banner17

Kitap Fuarı da geçti gitti

H. Seher Çevik, Frankfurt Kitap Fuarı'ndan bildiriyor.

Kitap Fuarı da geçti gitti

Kitabın bir kokusu vardır, şöyle burnunuza yaklaştırıp bir elinizle hızlıca çevirdiniz mi sayfaları, kitap rüzgârı eser burnunuza doğru. Kitapları gördük, dokunduk, sayfalarını karıştırıp okuduk ama, o koku, ah o koku... Belki de milyonlarca kitabın bulunduğu fuarda, duyan oldu mu acaba o kokuyu, çok merak ediyorum?

 

Geriye kalan dostluklar

61. Frankfurt Kitap FuarıBu yıl da gelip geçen 61. Frankfurt Kitap Fuarından yorgunluk ve yeni dostluklar kaldı geriye. Türkiye'nin standından başladık fuarı ziyarete ve hep dönüp dolaşıp bu standa çıktı yolumuz. Bana mı öyle geldi, yoksa kendi ülkesinin standını bir ev misali samimi bir mekana dönüştüren sadece biz miydik? Dolaşabildiğim diğer ülke standlarının hiç birinde böyle bir samimilik göremedim desem yeridir. Fuar ziyaretçileri ve misafir yazarlarımızla sohbet, muhabbet, kültür bakanlığınca dağıtılan Türk çayları o kadar sıcak bir ortam oluşturdu ki, herkes birbiriyle tanışıyor ve  kısa zamanda sanki kırk yıllık ahbaplar gibi oluyordu. Belki de gurbetin ettiği bir oyundu bize bu.

 

Başka milletler

Hafta başında başlayan fuarın ilk üç günü halk ziyaretine kapalıdır, son iki günü, o da hafta sonuna denk gelir, halka açılır. Hafta sonu çok daha renklidir fuar, bilet parası 20 Euro civarında olduğundan içeri giren gençler işi bedavaya getirmek için kostümlü olarak girerler, ki o zaman fuara giriş bedavadır, böylece fuar karnavala dönüşür. Dolayısıyla fuara hafta sonu ilgi büyüktü. Daha fazla olmasını dilediğim ise çocuk ziyaretçilerdi. Fuarın, İstanbul Büyükşehir Belediye’siyle beraber en görkemli standı olan İstanbul Ticaret Odasının standında dağıtılan çantaların etkisini de eklersek başka milletlerden ziyaretçilerimiz çoktu bu sene. Kitap fuarını, ikiz bebeklerinin arabasını sürerek dolaşan genç bir anne ise fuarda gördüğüm en güzel manzaralardan biriydi.

Ülkemizden gelen misafir yazarların etkinlik konularının ağırlığı edebiyattı, özellikle de çocuk ve gençlik edebiyatı, kadın ve kitap üzerine yoğunlaşmıştı ki, bu çok iyi oldu. Yalnız çocuk edebiyatı ve çocuk kitapları okuma etkinliklerinin hepsi, çocukların katılma imkanı olabilecek bir zamanda, hafta sonunda yapılsaydı çok isabetli olurdu. Kaldı  ki cumartesi günü yapılan Mevlana İdris ve Gülten Dayıoğlu’nun programında ilk kez çocuklar da vardı.

 

61. Frankfurt Kitap FuarıOrtam sertleşti

Bu yılın en hararetli programıysa, fuarın bitimine bir gün kala, yazar Jaklin Çelik ve Ayşe Kulin’in sunumu sonrası, sorulan sorularla ortamın kızıştığı anlardı. Konu tabii ki dönüp dolaşıp, Türkiye'nin de gündeminde bulunan demokratik açılım projesiyle alakalıydı. Bir taraf Türk'e Türk'ten başka dost yok mantığındaki insanlar, diğer taraf karşı görüşte bulunanlardı. Neyse ki tadında kaldı.

 

Katılım daha iyi olabilirdi

Türkiye’nın etkinlik programlarına katılım ise hafta sonunu saymazsak yüzde 60 gibi bir orandı, salonda daima boş sandalyeler vardı. Gönül isterdi ki, üç milyon küsur Türkün yaşadığı Almanya'da, küçücük salon hergün dolup taşsaydı. Kitap standlarında ise Türkiye yayıncılığıyla alakalı daha renkli yayınevleri seçilebilir daha bir rengarenk olabilirdi diye düşünüyorum. Hoş Yapı Kredi’den, Timaş’a, Varlık’tan Bilgi Üniversite’sine kadar birçok yayıncı vardı ama ben yine de daha renkli olmasını arzulardım.

Türkiye’den gelen yazar profiline baktığımızda yine aynı durum söz konusu. Enver Ercan’dan Ali  Ural’a, Ayşe Kulin’den Nazan Bekiroğlu’na birçok yazar vardı ama daha farklı, renkli ve çeşitli olabilirdi, güzel tarafı yeni yüzlerin gelmesiydi.

