banner17

Korkak kim, despot mu halk mı?

Gazze'nin açıkhava hapishanesi olmasını istemeyenler dövülüyor Gazze sınırında Mısırlı ağabey(!) eliyle

Korkak kim, despot mu halk mı?

 

Firavun ölmedi yüreğimizde yaşıyor!...

Mısır, denilince sizlerin aklına neler gelir bilmem ama benim aklıma ilkin William Foulkner’ın “Kutsal Sığınak” adlı o kanatıcı romanı gelir. Ardından Ömer Şerif ve Necip Mahfuz.

Hz Musa ve Hz Yusuf’u bir kenara bırakırsak –ki haddim değil onlar hakkında beyanat vermek- Firavun’un ölmemesi için daima kefeninin sıcak tutulduğu bir memleket gelir durur karşıma…. Tabi, merhum Akif’in sürgün mekanı olması ve de el-Ezher’i de bünyesinde bulundurması cabası.

İşini gücünü bırakan güzel insanlar!

Yaklaşık iki haftadır sitemizden de duyurduğumuz bir güzel eylem var: Filistin Konvoyu. Gazze’den ablukanın kalkması için birçok ülkeden kalkıp gelen nice güzel insan Gazze’ye doğru yürüyüşe geçti. Eylemlerin, zalime karşı kafa tutmaların yerinin boyun eğmenin aldığı bir çağda farklı inançlardan, farklı ırklardan birçok gönüllü insan işini gücünü bırakıp Gazze’ye doğru yürüdü. Ürdün’e kadar güle oynaya giden konvoya ilk homurtular Ürdün’de çıkmaya başladı. Mısır hükümetinden bir karşı duruş bekleniyordu ve Mısır üzerine düşeni yapıp Yahudi devletinden daha insafsız –kraldan çok kralcı- bir anlayışla Gazze-Filistin Konvoyunu durdurdu.10234

Bir haftadır Mısır’da bekletilen ve Gazze’ye geçişlerine müsaade edilmeyen bu güzel insanlara dün itibarıyla müdahale edildi. Bu müdahale Fravun’un askerlerinin Musa ve kavmine yaptığı müdahaleden farksızdı. Zira, alınan bilgiler göre 40 civarında yaralı var ve bunlardan bazıları ağır yaralı.

Hüseyin olup yürüsen de zalim zalimdir!10233

Aktivistler savaş yanlısı değil. Silahı ve çatışmayı sevmiyorlar. Çocukların ölmemesi ve Filistinde kalıcı barışın sağlanmasını istiyorlar. Oysa Mısır Polisi Arap-İsrail Savaşlarında yedikleri dayaklardan olsa gerek bükemediği eli öpmekle kalmıyor, o elin tüm pis işlerini de yapmaya kalkıyor. Zira Sinc es-Selam/ Barış Hastanesi’ni kurduran geri akıl ki Enver Sedat adlı güya bir Arap milliyetçisinin başının altından çıkmış ve de Yahudi devletini ilk tanıyan Arap ülke olma şanını Mısırlılara yaşatmıştı. Fravun’un müslüman bir ülkedeki gölgeleri olmaya azmetmiş yenik Arap polisleri yenilgilerinin faturalarını yine yürekli, güzel ve namuslu insanlardan çıkarıyorlar!

Arap-İsrail savaşları sırasında dandik bir yenilgi yaşanmıştır. Mısırlılar daha Hava Kuvvetlerine emir vermeden Yahudi uçakları Mısır’ın hangarlarda bekleyen uçaklarını yerle bir etmişler ve Mısır savaşa girmeden Süveyş Kanalı’nın gerisine çekilmek zorunda kalmış hatta savaşta toprak kaybetmiştir.(Bu Süveyş kanalı ne menem bir yerdir, bir gitti pir gitti elimizden!) O gün kaybettiği topraklar nedeniyle Gazze Filistin acısının iki misli daha fazla acıya düçar olmuştur.

Korkak ağabeyler, cesur yalnızlar

Aklıma ağabeyler gelir Mısır’ın bu pozisyonunu düşününce. Hani küçük kardeş birileriyle kavga eder. Dayak yer. Sonra abisine gelir,’beni dövdüler,’ der ya. Abi de sorar: "Kimle kavga ettin?" diye. Cevap ‘mahallenin çirkef çocuklarıyla’ olunca bir de abi döver o garip çocuğu… Öyle ya, her şeye gücü yeter zannettiğimiz abi çirkef çocuklardan tırsar. Tamam kardeşim, madem o çirkeflerden tırsıyorsun, bari kardeşini dövme!

Bu, ödleklerin şiddetidir.

Bu aklı değil, korkuyu masasına davet edenlerin yoludur.

Bir gün insanlar bu gibi durumlarda “Mısır akıllı” diye bir tabir türetecekler. Mısırlılar Ümmü Gülsümle, Halid İslambuli ile, Hz Musa ya da Hz Yusuf ile değil de “Mısır akıllı” kaypaklık ve korkaklıklarıyla tarihe yazılacaklar! Butros Gali gibi! 

Ümmü Gülsüm dinlerler, Allah’a inanırlar, şark’ın sesi Abdulvahap öldü diye balkonlardan atlayıp intihar ederler, Enver Sedat öldüğünde daha büyük zalim var mı diye fellik fellik ararlar, İhvan-ı Müslimin Hareketini boğmak için müslüman’dan çok müslüman(!) olurlar… Seyyid Kutup, Hasan el-Benna, Halid el-İslambuli diye güzel isimler var yine de o topraklarda. Allahtan Firavunlara kafa tutan Musalar gördü; Mısır da dünya da!

Devlet İslamı’nı oturtmak namına sadece İhvan’ı değil İslam’ı da boğmaya kalkışan Firavunların Sonbaharı* bitmek bilmiyor

Yukarıda yazdıklarımdan “Arap düşmanı olduğum, ne varsa biz Türklerde var” anlayışını çıkarmaz diye umuyorum okuyucudan. Zira, zalim hangi millette olursa zalimdir. Ama en lanet zalim “kendimizden” olan zalimdir. Arap, Türk, Urdu ya da Farisi… fark etmiyor. Zira “şedid ağabeyler” “bizim topraklarımızda” daha rahat serpilip büyüyor! Allah hepimizi “şedid ağabeylerden” ve Mısır aklından korusun!

Not: Mısırlı polislerin fotoğraflarına bakınca aklıma piramitlerin yapımında çalışan köleler geldi… Allah ıslah eylesin! 

*Öfkenin Sonbaharı, Hasaneyn Heykel, İnsan yayınları.

Zeki Bulduk ağabeyliğin derebeylikleştiği devletlerin sonunu görmek arzusuyla yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2010, 14:53
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hercaist
hercaist - 9 yıl Önce

öfke dinecek gibi değil; hezimet duygusu, utanç, acıma hissi hatta, hatta tiksinti.. dua dua filistine birikirken, ağız dolusu beddua etmeyi öğreten bize, bu pis uşaklar için hepsi.. bir nefes, bir dem huzur oldu bu yazı. tamamen katılıyorum, her kelimesine!
allah mısır halkını uyandırsın, ellerinden tutsun da, ayağa kalksınlar..

banner8

banner19

banner20