Kral 3. Charles’ın İslâm’a sempatisi

"Kraliçe 8 Eylül 2022 tarihinde ölünce yerine oğlu 3. Charles kral olarak geçti. Bunun üzerine Blogging Theology adlı youtube kanalında İslâm’a dair ilgi çekici yayınlar yapan Paul Williams, “Kral 3. Charles’ın İslâm’a Sempatisi” adlı bir video çekti ( ) ve kralın İslâm’la ilgili görüşlerini hatırlattı." Mustafa Körkün Tarhanacı yazdı.

Kral 3. Charles’ın İslâm’a sempatisi

Kraliçe 2. Elizabeth (Elizabeth Alexandra Mary Windsor, d. 21 Nisan 1926) 96 yaşında vefat etti. Kraliçelik dönemi tam 70 yıl sürdü. İkinci Dünya Savaşı sonrası tasarruf önlemleri sürecini de gördü, imparatorluktan devletler topluluğuna geçiş sürecini de. Soğuk savaş dönemini de yaşadı, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışını da. Kraliçe olduğunda Winston Churchill (1874 doğumlu) başbakandı, vefatından 3 gün önce (5 Eylül 2022) de Liz Truss’a (1975 doğumlu) başbakanlık yetkisini verdi. Hayatı boyunca tam 15 başbakanla çalıştı.  

Kraliçe 8 Eylül 2022 tarihinde ölünce yerine oğlu 3. Charles kral olarak geçti. Bunun üzerine Blogging Theology adlı youtube kanalında İslâm’a dair ilgi çekici yayınlar yapan Paul Williams, “Kral 3. Charles’ın İslâm’a Sempatisi” adlı bir video çekti ([1]) ve kralın İslâm’la ilgili görüşlerini hatırlattı.

Paul Williams, videosunda Kral Charles’ın 1993 yılında, henüz Galler Prensi iken Oxford Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren İslâmi Çalışmalar Merkezi’nde yaptığı bir konuşmayı ([2]) gündeme getirdi.

Kral Charles, konuşmasında şöyle söylüyordu:

“İslâm ve Batı arasındaki yanlış anlamaların sürüp gitmesi birçok açıdan çok gariptir. Çünkü bizleri, bu iki dünyayı (İslâm ve Batı) birleştiren unsurlar bizi ayıran unsurlardan çok daha güçlüdür. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler, tamamı Ehl-i Kitap’tır.”

Sadece Kur’an’da kullanılan bu terim (Ehl-i Kitap) İslâm dışında Hristiyanlık, Yahudilik gibi ilahi dinlere inananların geneline verilen bir isim. Allah-u Zülcelal Al-i İmran Suresi 64. ayette şöyle buyurur: “Ey Ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin! Ancak Allah'a ibadet edelim. Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp bazınız bazısını Rab edinmesin.”

Kral Charles şöyle devam ediyor:

İslâm ve Hıristiyanlık tek tanrılı müşterek bir vizyona sahiptir. Tek bir Yaratıcıya, dünya hayatının faniliğine, amellerimizden hesaba çekileceğimize ve ölümden sonraki sonsuz hayatın varlığına inanıyoruz. Paylaştığımız birçok ortak değer var: Bilgiye ve adalete saygı, yoksula ve ihtiyaç sahibine merhamet, aile hayatının önemi, ana babaya hürmet. ‘Anne babaya hürmet edin!’ emri aynı zamanda Kur’anî bir emirdir.

Bayanlar baylar! Eğer Batıda İslâm’ın mahiyeti ile ilgili bir yanlış anlama varsa aynı zamanda kültür ve medeniyetimizin İslâm dünyasına olan bir borcu ile ilgili de bilgisizlik mevcuttur. Bu sanırım tarihten miras aldığımız deli gömleğinden kaynaklanan bir kusurdur. Orta Asya’dan Atlantik kıyılarına uzanan Orta Çağ İslâm’ı alimlerin ve bilgili insanların öne çıktığı bir yerdi fakat biz İslâm’ı Batının düşmanı, yabancı bir kültür, topluluk ve inanç sistemi olarak görme eğiliminde olduğumuz için onun tarihimizle olan büyük bağını görmemezlikten gelmeye veya bu bağı tamamen silmeye meylettik. Örneğin 8. ve 15. yüzyıllar arasında İspanya’daki 800 yıllık İslâmi toplum ve kültürün önemini gereği gibi değerlendiremedik. Müslüman İspanya’nın, karanlık çağlarda (Batının entelektüel ve kültürel olarak gerilediği Orta Çağ’ı kastediyor) klasik ilmin muhafazasına ve Rönesans’ın gelişmeye başladığı ilk döneme olan katkısı uzun süredir kabul edilmiştir. İslâmi İspanya, Helenistik bilginin, gelişmekte olan modern Batı dünyasının sonradan tüketmesi için saklanacağı bir kilerden çok daha fazlasıdır. Müslüman İspanya, sadece kadim Yunan ve Roma medeniyetinin entelektüel birikimini toplayıp korumakla kalmamış, aynı zamanda onu yorumlamış ve o medeniyetin üzerinden gelişip yayılmış, bilim, astronomi, matematik, cebir (ki zaten Arapça bir kavramdır), hukuk, tarih, tıp, eczacılık, optik, tarım, mimarlık, teoloji ve müzik gibi insani faaliyetlerin birçok alanında kendine has yaşamsal katkılar yapmıştır. İslâm, “öğrenme arayışını” besleyip korumuştur. Geleneksel ifade ile ‘alimin mürekkebi şehidin kanından daha mukaddestir.’([3]) Cordoba (Kurtuba) 10. yüzyılda Avrupa’nın o zamana kadarki en uygar şehri idi. İngiltere’de Kral Alfred’in aşçılık sanatı ile ilgili büyük gaflar yaptığı bir dönemde, İspanya’da ödünç kitaplar dağıtan kütüphanelerin varlığını biliyoruz. İspanya hükümdarının 400.000 ciltlik kütüphanesi, Avrupa’nın geri kalanındaki tüm kütüphanelerde bulunan kitap sayısından fazla idi. Bu mümkün oldu çünkü Müslüman dünya, gayrimüslim Avrupa’dan 400 yıl önce, Çin’den kâğıt yapma ustalığını öğrenmişti. Avrupa’nın sahip olmakla övündüğü birçok özelliği Müslüman İspanya’dan gelmişti. Diplomasi, serbest ticaret, açık sınırlar, akademik araştırma ve antropoloji teknikleri, görgü kuralları, moda, birçok ilaç çeşitleri, hastaneler, hepsi bu beldelerin şehirlerinden geldi.

