Konu Reklam Olunca Kadın Örgütleri Neyimiz Olur?

Kadına karşı şiddet, kadın cinayetleri gibi konularda tepki gösteren kadın örgütleri, konu reklam olunca sessiz kalıyor. Reklamlarda kadının bedenine yönelik yapılan istismar göz ardı ediliyor. Asıl soru şu; kadın haklarını gözetme ilkesiyle kurulan sivil toplum örgütleri ve toplum, söz konusu reklam olduğunda kadına yönelik istismar neden göz ardı ediliyor?

Konu Reklam Olunca Kadın Örgütleri Neyimiz Olur?

Özgecan Aslan, Güldünya Tören, Emani El Rahmun ve diğer sayısını hatırlamadığımız kadınlar, bazıları eşi, bazıları bir yakını, bazıları da hiç tanımadığı kişiler tarafından öldürüldü. Kadın örgütleri başta olmak üzere sivil kuruluşlar ve halk tepkilerini ortaya koydular, sokağa döküldüler ve mahkeme salonlarını doldurdular. Ancak, kadına yönelik ayrımcılık, cinsiyetçilik, söz konusu reklam olduğunda maalesef ne kadın örgütlerinin ne de toplumun diğer kesimlerinin sesi gür çıkıyor. Kadının metalaştırıldığı, ötekileştirildiği ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldığı reklamlar üzerinden, büyük firmalar milyonlarca lira para kazanıyor. Sistem böyle işleyip gidiyor.

Kadına otomobil muamelesi

Türkiye’de örneklerine az rastlasak da dünya da kadın sivil toplum kuruluşları reklam larda kadınların aşağılanması ve ötekileştirilmesine tepki gösterip, reklamı boykot edebiliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri otomotiv şirketi Audi’nin Çin’de yayınlandığı reklam. Bir düğün organizasyonunda gelin, damat ve davetliler birazdan başlayacak tören için hazır bekliyorlar. O da ne? Birden telaşlı bir kadın beliriyor. Damadın annesi olduğunu anladığımız kadın gelinin önünde durup, ağzını, gözünü, kulaklarını ve burnunu inceliyor. Arkasından da gerçekleşmek üzere olan evliliğe onay verdiğini işaret eden bir hareket yapıyor. Birden ekranda Audi marka otomobilin şehirde ilerleyen görüntüsünün üzerinde, “Önemli kararlar dikkatle alınmalı” sözünü duyuyoruz.

Çin’den Audi’ye boykot

Audi’nin bu reklamı ve kadının bir otomobil gibi incelenmesi fikri, kadın örgütlerini kızdırdı. Firmaya eleştirilerin ardı arkası kesilmedi. Çin’in Twitter’ı olarak bilinen Weibo’da birçok kullanıcı cinsiyetçi buldukları reklama tepki gösterirken, bazı kişiler de Audi ürünlerinin boykot edilmesi çağrısında bulundu.

Firmanın iletişim direktörü Michael Wilkes, reklamın Audi’nin sahibi olan Volkswagen şirketinin Çin’deki bir ortak girişimi tarafından yaptırıldığını söyledi.

Teknolojiden anlarız elbet

Kadın örgütleri tarafından tepki gösterilen ve yayından kaldırılan reklamların dikkat çekici bir örneği Casper reklamı. Yeni telefonunu tanıtırken teknolojiden anlamayan kadın tipine başvurulan reklamda, daha sonra erkek bedeni üzerinden bazı göndermelerde bulunuluyor. Kadınların teknolojiden anlamadığı vurgusu üzerinden ayrımcılık yapan reklama karşı, internet üzerinden örgütlenen kadın kuruluşları bir imza kampanyası başlatmıştı. Pek çok sosyal medya kullanıcısı ve kadın örgütü tarafından desteklenen kampanyada 4 bin imza toplandı. Tepkilere karşı duyarsız kalmayan Casper’da önce reklamı televizyon yayınından kaldırdı, arkasından da internet üzerinden bir canlı yayın yaparak özür diledi.

Ofsayta düşüren reklam

Otomotiv firması Renault, “Kız arkadaşınıza ofsaytı açıklasanız bu kadar mutlu olmazdınız” sloganıyla çıktığı araba fiyatlarına ilişkin indirim kampanyasını, önce gazetelere verdiği bir ilanla duyurdu. Yine kadına karşı ayrımcı ve aşağılayıcı bir dil kullanan reklam için imza kampanyası düzenlendi. İmzacılardan birinin, “Ajansın seni fena ofsayta düşürmüş” sözleri konuyu tam da açıklıyordu. Kadınları, spordan anlamayan bir birey olarak gösteren bu cinsiyetçi klişeyi içeren ilanı onaylayan Renault, sonunda, imzacıların sesine kayıtsız kalmadı ve reklamı kaldırdı.

Kadınlar ne çok şey ister!

