Korunmuş gezegen

"Bir güncelleme: 2022 yılı Mayıs ayı itibarıyla Dünya dışındaki hiçbir yerde ortak özellikleri kabaca doğmak, büyüyüp gelişmek ve ölmek olan canlı türlerinden hiçbirine rastlanmadı." Hüma Dergisi'nden Saliha Türkmen yazdı.

Korunmuş gezegen

Gökyüzünde görülen diğer hemen tüm cisimlerin bir şeylerin etrafında dönmesi gibi Dünya da kendisine en yakın yıldız olan gündüz yıldızı Güneş’in etrafında dairesel bir yolda ilerler. Dünya’nın özellikle bu yıldızın etrafında dolanıyor olması ve bu yıldızdan keyfî olmayan bir uzaklıkta bulunuyor olması, başka hiçbir yerde hiçbir örneğine rastlanmamış olan insan için hem doğrudan hem de dolaylı olarak kilit noktadır.

Bazı canlı besin türlerinin en temel işlevini Güneş ışınları ile gerçekleştiriyor olması sebebiyle Güneş’in yokluğu tüm canlı dengesinin bozulmasına sebep olur. Böylece insan dolaylı yoldan olumsuz etkilenirken diğer tüm canlılar gibi belli bir ısı dengesinde yaşayabiliyor olması sebebiyle de Güneş’in yokluğunda doğrudan etkilenir ve yaşam fonksiyonları durur. Bunlara benzer şekilde insanın dolaylı yoldan etkilendiği onlarca durum vardır. Ancak canlılığın en temel ihtiyaçlarından olan Güneş, çevresine diğer tüm yıldızlar gibi sürekli olarak canlılar için tehlikeli ışınlar ve küçük parçacıklar yayar. Dünya ise diğer yıldızlardan nispeten az olmakla birlikte Güneş’ten ve diğer yıldızlardan gelen bu zararlı şeyler tarafından bombardımana tutulmaktadır. Bu materyaller sürekli olarak ve doğrudan insana temas etmesi halinde insanın yaşam fonksiyonlarını durduracak özellikte olan tehlikeli düzeydeki radyasyonu barındırmaktadırlar.

Dengelerinin bozulması halinde felaket senaryolarına kapı aralayacak Dünya-Güneş ikilisinin arasındaki uyumu sağlamak üzere birkaç çeşit kalkan yaratılmıştır. Yaygın olarak yalnızca “atmosfer tabakası” adı verilen Dünya’yı neredeyse tamamen küresel olarak kaplayan tabaka bahsediliyor olsa da atmosferi dahi korumakta olan bir başka tabaka daha artık gündemdedir: Manyetosfer. Bazı sebeplerden ötürü tam küresel olmasa da manyetosfer “manyetik küre” anlamına gelir ve Dünya’yı çepeçevre sararak Güneş’in zararlı bazı etkilerini yok eder.

Manyetosferin oluşması için nasıl bir fiziksel süreç gerektirdiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Dünya’nın merkezinde bulunan sıvı haldeki demir elementinin ve Dünya’nın kendi etrafında dönüyor olmasının bu süreçte rol aldıkları bilinmektedir.

Dünya gezegeni, neredeyse küre şeklindedir ve yüzeyden merkeze doğru farklı farklı tabakalar barındırmaktadır. Bu kürenin merkezi katı halde demir bir çekirdek barındırırken, bunu saran tabaka ise sıvı halde demir elementi barındırmaktadır. Ayrıca Dünya, Güneş’in çevresinde dolanıyor olmanın yanında kendi çevresinde de dönmektedir. Bu dönme işlemine sıvı demir de katılır ve bu da manyetik alan üretilmesine sebep olabilmektedir. Bu sürecin sonunda Dünya tıpkı bir mıknatısa dönüşür.

Mıknatıs belirli bazı maddeleri temas olmaksızın, belirli bir uzaklıktan kendisine çeken nesnedir. Yüzyıllar önce keşfedilen bu nesnelerin etkileşimleri, Güneş’in Dünya’yı kütlesi dolayısıyla çekmesi gibi bir etkileşmeyle veya başka herhangi bir kuvvetle ilişkilendirilemediği için “manyetik alan” kavramı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre mıknatıslar çevrelerinde, belirli bazı maddeleri belirli bir uzaklığa kadar etkisi altına alan bir “alan” oluştururlar ve bu alan “manyetik (mıknatıssal) alan” olarak adlandırılır.

Mıknatısların ve mıknatıs özelliği gösterdiği için haliyle Dünya’nın iki farklı manyetik kutup noktası vardır. Bu noktalar manyetik alanın en şiddetli olduğu noktalardır. Dev bir mıknatıs olarak düşünülebilen Dünya’nın çevresinde oluşturduğu, gözle görülemeyen mıknatıssal alanı ve manyetik kutupları somutlaştırılacak olursa Şekil 1’deki gibi bir görüntü elde edilmektedir. Burada N kuzey manyetik kutbu, S güney manyetik kutbu temsil eder. Mavi renkli çizgiler mıknatıssal alan tarafından üretilen ve mıknatıssal alanın içerisine girecek olan parçacıkların izleyeceği hayali yolu, sarı renkli çizgiler ise Güneş’ten gelen ışınların ve parçacıkların izlediği yolu temsil etmektedir.1

Gündüz yıldızı Güneş, Dünya’dan görüldüğü gibi sakin bir yapıya sahip değildir, çok yüksek sıcaklıklara sahip olup sürekli olarak içerisinde patlamaların gerçekleştiği bir cisimdir. Bu patlamalar esnasında Güneş’ten uzaya doğru çok sayıda elektron ve proton gibi bazı küçük parçacıklar fırlatılır. “Güneş rüzgârı” olarak adlandırılan bu madde akışı, insan bedeni için son derece tehlikeli olabilecek düzeyde radyasyonun kaynağı olabilmektedir.

Ancak Şekil 1’de de görüldüğü üzere Dünya’yı çepeçevre sarmış olan manyetosfer ile karşılaşan bu maddelerin büyük bir kısmı, manyetik alanın oluşturmuş olduğu hayali yolları izleyerek Dünya’yı tamamen teğet geçip giderken, Dünya’ya biraz daha fazla yaklaşabilen bir diğer kısmı da Dünya’ya daha yakın olan manyetik alan yollarını izleyerek Dünya’nın kuzey veya güney manyetik kutuplarına doğru hızlanarak giriş yaparlar ve bu esnada farklı bir fiziksel süreç ile “kutup ışıkları” veya “Aurora” ismi verilen hareketli görseller oluştururlar.

Böylece insanda kanser vb. bazı rahatsızlıkların sebeplerinden biri olarak tahmin edilen radyasyon, Dünya’yı çepeçevre kuşatmış bir kalkan tarafından engellenirken kâinattaki güzellikleri tefekkür edebilen tek varlık için muazzam manzaralar oluştururlar.

“…Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru.”2

Saliha Türkmen

Hüma Dergisi, Sayı:16

1 Dünya’nın coğrafi kuzey ve güney kutupları ile manyetik kuzey ve güney kutupları karıştırılmamalıdır. Coğrafi kutuplar Dünya’nın kendi etrafındaki dönüş yönünü temsil ederler.

2 Âl-i İmran Suresi, 191

Yayın Tarihi: 23 Temmuz 2022 Cumartesi 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36