banner17

Komik itaatsizden darbe şakşakçısı gürûha

Mizah dediğiniz evet tekmili birden itaatsizdir de, darbe şakşakçısını çağdaşlarımızda gördük!

Komik itaatsizden darbe şakşakçısı gürûha

 

Komik bir itaatsiz olarak Meşhedi’yi nevzuhur takımı tanımaz. Tanımasın. Ercüment Ekrem’in nefesini üflediği dilbaz Meşhedi, İran’ın serazat çarşılarında dönüp duran meczup divanelerden bir ademoğludur nasılsa...

Takım taklavat hariç tutulsun, bizim Mehmet Terzi’nin, Cemal Kamacı’nın olimpiyat maceraları ansiklopedik bilgi faslında uzun uzadıya bekler durur. Dahası da şu, Devrim otomobiline benzin koymayı akledemeyen sanayi hamlesinin başat ustaları, sonraları mahirliklerine dair icazet almak için bilumum sendika ağalarının değirmenine su taşıdıkları vakit, Türkiye’nin sıtmadan müşteki patronları darbelerden medet umarak, cep ve ellezi arasındaki köprüyü çoktan inşaa etmişlerdi bile. Ortaya çıkan cebellezi sanatına sonradan, toprağı bol olasıca Matild Manukyan ‘bacımız’ dahi çokça dualar etmişti!..

Masallar çağını çoktan kapatan geç dönem dünyanın çocukluk hanesinde duran bizim oğlan, yani ki Keloğlan, padişah karşısındaki pervasız tutumuna kızan padişah yalakasının, “Yüce padişahım, bu saf oğlan pek itaatsiz, baksanıza karşınızda her şeyi yumurtluyor!” işkembesizliğine mukabil padişahın, “Öyle ama çok da komik!” cevabı sonrasında kendisini soytarılığa terfi ettirtmek için çalmadık kapı bırakmaz. Çalınmadık kapı kaldı mı bilmem, lâkin cümle stand up comedy esnafının Harran Ovası genişliğindeki hoşgörüsüne sığınarak söylemeliyim ki mizahın ağrıyan karnı gülmekten değil, semirmekten sitemkârdır. Parodisine sinen sulu sepken salaşlık hâl, katalizör ideolojilerin basma kalıp da olsa yetmişlerde seyre dalan harbi adam tavrından fersah fersah uzaktadır. İtaatsiz fakat komik olan kimdir şimdi?

Komik dediğin itaatsiz olur!

Lise birde sınıfta kalan ergen kırması hâlimle, iplik fabrikasına adımımı attığım zaman, sivilcelerle dolu suratıma inen tokatın beni serseme çeviren tarafı, “dünyanın bütün işçileri, birleşiniz!” vecizesini bütün tafsilatıyla anlamam olmuştu. Emek-sermaye bahsinde sınıfta kalan modern çağın edebiyatçısı için itaatsizlik, Gandi’nin kara kuru bedeniyle mündemiç bir hâldir ki, komiklik de kaleme ve de kitaba muhalif yönüyle bu noktada başlamaktadır. Modern edebiyatçı için ‘yazar’ olmak, ‘okunur’ olmak, entipüften bir mesele olmayıp biiznillah kıdeme riayet için evvel şarttır. Bu şartları haiz olmamakla birlikte, komikliğin itaatkâr tarafıyla başım hiçbir zaman hoş olmadı. Fakat komik yazarların itaati karşısında yazarlığımdan utandığım zaman aralığı, hiçbir zaman ciddiyetle arasına giren mesafeyi bir türlü açamadı.