Doğadan Çay’ın “Kadınlar Ne İster” temalı reklamı da, sosyal medyada başlatılan online imza kampanyaları üzerine Youtube’un Doğadan Medya sayfasından kaldırıldı. Doğadan Yumuşak İçimli Yeşil Çay’ın tanıtıldığı reklamda, “Çikolata ister, çiçek ister, sonra yine ayakkabı ister” gibi kadınların ne istediğine dair uzunca bir liste sayılıyordu. Kadınlara karşı ayrımcı bir dil kullanan ve aşağılayan bu reklam da kadınlardan büyük tepki aldı. Başlatılan kampanyada reklamın kaldırılması çağrıları firmadan yanıt buldu. Doğadan yetkilileri, Twitter aracılığıyla bir açıklama yaparak, yalnızca sosyal medyada yayımlanan reklamın yayından çekildiğini belirtti.

Reklamın da milleti yok

Uluslararası reklam piyasası aşağı yukarı birbirine benzer saiklerle hareket ediyor. Örneğin Türkiye’de yayımlanan bir reklamda kadına karşı bakış açısı nasılsa, başka bir ülke ya da kültürde de benzer bakış açılarına rastlıyoruz. 2012 yılında Şili’de yayımlanan kamu spotu niteliğindeki bir reklam filmi de bu açıdan sakıncalı reklamlar arasındaydı. Meme kanserine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ve ‘‘Memeler aşkına” sloganının kullanıldığı reklamda erkeklere partnerlerini meme kontrolü yapmaları için cesaretlendirmeleri öneriliyor. Bu öneri için “Çok hoşumuza gidiyorsa, onlara göz kulak olmalıyız” ifadelerinin yer alması üzerine birçok kanserle savaş ve kadın hakları dernekleri reklamı eleştiri yağmuruna tutarak kaldırılmasını istedi.

Kadınları kızdıran afiş

Dolce&Gabbana’nın 2015 yılında yayımlanan reklam afişi de sendikalar ve kadın örgütlerinin tepkisini çekti. Uluslararası Af Örgütü ise reklamın kaldırılmasını istedi. İtalya’nın en büyük konfederasyonu CGIL bünyesindeki tekstil işçileri sendikası, reklamda bir kadını bileklerinden tutup zorla yere yatırmış erkeğin fotoğrafının kullanılmasını protesto etti. Sendika, internet sitesinde yayımladığı açıklamada, reklamın geri çekilmemesi durumunda kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde markayı boykota başlamaları çağrısında bulundu. Açıklamada, “Markanın, reklamlarında kadınlara yönelik şiddet ve istismarı pazarlamasının utanç verici olduğu” belirtilerek, bu fotoğrafın kaldırılması ve tasarımcıların özür dilemesi istendi.

Mısır’da kriz yaratan kampanya

Mısır’da ise bir yağ firmasının kadın haklarına dikkat çekmek için yapılan “Sen rol modelsin” isimli reklam kampanyasının afişleri büyük tepki gördü. Birçok kentte panolarda yer alan reklam afişinin birinde, “Kız kurusu musun?!” yazısına, üzgün bir kadın fotoğrafı eşlik ediyor. Arkasında ise ona işaret eden parmaklar yer alıyor. Bir diğer afişte ise, “Bir kadının kaburgasını kırın, yerine 24 tane daha çıkar” yazıyor. Çeşitli kadın hakları organizasyonları bu kampanyanın kadını aşağıladığını dile getirerek Tüketiciyi Koruma Dairesi’ne şikâyette bulundu. Şikâyetler üzerine harekete geçen Tüketiciyi Koruma Dairesi ise kadınları küçük düşürdüğü ve kadına karşı şiddeti desteklediği gerekçesiyle kampanyanın durdurulması yönünde yasal işlem başlattı. Panolara asılmış fotoğrafların da kaldırılmasına karar verildi.

Türk kadın örgütleri nerede?

Avrupa’da, Amerika’da veya diğer ülkelerde kadın örgütleri, kadına karşı ayrımcı reklamlar karşısında kampanyalar düzenleyip bu tür reklamları yayından kaldırtabiliyorlar. Ötesi, yükselen tepkiler karşısında sessiz kalan firmalara boykot çağrıları yapıyorlar ki, bu çok daha büyük bir yaptırım gücü anlamına geliyor. Türkiye’de de cılız çıkan seslerin artık yükselmesini beklemek ve kadının hakkını korumak üzere kurulan sivil toplum örgütlerden bunu özellikle talep etmek en doğal hakkımız. Yükselen sivil toplum örgütlülüğüyle birlikte artık bunun olacağını ümit etmek çok görülmese gerek.

 

Emine Dolmacı, “Konu reklam olunca Kadın örgütleri bizim neyimiz olur?”, Bilimevi Kadın dergisi, Ekim-Kasım-Aralık 2017, sayı 3.

Yayın Tarihi: 05 Haziran 2018 Salı 13:45 Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2018, 17:00
banner25
YORUM EKLE

banner26