Koleksiyonerlik: Sahip olmak mı, yoksa geleceğe taşımak mı?

'Yerli malı yurdun malı/ herkes bunu kullanmalı' kampanyalarında yurdun elması veya mandalinasıyla çocuklara aşılanmaya çalışılan ülkenin öz kaynaklarına ve kültürüne yönelik bilinç kadar; bu ülkenin hafızasını oluşturan koleksiyon ürünlerine de çalışılsaydı, bugün kazandırılan koleksiyon kültürüyle çok daha nitelikli bir bilinçlenmeden genişçe istifade ederek gurur duyabilirdik. Ercan Babacan yazdı.

Koleksiyonerlik: Sahip olmak mı, yoksa geleceğe taşımak mı?

Sahibi olduğumuz veya başkalarının daha evvelden sahip olduğu fakat şimdi el değiştirip bizim elimize geçenleri biriktirmenin bize ve topluma ne yararı var ki sorusunun cevabını bir de koleksiyonculukta aramak lazım.

TDK, koleksiyonun sözlük anlamını şöyle açıklıyor: “Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem.

Koleksiyonu meta kılan etken sosyo ekonomik ve kültürel şartlardaki değişmedir. İnsanlar her şeyden önce kendi öz kültürlerine sahip çıkmayı, bir davranış biçimi olarak benimsemelidirler.

Günümüz insanının büyük çoğunluğu maalesef zevk almıyor, gösteriyor. Oysa koleksiyonculuk aynı anda zevk duyulacak bir uğraştır. Kitap veya çeşitli kültürel nesnelerin gösterme / sergileme imkânları, antika tablo veya eşyalara oranla çok mümkün olmadığı için de koleksiyonlarına pek rağbet edilmiyor. Dolayısıyla kaybolmaya yüz tutmuş koleksiyon olabilecek tüm varlıklar biriktirilip tasnif edilip saklanmamaktadır. Bu da bir ülkenin kayıt dışı kayıplarından biri olarak tarihe geçiyor.

Neden koleksiyon yapılıyor?

Bir insan neden koleksiyon yapmak ister ki? Bunun cevabı en az koleksiyonu yapılacak materyaller kadar çoktur aslında. Ancak belli başlılarını saymak gerekirse kimi insan kendi kültürünü, geçmişini öğrenmeyi istiyor; kimi kaybolan anılarını arıyor, geçmişin izlerini taze tutmaya çalışıyor; kimi de zevkle faydalandıklarını yarınlara taşımaya çalışıyor diyebiliriz. Hatta geçmişlerini unutmak isteyen veya geçmişi silik geçen insanların kendilerine geçmiş satın alma kastıyla koleksiyon yapmalarına bile rastlayabiliriz. Kısacası insanlar çok farklı düşüncelerle koleksiyona yönelebiliyorlar.

Koleksiyonerliği sadece kültürel bir hobi olarak görmemek lazım. Sanayi ve ticaret alanında gelişen kuruluşlar, işletmelerinin bünyesine kattıkları gerek kendi eserleri gerekse koleksiyon değeri olan farklı eserlerle hem kültürel hizmette bulunup hem de bu koleksiyonlardan ciddi anlamda kazanç da sağlayabilmekteler. Koleksiyonlar, nitelik ve nicelikleri ne olursa olsun bir anlamda ticari önemi de haizdir diyebiliriz. Koleksiyonerlerin veya tüccar/ sanayicilerin bizatihi kendi bünyelerinde oluşturdukları koleksiyonların, ticari / sınai gelişimlerinin kayıt altına alınması bakımdan da ayrı bir önemi vardır. Ülkemizdeki ticaret tarihiyle ilgili genel veya özel firma tarihçeleri ve başarılı sanayici ve işadamları biyografilerinden oluşan eserleri incelediğimizde bol miktarda koleksiyonlara müracaat edildiğini görebiliriz.

Koleksiyoner kimdir?

Koleksiyoner bazen aristokrat bir tüccar bazen de bilgiyi / hikmeti yolculuğuna azık etmiş seyyah gibidir. Biriktirdiği her şey koleksiyoneri çeşitli zaman dilimlerinde diyar diyar dolaştırır. Bazen bir evrak-ı metrukenin peşinde zaman dilimleri arasında kaybolur gidersiniz. Hatta bazen bir koleksiyon türü için birkaç alfabe veya dil öğrenmek zorunda bile kalabilirsiniz. Düşünsenize Osmanlı, Ermeni veya Slav kökenli koleksiyon yaptığınızı, bir bakmışsınız koleksiyon sevdasıyla üç farklı alfabeyi öğrenmişsiniz bile. Astrolojik, tıbbi, hukuki, zırai, teknik veya matbu alanlarda evrak, obje, fotoğraf, kartpostal, pul vs koleksiyonu yaparken konunun uzmanına yakın bilgi sahibi olmamanız mümkün değildir. Başka hangi hobi merak duygunuzla tasnif edilmiş bilgiyi, disiplinli bir şekilde edinmenizi sağlayabilir ki?

Tarihin farklı dilimlerinde koleksiyonerler yarınlara ışık tutabilecek belgeleri saklayıp biriktirmemiş olsalardı bugün birçok ayrıntıdan haberdar olmayacaktık. Günümüzde yapılan koleksiyonlar da hiç şüphesiz geleceğe devredilecek önemli miraslar olacaktır.

Ya saklamasalardı?