Mizah da ciddi bir iş

Charlie Chaplin ve Ghandi
Charlie Chaplin ve Ghandi

Şimdi, perdeyi komik itaatsiz olarak Meşhedi’yle açan şu fakirin sivilceli suratında patlayan tokatın ‘backround’una ibreyi çevirelim; daniskanın dik âlâsı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar bahsinde dile getirdiği burjuva sol, sözümona masumiyetine meşruiyet aramaktadır. Sol yosmalık, kaldırım gülü olarak Sovyetlerin elinden kaçan ve artist olmak için kandırılan kınalı yapıncak haliyle soluğu Bâbıâlî’de aldığı zaman Mustafa Suphiler, Karadeniz’de hamsi avına çıkmamıştı sanırım!.. İtaatsizliği mihenk olarak seçen bu jargonun uçurumlarda yetişen güllere karşı pek insicamlı hikâyeleri pek dokunaklıdır zahir. Şöyle, kadirşinas yazarın kadirbilir kahramanı Turgut Özben, sıtkı sıyrılmış gözüpeklikle bu mezkûr hadise için hemencecik buluverir çözümü; zira filtreli sigara kansere yakalanma riskini yüzde yedi oranında azaltmaktadır! Tutunamayan tarafımız sadece Turgut Özben’le kaim değil elbet. Süleyman Kargı’nın memalik-i gönül kûşesinde bekleyen kırılgan kişilik, itaatsizliğimizi Meşhedi komikliğine düşürmüş ise mesele hâl yoluna konulmuş demektir. Zira kırılgan kişiliğimizle sürüklediğimiz hayat çemberi, komik tarafımızla bedahata ziyadesiyle muhtaçtır… Susamın açılacağı yok, iyisi mi firiklediğimiz buğdayın sapı kadar olsun, itaat eden komiklerin safını terk edelim efendim!..

Kâmilen, dörtbaşı mamur yobazlığımla gurur duyduğumu bilmenizi isterim. Modern zamanlarda yobazlık, esasında korunaklı kılınmak istediğimiz sarsılmaz bir kale hüviyetiyle bizleri dünyanın dışına itti! Fakat itaatine memur kılındığımız tüzel kişilik olarak ‘kerim devlet’ katında sürüklendiğimiz derece-kademe soytarılığı arasında duran itaatkârlığımız hep makbul sayıldı, ötelenmedi. Zira komiklik paraya tav olanların işiydi ki tiyatrolar kuran ve astarı yüzünden pahalı, sözümona ‘güldürücü’lere çatır çatır maaş ödeyen de aynı kerim devletti.

Sözün tiryakisi olanlara anlatmak isterim ki, kulpuyla anılan şehirliliğimiz, komikliğimizin bizatihi köylü portresidir. Nasılsa Neyzen Tevfik’in, Süleyman Nazif’in, Rıza Tevfik’in adı vatan kıldığımız bu topraklar üzerinde ‘deli’ye çıkmıştır!.. Sırası geldiyse zikretmeli ki, Koca Ragıp Paşa’nın mühürdarlığını da yapan Şair Nüzhet’in adı deliye çıkarılır. Sivas’tan geçerken uğradığı bir kahvehanede kendisine kulpu kırık bir fincanla kahve getirilir. Şairimiz çıkarken kahveciye kulpsuz fincanı gösterir ve: “-Bunu İstanbul’a götür,” der. Kahveci sorar: “-İstanbul’a götürüp de ne olacak?” Şair Nüzhet: “-Orada her şeye bir kulp takarlar. Belki ona da bir kulp takan bulunur!..”

Bir de bunlar çıktı!Levent Kırca

İnsanın bahtını açan ve fakat tahtını beleşçiliğe zorlayan salim akıl, komiklerin itaatsizliğinde gölgelendi. Bakın, Şarlo fragmanında kazip duran patron eşrafı, modernizmi üten çarkların arasında bir tek gül ve birkaç damla gözyaşıyla uğurlamıştır komünizmi! Öyle ki komünizme göz kırpan ilk gençlik düşüncelerim arasında, ironinin kaç tabaka üstünde gördüğüm malumatfuruşluğa çanak tutan komik-i şehir içinde, biricik itaatsiz olarak, efsane tadında dahi olsa, Hacivat’ın rasyonel aklı ile birlikte Karagöz’ün nüktedan alaycılığı vardır.

Şimdi iş bu rasyonel aklıyla bin yaşayan komik-i şehir nerededir, bileniniz, duyanınız var mı acaba? Söyleyeyim, Potemkin Zırhlısı’nı karşılamaya giden grup içinde ve fakat ‘darbükatör Baryam’ ve o kadar da olamayan Levent Kırca’nın arkadaşlığına fit olmuş darbe soytarılığı yapmak için canhıraş beklemektedir!..

 

Reşit Güngör Kalkan yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2012, 22:32
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
s.m.
s.m. - 7 yıl Önce

azizim bu yazıyı darbeci müjdat gezen ve levent kırca mutlaka okumalı. milleti ne kadar sevdiklerini biliyoruz.

banner8

banner20