Kitap okumak dünyada neleri değiştirmez ki

Okumaktan uzaklaştıkça bizi biz yapan o manevi kuvvelerden de uzaklaşıyoruz. Sonra aynada gördüğümüz kendimizi tanımakta zorlanıyoruz. Ayşegül Uyar yazdı..

Kitap okumak dünyada neleri değiştirmez ki

 

İnsanlarla ünsiyet kurmayı seviyorum. Pazara gittiğimde hep aynı tezgâhtan meyve almayı, kitaplarımı aynı kitapçıdan satın almayı, hatta sabahları aynı simitçiden simit almayı seviyorum. Çünkü insanların arasında konuşulmadan kurulan bağların varlığına inanıyorum ve aramızda dile dökülmemiş cümlelerden bağımsız bir köprü oluyor biz sustukça. Bu sessiz ve sözsüz ahid karşımdaki esnafa, bana karşı dürüst olmasını; bana da mecbur kalmadıkça alıştığım mekânları terk etmemeyi fısıldıyor.

Böyle sözsüz bir ahid neticesi uzun yıllardır hep aynı kitabevinden alışveriş yapıyordum; ta ki bir arkadaşım ulaşamadığım bazı kitaplar için beni başka bir kitabevi ile beni tanıştırana kadar.  İlk sefer acil olan iki kitabı alıp çıktım kitabevinden. İkinci gidişimde birkaç siparişim vardı. Bütün siparişlerim yayınevi farkı gözetilmeksizin üç gün içinde bana ulaşınca ertesi ay daha uzun bir listeyle adım attım kitapçıya. Belli ki işlerine gönüllerini koyan insanlar vardı karşımda.

Ben hesabı ödeyecekken kitabevinin ortağı olduğunu düşündüğüm orta yaşlı bey yüzüme merakla baktı. “Yanlış anlamazsanız size bir şey söylemek istiyorum.” dedi. “Buyurun.” dedim. “Epeyce kitap aldınız; ödeme noktasında sıkıntı yaşayacaksanız sonra ödeyebilirsiniz, öğrencinin halinden anlarız.” dedi. Teşekkür ederken tebessüm ettim. “Ben öğrenci değilim, çalışıyorum. Hem ne kadar kitap aldım ki ödemek zor olsun, sağolun.” dedim. Bu sefer iyice şaşırdı karşımdaki bey. “Çalışan biri kitaba bunca para veriyor öyle mi, hayret doğrusu!” deyiverdi. Kazancımın onda biri kadarını kitaplara vermekte bir beis görmediğimi söyleyip ayrıldım oradan. Sonradan öğrenecektim ki bu bana has bir uygulama değil, o kitabevine ilk defa giren herkese yapılan bir teklifti. İki kitap âşığı küçücük bir mekânda buluşup da bu işi meslek haline getirmek isteyince böyle bir kitabevi çıkmıştı ortaya.

Biz nasıl unutuyoruz ve unutmanın okumakla bağı ne ola?

Şimdi nereden geldim buraya? Modern çağda her şey moda kavramı üzerinden algılanıyor ve talep ediliyor. Bir şeyin kıymeti moda olması ile doğru orantılı olarak artıyor. Akıntıya kapılan insanlar farklı (!) olmak adına bir örnek giyinmekten kurtulmaya çalışıp absürd kıyafetleri giyerken sürüler gibi bir örnek yaşadıklarını fark etmiyorlar. Oysa İslam geleneğimizde tavsiye edilen cemaat olmak, bir arada bulunmak modern zamanların kitle psikolojisinden çok farklı bir durumdur. Bireyin düşünmeyi, sorgulamayı bırakmadığı bir birliktelik vardır, istişare ortamı vardır bizde. Ne ki sürüler halinde yaşayan gün insanı okuduğunu/ gıdalandığını dahi moda olana göre belirliyor. Bu sebeple kitabevlerinin kapı önlerinde hep aynı kitapları/ çok satanlar listesinde olanları görüyoruz.

Belki bundan olsa gerek, popüler kitaplar yerine zengin bir yelpaze ile bambaşka kitapları okura sunan ve kitapla okur arasındaki maddi tüm engelleri güçleri nispetinde hafifletmek isteyen bir kitabevi beni fazlasıyla ümitlendirdi. Bir çocuk gibi için için sevindim, çünkü okuma eylemini önemsiyorum. Okumanın pasif bir duruş değil, aktif bir adım olduğuna inanıyorum. Okuyup içselleştirdiğimiz, beğendiğimiz, hatta okuyup eleştirdiğimiz cümleler bile kişilik inşamızda bize birer tuğla sunuyor.

Ben okumaya dair cümleler kurunca bazı arkadaşlar sıkılıyor, burun kıvırıyor, dudak büküyorlar bana. Okumayı gençlik dönemine has bir eylem olarak görmelerinden olsa gerek “Amaaan hâlâ kurtulamadın öğrencilik alışkanlıklarından.” diyorlar. “Çok kitap okuyorsun, bırak bunları, hayatı oku.” siyenler de çıkıyor. Ertesi gün gündemimize bomba gibi bir haber düşüyor. Kardeşlerimizin yakıldığına, açlıktan kedi köpek eti yediklerine, bilmem hangi vahşete maruz kaldıklarına dair. İki gün acı duyup sonra yeniden unutuyor, dünyalık meşgalelere dalıyoruz. Ne de çabuk unutuyoruz/ unutuyorum. Yediğimizden giydiğimize, okuduğumuzdan üzüldüğümüze kadar her bir şeyi bizim için seçen birileri mi var yoksa? Yok, yok endişe etmeyin subliminal mesaj demeyeceğim. Şairin “Ben yaşarken oldu her şey.” dediği gibi bu eller tutar, bu gözler görürken oluyor olan ne varsa. Peki biz? Biz nasıl unutuyoruz ve unutmanın okumakla bağı ne ola?