Orta Çda İslâm kendi dönemi için dikkat çekici şekilde hoşgörü dini idi. Şaşırtıcı olan, bayanlar baylar, İslâm’ın çok uzun süredir Avrupa’nın bir parçası olma ve çoğumuzun sıklıkla ve hatalı olarak tamamiyle Batılı olarak zannettiği medeniyetimize çok fazla katkıda bulunma derecesidir. İslâm, insani çabaların tüm alanlarında geçmişimizin ve bugünümüzün bir parçasıdır. O, modern Avrupa’nın yaratılmasına yardımcı oldu. O kendi mirasımızın bir parçasıdır, ondan ayrı bir şey değildir.

Bunun da ötesinde, İslâm bize dünyada, Hristiyanlığın kaybettiği için yetersiz kaldığı, bir anlama ve yaşama biçimi öğretebilir. İslâm’ın kalbinde bütünsel bir evren görüşü mevcuttur. İslâm, insanı ve doğayı, dini ve bilimi, düşünceyi ve maddeyi birbirinden ayırmayı reddeder, kendimize ve çevremizdeki dünyaya dair metafiziksel ve birleşik bir görüşü muhafaza eder.” 

Kral 3. Charles, 2006 yılında Kanada’da düzenlenen bir dini konferansta ([4]) meşhur Fransız Matematikçi ve mühtedi Rene Guenon’un Niceliğin Hakimiyeti adlı kitabındaki gelenekçi düşünceleri övmüş ve şunları söylemişti: “Birçokları bu öğretiyi ağır buluyor, çünkü bizden sadece yaşam biçimimizi sorgulamamızı istemiyor, modernizm formundaki ideolojiyi de sorgulamamızı istiyor. Modernizm, zihinlerimize o kadar yerleşmiş ki başka bir yaşam biçimi bize hayal mahsulü gibi geliyor ve gerçekçi görünmüyor.” Rene Guenon Müslüman olduktan sonra Mısır’a yerleşmiş, gelenekçi bir sufi olarak biliniyor. Charles’ın konuşmasının detayları incelendiğinde birçok açıdan Rene Guenon’a katıldığı görülüyor.                        

Kral Charles, konuşmasında Seyyid Hüseyin Nasr’ın (Amerika’da yaşayan tanınmış ve dahi bir İranlı Profesör) bazı görüşlerine de onaylayarak atıfta bulunuyor ve Martin Lings’i de övgü ile yad ediyor.

Martin Lings’in vefatından (12 Mayıs 2005) sonra yayınlanan Öze Dönüş adlı kitabında hayranlarının bazı görüş ve değerlendirmelerine de yer verilmiş. Martin Lings, İngiliz bir mühtedi ve çok tanınmış bir sufi. Söz konusu değerlendirmelerden biri de Kral 3. Charles’ ait. Charles, değerlendirmesinin bir yerinde şöyle söylüyor: “Martin Lings’in en önemli miraslarından birisi Peygamber Muhammed’in harikulade biyografisidir.” Söz konusu kitap İngilizce yazılmış en iyi siyer kabul edilen “Muhammad” adlı eserdir. Kral Charles, bu kitabı hayret verici güzellikte olduğunu belirtiyor. Charles’ın, İslâm’ın sufi yorumuna ilgi duyduğunu belirten Paul Williams videosunu şu cümlelerle sona erdiriyor: “Kral Charles’ın gizli bir Müslüman olduğunu söylemiyorum. Kendisi İslâmî düşünce ve metafiziğin bazı kısımları ile ilgili çok net bilgi sahibi. Bu İngiliz İmparatorluk tarihinde benzeri görülmemiş bir durum. Ayrıca Müslümanların Kral Charles’ı desteklemeleri gerektiğini de söylemiyorum. Bu videoda benim niyetim sadece onun İslâm hakkında ne düşündüğü ile ilgili kısa ve öz bir bakış sunmak. Böylece Müslümanlar, Kral Charles ile ilgili diyalog ve tartışmalarında nasıl bir yol tutacaklarına dair kendilerince en iyi şekilde karar verebilirler, inşaallah.”                  

Mustafa Körkün Tarhanacı

Dipnot:

Yayın Tarihi: 13 Eylül 2022 Salı 11:00 Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2022, 18:38
YORUM EKLE
YORUMLAR
ZayaLee
ZayaLee - 3 hafta Önce

Müslümanları tavlama stratejileri..

Atma Cafer!
Atma Cafer! - 3 hafta Önce

Ama hâlâ Anglikan Kilisesi baş rahibi ve hem o günlerde hem de şimdi Müslüman ülkelerin celladı.

banner19

banner36