Her insanın fıtratında biriktirme dürtüsü vardır. Çok azında hastalık olarak görülen biriktirme merakı genelde insanın koleksiyonerliğe yatkınlığının da bir emaresidir. Belki de biriktirdiğimiz şeylerle esasen herhangi bir şey veya şeylerin koleksiyoneri olduğumuzun farkında değiliz demek bile mümkündür. Ninelerimizin çeyiz sandıklarında sakladıkları, türlerinin en iyi örnekleri el işi örmeler, dokunmuş kumaş veya kökboyalı iplik çeşitleri ihtiyaca binaen mi saklanmaktalardı yoksa sahip oldukları koleksiyonun varlığından duydukları zevk veya geleceğe taşımak istedikleri uygulanmış bilgi/tecrübeden dolayı mı? Veya dedelerimizin, babalarımızın, farklı zamanlarda farklı mekânlarda edindikleri her türlü obje, evrak veya kullanılmış metaları başköşede saklamaları, gizli çekmecelerde biriktirmeleri, çerçeveletip duvarlara dizmeleri, özenle saklayarak gelecek kuşaklara zaman zaman sözlü, uygulamalı veya görsel anlatımları zevk olsun diye miydi, yoksa tecrübenin doğru aktarımı için miydi? Misaller ve uygulamalar çoğaltılarak tartışılabilir.

Ancak şu da bir gerçek ki her ne olursa olsun ninelerimiz ipek kumaşların kenarına ördükleri oyalı mendilleri saklamasalar, biriktirmeselerdi bugün mendil koleksiyonu yapamayacaktı genç kızlar. Hatta dönem çalışan sanat tarihçileri, döneme havi ürünlere ulaşamayacaktı. Askerlik belgeleri, okul diplomaları, aferin belgeleri, şehadetnameler, ekmek karneleri, maaş kartları, icazetnameler, çalışma belgeleri, kartpostallar, tapular, ticari kartvizitler, faturalar, resmi belgeler vesaireyi saklamayıp, ufak da olsa kişisel koleksiyon yapmasalardı dedelerimiz, babalarımız; ulaşılması zor kayıt dışı kalmış bilgilere nasıl ulaşacaktı araştırmacılar, yazarlar veya koleksiyonerler.

İnsanın ve toplumun gelişimi ve koleksiyonerlik

Koleksiyoner olmak veya koleksiyon yapmak sanıldığı kadar pahalı bir uğraş değildir. Esasında neden böyle bir algı oluşturulduğu da tartışılır; ancak konu, başka bir araştırma ve inceleme yazısı olabileceği cihetle şimdilik bunu hatırlatmakla yetinmek lazım. “Yerli malı yurdun malı/ herkes bunu kullanmalı” kampanyalarında yurdun elması veya mandalinasıyla çocuklara aşılanmaya çalışılan ülkenin öz kaynaklarına ve kültürüne yönelik bilinç kadar; bu ülkenin hafızasını oluşturan koleksiyon ürünlerine de çalışılsaydı, bugün kazandırılan koleksiyon kültürüyle çok daha nitelikli bir bilinçlenmeden genişçe istifade ederek gurur duyabilirdik.

Çocuklarımızın sorumluluk duygusunu arttıracak, zamanı doğru kullanmayı öğretecek, kendi disiplinini kurgulayabilme becerisini geliştirecek, kendisini ifade edebilecek, ebeveynleri veya toplumla iletişimi attırabilecek, sosyalleşerek araştırma ve yorumlama becerilerini gösterebilecek, tüketim çılgınlığından uzak durmasının sağlayabilecek ve çevresindeki her şeye bir değer vererek koruma dürtüsüyle oluşturabilecekleri koleksiyonlar; muhakkak ki onların kişisel ve toplumsal gelişimlerinde büyük yarar sağlayacaktır.

Her koleksiyon bir kültür varlığıdır

Her koleksiyon bir kültür varlığıdır. Siz de bulunduğunuz toprakların veya farklı coğrafyanın kültürlerini edinmek, katkıda bulunmak istiyorsanız koleksiyon yapabilirsiniz. Edindiğiniz veya yapmaya çalıştığınız koleksiyon size bir şey hissettiriyor ve hoşunuza gidiyorsa yapınız. Bunun için sanat galerinin mail gruplarına veya sosyal medya hesaplarına abone olun ve takip edin, tüm davet ve açılışlardan, yayınlanan her eserden haberiniz olur; sanatsal objeler topluyorsanız mutlaka küratörlerin konuşma ve açıklamalarını can kulağıyla dinleyin, mezatları takip edin, müzayede kataloglarını temin edin ve inceleyin. Hiçbir yerde görme şansınızın olmadığı sıra dışı ürün veya evrakları müzayede kataloglarında güncel değerleri ve açıklamalarıyla görebilmeniz mümkün.

En azından bugün kullandığınız otobüs biletlerini, aldığınız karne veya teşekkür /takdir belgelerini, her yıl yenilenen öğrenci paso veya kimlik kartlarınızı biriktirebilir, işçi iseniz sigorta cüzdanınızdan tutun da maaş, hastane, iş ehliyeti kartlarına kadar kullanıp ömrü tükenmiş evrakları, işveren iseniz firma faturalarını, eski çek senetlerinizi, kartvizit ve reklam afişlerinizi pek kolayca saklayabilirsiniz. Yazarından imzalı kitaplardan şairlerine kendi yazılarıyla yazdırdığınız dizelere, amatör veya profesyonel sanatçıların eskizlerinden posta idaresinin dönem dönem çıkarttığı pul ve hatıra zarflarına kadar edinmeye çalışın.

Artık her şey dijitalleşiyor. Matbu evraklar ve el yapımı ürünler gittikçe azalıyor. Belki de yarın elle tutulur bir koleksiyon yapmak istesek, teknoloji çöplüğüne dönüşecek dünyamızda bu imkânı bulamayacağız!..

Ercan Babacan

Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2020, 22:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26