“Sağ elinden yardım iste.” diyordu Rasulü Zişan hafızasının zayıflığından şikâyet edene. Demek ki yazmak hatırlamayı kolaylaştırıyor, hafızayı pekiştiriyordu. Sonra Kurtuba’yı düşünüyorum. Endülüs’ten kaçırılan kitapları, Vad'il Kebir Nehri’ne dökülen kitap küllerinin rengini günlerce değiştirdiği Kurtuba’yı hatırlıyorum. Bugün Arakan diyoruz, Suriye, Irak, Myanmar, Çeçenistan, Burkina Faso ve daha adını bilmediğimiz onlarca yüzlerce İslam beldesi niçin bu halde? Okumadığımız için olabilir mi?  Niçin İslam ülkeleri bir bir düşerken onlarca şehidin yanı başında kütüphanelerimizin dumanı yükseliyor. Kitap bizim ortak hafızamız olduğu için olabilir mi? Eskiden belki okuma yazma oranı böyle yüksek değildi ama söz medeniyeti taptaze idi ve büyüklerin kadr ü kıymeti bilinirdi o vakitler. Ya şimdi satırları yazılmış olanı okumaktan aciz olanlar hayatı nasıl okuyacaklar acep? Okumaktan uzaklaştıkça bizi biz yapan o manevi kuvvelerden de uzaklaşıyoruz. Sonra aynada gördüğümüz kendimizi tanımakta zorlanıyoruz. Gerisini siz de, ben de iyi biliyoruz. Kendi gündemini kendi belirlemekten uzak, manşetleri takip eden bir hayat oluyor bizimkisi.

Bir kitap seçelim ve üç kişinin cemaat olduğuna iman ederek küçük bir halka kuralım

Peki, napalım? Size fazlaca romantik gelebilir ama uzun vadede faydasını biiznillah göreceğimiz, en azından bunca yıldır zararını görenin olmadığı bir eyleme davet ediyorum seni, beni, bizi. Beraber bir kitap okuyalım mı? Bir kitap seçelim ve üç kişinin cemaat olduğuna iman ederek küçük bir halka kuralım. Haftanın, zor mu oldu, ayın belli bir günü evlerimizde, camilerimizde, kurslarımızda, okullarımızın sıralarında, iş yerimizin yemekhanesinde, dershanenin etüt salonunda toplanalım. Bismillah deyip açalım kitabımızı. Bir bölüm, olmadı beş on sayfa okuyalım. Okuyan bazen ben olayım bazen sen.

Okurken duralım, soru soralım, itiraz edelim. “Ama ben!” diye başlayan cümleleri çekinmeden kuralım. “Sen hangi cümlenin altını çizdin?” diye soralım. O bize uzak gördüğümüz insanların nasıl da güzel dünyaları olduğunu görelim okudukça. “Rabbim ne de güzel yaratıyorsun diyelim.” kendi kendimize. “Biliyor musun, ben de böyle düşünmüştüm ama böyle ifade edemiyorum.” deyişine şahit olalım. Bütün bunca şeyi yarım saat bilemedin bir saatte yapalım. Bir, iki, üç derken gözlerimizdeki ışıltının değiştiğine şahit olalım. Birbirimizle ünsiyet kuralım sonra, sözsüz ahidlerimiz olsun. Aramızda oluşan ülfet bizi hayrete düşürsün. Kitap okumanın hayata dair en sahici okuma olduğunu görelim. Kitabı kapatıp namaza duralım, sohbete duralım, işimizin başına azimle dönelim, ayrılırken daha sıkı sarılalım birbirimize.

Üç beş sayfa bunları yapar mı demeyin, deneyin ve görün. Cemaat olmanın, aynı konuya farklı yerlerden bakmanın, farklı insanlarla konuşmanın, düşünmenin ortaya çıkardığı rahmanî ikrama siz de katılın. Sonra yine dua edelim kardeşlerimiz için, kermesler yapalım, yardımlar da gönderelim amenna ama unutmayalım ne olur, çünkü insan çokça unutkandır.

 

Ayşegül Uyar yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2013, 12:34
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
esra nur
esra nur - 6 yıl Önce

çok güzel bir yazı, kaleminize kuvvet.rica etsem şu kitabevinin adını da yazsanız, bize de gidip tanışmak nasip olur belki.

Gülnaz Eliaçık
Gülnaz Eliaçık - 6 yıl Önce

Okumak diyoruz, kalbimizi serinleten bir vahadır çölün ortasında...Güzel görüşlerine, emeğine sağlık Ayşegül'üm.

esra
esra - 6 yıl Önce

ben Konya da öğrenciyken de bize böyle destek veren bi kitabevimiz vardı.sağolsun biz teklif etmeden kendisi yazardı veresiye :) tefsirlerimiz hadis kaynaklarımız safahatımız ve daha niceleri... Yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Ayrıca teşekkürler "hüner"

feyza
feyza - 6 yıl Önce

çok keyifle okudum ve bende bu kitapevini merak ettim

Rumeysa
Rumeysa - 2 yıl Önce

Kaleminize sağlık. Okumayı içselleştirmek ve yaşamımızda etkili olması ne güzel bir duygu. Hatta sizinde dediğiniz gibi okumayı sevmeyen, sıkılan bir neslin ( gençlerin) arasında bu kitap dostluğunu bulmak daha bir anlamlı

Hatice Erat Boztaş
Hatice Erat Boztaş - 12 ay Önce

Beğenerek okudum yazınızı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık olsun.

banner19

banner13