61. Frankfurt Kitap Fuarı

Misafir ülke Çin

Bu yıl Frankfurt kitap Fuarında, bilindiği üzere Çin misafir ülkeydi. İtiraf edeyim ki Çin’in standına öyle koşa koşa gitmedim. Burdan Çin’e baktığımda geçtiğimiz aylarda yaşanan, Çin Halk Cumhuriyeti'nin, ‘halkına’ gereksiz, aşırı şiddetini hatırlıyorum ve birçok acının ve zulmün yaşandığı bir ülke olarak gözüküyor bana, bu da doğal olarak bir antipati oluşturuyor. Kaldı ki fuarın olduğu sürede Çin, Uygur Türkleri tarafından protesto edildi. Geçen yıl bizim bulunduğumuz misafir ülke standına kurulmuş olan Çin’in, profesyonelce bir mekan tasarımı ilk göze çarpan öğeydi. Her yer kitap doluydu fakat ilginçtir çok az kitap varmış gibi gözüküyordu. Kitapların yanına gidip birkaç kitaba bakmak istediğimde ise karşıma çıkan, anadan üryan Çinli kadınların fotoğraflarının bulunduğu bir kitaptı, e Çin alfabesi de malum, kitaplara bakmaktan direk vazgeçtim. Kısaca, hani yeni gelinin birini oynatmak istemişler bir düğünde, yerim dar demis, yerini genişletmişler, e yenim dar demis, benimki de o hesap.

Bir de oraya giderken  geçen yıl standlarını gezdiğimde burnumun direğini sızlatan o plastikvarı kokuyu duymaktan çok korkuyordum, neyse ki o koku bu yıl çok hafif olarak vardı. Bahçede kurulan kültür çadırlarında ise, aynı koku yine burun direği sızlatmaya devam ediyordu. Çin elbette ki dünyadaki en kadim uygarlıklardan biri, bunun getirdiği kültür birikimini fuara yeterince taşıyamamış gibi geldi bana. Kültür çadırında ağırlık, belki de son günler olması hasebiyle, bildiğimiz ticari Çin pazarı havasındaydı. Görülmeye değer, Çin gölge oyunu figürlerinin ince ince işlenmişliğineyse hayran kaldım.

61. Frankfurt Kitap FuarıFuarda protesto edilen sadece Çin değildi, İran kendi standı önünde ve bahçede, son cumhurbaşkanı seçimlerinden ötürü protestolara maruz kaldı. İlginçtir, bahçedeki bir sempozyumu, ki konuşmacılar cam bir fanus içindeydi, Alman ahali battaniyelere sarılmış izlerken birden ortaya çıkan İranlı ve İranlı olmayan, ağızları siyah bantlı bir gurup dağıttı, ama öyle vurup kırmadılar. Ahali battaniyeleri bırakıp uzaklaştı. Bağırarak fanusu saran gurubu, fanus içindekiler de gülümseyerek karşıladılar biraz heyecanlanıp ayağa kalktılar ve konuşmalarını kestiler, o kadar. Etrafta ne polis ne de başka bir güvenlik önlemi gözüküyordu, ülkemdeki protestocuları düşünmeden edemedim.

 

Bazı ülkelerin standları garibandı

Gezenler bilir fuar alanı çok büyük, doğru düzgün gezmek istediğinizde ancak günde bir holü gezebilirsiniz. Ben de gezmeye özellikle Mısır, Katar gibi Müslüman ülkelerin bulunduğu holden başladım. Bu fuarda kitapların sergilendiği alanların dizaynı ve çeşitliliği de dikkat çeker, ait olduğu ülkeden bir sürü ipuçları taşır, kültürü, zevki gibi… Şahit olduğum bir gerçekse birçok üçüncü dünya ülkesinin, zengin veya fakir, birkaçı hariç standlarının garibanlığı, cdlerin modası geçmişken kaset sergileme gibi teknolojik ayıpları ve sergiledikleri çocuk kitaplarının teknik manada günümüzden uzaklığıydı. Kitabın gelişimi de insan gibi çocukluğundan, çocuk kitaplarından başlar. Bir milletin çocuk kitabına yaptığı yatırım, kitabın serpilip boy atması için sudur adeta. Bu ülkelerle aynı holde bulunan Fransa, Polonya gibi ülkelerin çocuk kitaplarıyla karşılaştırma yaptığınızda, bu farklılık daha bir gözünüze gözünüze batıyor.

Bir fuarı daha bitirirken seneye konuk olacak Arjantin’i beklemeye başladık bile.

Fotoğraf Galerisi için: http://www.dunyabizim.com/gallery.php?id=124

 

H. Seher Çevik gezdi gördü yazdı.

Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2009, 11:08
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20