekonomik destekKudüs çarşısı

Ayağının tozuyla Kudüs’ten dönen dostumla muhabbet ediyoruz. Pek tabii oradaki hatıralarını anlattırıyorum ona. Bölgede sadece bir tane Filistinliye ait otel olduğundan söz ediyor. Türkiye’den ziyaretçi götüren firmaların büyük kısmının, bu otele değil de, İsraillilerin otellerinde kaldığından söz ediyor. Ve bu durumun kötü sonuçlarını anlatıyor. Bu otellerde kalanlar, mecburen alışverişlerini İsrailli esnaftan yapıyorlar. Tur şirketleri de, başka bir alternatif göstermiyormuş. Bundan yakınıyor, Müslüman Filistin halkı, Müslüman esnaf dururken, gidip Yahudilerden alışveriş yapmanın ne demek olduğunu orada anlamıyorlar diyor. Bir “bilinçlenme” adına Kudüs’ü ziyaret edenler, İsrail ekonomisine destek olarak geriye dönüyorlar…

Genç bir Filistinli esnaf, daha yeni yaşanan bir hadiseyi anlatmış: Bir İsrail askeri bir Filistinliye ait dükkana giriyor. Orada sövüp saymaya başlıyor, hakaretler ediyor dükkan sahibine. Dükkan sahibi de askeri dışarıya çıkarıyor. Bir saat geçmiyor ki, bir tabur asker geliyor. Dükkan sahibini tutuklayıp hapse gönderiyorlar. Birçok dükkan sahibinin evi, dükkanının üstünde. Üst kattaki evinde yaşayan ailesini de, sürgüne yolluyorlar adamın. Ve İsrail Hükumeti kanunlarına göre, bir sene boş kalan mülk, İsrail Devletinin oluyor. Bu yolla, binlerce İsrailli yerleşimciyi Filistinlilerin evlerine, dükkanlarına yerleştiriyorlar. Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerindeki bir Yahudi aileye şöyle diyorlar örneğin: “Gelin size vaad edilmiş topraklarda bir dükkan ve bir ev, gelin oturun!”

Kudüs’te bir evin olsun

İşte yazının üst kısmında bahsettiğimiz metot değişikliği bu meseleyle alakalı. Nedir o? Şudur ki: Zengin Müslümanların, özellikle zengin Türkiye Müslümanlarının Kudüs ve civarından toprak, mülk almaları gerekiyor. Oradaki Filistinli Müslümanların da isteği bu. Çünkü onların da bu işe ne maddi gücü ne de yasal güçleri yetebiliyor. Bir Yahudi için ev kirası 500 dolar ise, aynı ev için Filistinliye 1500 dolar oluyor. Böyle bir yıldırma harekatı var ve bu apaçık olarak sergileniyor. Bunun için, Müslüman zenginler, dükkan, ev ya da arsa almalılar. Kendileri gitmezse, oradaki Filistinli bir Müslümana verebilirler, oturması, işletmesi için. Bu konuda, geçtiğimiz ay röportajını yayınladığımız MİRASIMIZ Derneği, böyle bir girişim için mutlaka yardımcı olacaktır. Talep edenler, derneğe ulaşabilirler. Orada aldığımız bir dönüm toprak, buradan aldığımız bin dönüm topraktan hayırlı olabilir belki de. Bunu asla aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Meseleye Cihanşümul bir yaklaşımla, Ümmetçi bir bakışla bakmakla yükümlüyüz.

Ve bir hakikat daha var ki, o da bu bahsettiğimiz meseleyi daha da güçlendirip, esaslı hale getiriyor: Kudüs’ü, en çok Türkiye Müslümanları ziyaret ediyor. Birkaç “tur” firmasının ayda bir düzenlediği seferler bunlar üstelik. Buna rağmen, yine en çok biz ziyaret ediyoruz. Filistin dışındaki Arap ülkelerinin ve Arap Müslümanlarının Kudüs’e, Aksa’ya olan ilgileri neredeyse “yok” denecek seviyede. Halklar nezdinde, yine de bir bilinç söz konusu olabilir. Ancak zengin Araplar, Filistin davasına bu yönüyle hiç mi hiç bakmıyorlar. Filistinli Müslümanlar da bu durumdan fazlasıyla mustarip. Filistin’deki Türkiye ve Türklere karşı oluşan sevgi bağı, sadece siyasi değil, aynı zamanda sosyal bir boyut kazanıyor böylelikle.

Lebbeyk Ya Aksa!

Bu haber ve bu bahsini ettiğimiz “metot” için geç kalındığını söyleyebiliriz. Ama başlamak için vakit yine de geç değil. Ve gitmemiş olanlar için, ziyaret de öyle. Bir de gidip kendi gözünüzle Kudüs’ü görebilirsiniz. Dostum, bir çay ocağında otururlarken, Filistinli ilkokul öğrencilerinin başta öğretmenleri, kortej halinde okuldan çıktıklarını ve bağırarak “Lebbeyk Ya Aksa!” diye nasıl bağırarak önlerinden geçtiklerini gözleri yaşararak anlatıyor. Böyle bir dik duruş karşısında, bu direnç karşısında, geçici yardım değil, kalıcı yardım yapmamız gerekiyor. Bunun yolu da bahsettiğimiz “metottan” geçiyor en çok.

Taha Süren haber verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2012, 00:29
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Cemil Aykac
Cemil Aykac - 7 yıl Önce

Şu bir otelin adını neden siz makalenizde yayınlamadınız peki? Veya hangi otel olduğunu sordunuz mu?

Taha Kılınç
Taha Kılınç - 7 yıl Önce

Taha Süren'in yazısında sözünü ettiği otelin adı Tulip Inn Jerusalem Golden Walls. Şam Kapısı'nın hemen yanında, Kudüs surlarına bakıyor.. Ben de aynı otelde kalmıştım Kudüs'te..

Taha Süren
Taha Süren - 7 yıl Önce

Tulip Inn Jerusalem Golden Walls.

resul recper
resul recper - 7 yıl Önce

Filistinli baska otellerde mevcut bildigim kadariyla.Zeytin dagi mevkiinde.Mount of Olives otelinde kalmisdim ben.

banner19

banner13