Kimimiz için bir yürek yangınıdır Muharrem

Kimimiz için Muharrem ayı, Âdem olmaya niyet etme yolunda verilmiş yeni bir fırsattır. Davûdî bir tövbe için sunulmuş ikramdır. Zeynep İnan yazdı..

Kimimiz için bir yürek yangınıdır Muharrem

 

Bir film girer gösterime… Pek çoğumuz seyrederiz. Sonra “anlat” derler; farklı filmler anlatırız. Oysa aklımızın gönlümüzün süzgeci, Bir’in sonsuz yansımalarından bir’dir. Göz aynı, gönül aynıdır ama bizde kalan iz hep farklıdır. Muharrem gibi!

Kimimiz için Muharrem ayı, Âdem olmaya niyet etme yolunda verilmiş yeni bir fırsattır. Davûdî bir tövbe için sunulmuş ikramdır.

Bazılarımız için nefs tufanından kurtulmak için Hazreti Nuh’un gemisine binmek; hangi dağ başında karaya çıkartırsa “eyvallah” diyerek kulluğa devam etmektir.

Yıldızlara bakmaktır kimimiz için Muharrem… Ay ve Güneş’e bakmak… “Hayır benim Rabbim bunlar olamaz” demektir. Ataların dininden dönmek, Hazreti İbrahim’e layık olmaktır.

İbrahim’e layık olanların isimleri Yakub, görmeyen gözleri görür olur. Göz, Yusuf’undan gayrını, Yusuf kuyusunu terk eder… Kimisi için bu zamanın ismidir Muharrem.

Hastalar şifa bulur Eyyub hatırına… Muharrem tam o andır onlar için.

Firavunluğumuz tutmuşken Nil bir bebek getirir kucağımıza… Tanırsak, besler büyütürsek onu, aşılmaz denizleri aşar selamete çıkarız. Aksi takdirde son pişmanlık fayda etmez, kurtuluş getirmeyen o bitmez secdede kalırız kimimiz. Muharremdir vaktin ismi.

Kimimiz hükümranlıkla ikram olunuruz. Rüzgârla sohbete başlar, mahlukatın şarkısını dinleriz Süleyman’ca… Kimimiz daraldığımız hallerden halas oluruz Yunus misali… Meryem’e evlat oluruz kimimiz… Cem koyarlar ismimizi ya da Velî… Muharrem’dir o demin ismi…

Nice müjdeler birbiri ardı sıra dizilir böyle… Göz aydınları ve kurtuluşlar ordan oraya sevinçle uçan serçeler gibi kanat çırpsa da, kimimiz için yürek yangınıdır Muharrem. Bir bardak suyu kana kana içememektir… İftarda suyun boğazda düğümlendiği oruçtur Muharrem. Dalıp gitmektir… Hazreti Fâtıma ile yaşamaktır.

Kim bilir ne sırlar saklıdır bu dört ebenin seçilmesinde!

Evet, herkes için bir mana ifade eder Muharrem… Ve kimisi için Muharrem en çok Hazreti Fâtıma’dır.

Doğumu için nasipsiz Kureyş ebelerinin Hazreti Hatice’ye yardım etmedikleri Fâtıma… Cenab-ı Hakk’ın dört mübarek ebe yolladığı Fâtıma… Ruhullah anası Meryem, Halilullah eşi Sara, Kelimullah sütannesi Gülsüm, Firavun eşi Asiye… Kim bilir ne sırlar saklıdır bu dört ebenin seçilmesinde! Anlayamamak dert olmuyor insana her vakit. Hissetmek yetiyor kendi aczini ve sadece ne ile meşgul edildiğine bakmak sevindiriyor çaresizce.

Emri ilahi ile Hazreti Ali’ye eş olan Hazreti Fâtıma, Resulullah (s.a.v.) nikahtan sonra yanlarından ayrılırken ağlıyordu. “Ağlama!” dedi mübarek baba, “Elhamdülillah seni öyle bir kimseye verdim ki kadri cemii halktan âlâ, ilmi cümleden efzun ve mualladır. O benim akrebi ehli beytim, efdali eshabım, eşrefi ensarımdır.” O vakit Fâtıma babasına döndü ve dedi ki: “Ya Resulallah, hizmetinizden ve huzuru şerifinizden ayrıldığıma mahzun oluyorum. Başka bir şeye değil.”

Derken vakit geldi.

O gün Hazreti Ali (k.a.v.) sevgili eşini fazla meşgul görünce neden bu kadar çok iş yaptığını sordu. Aldığı cevap şuydu: “Dün gece Resulullah, ‘ey Fâtıma müjde! Zamanı rıhlet yaklaşmıştır. Yarın gece bana vasıl oluyorsun’ buyurdular.”

Bu müjdenin sevinci ile çocuklarının ertesi günkü yemeklerini yapıp, çamaşırlarını yıkadı Hazreti Fâtıma… Gitmeden evvel dört şey istedi sevgili eşinden; “Ya Ali, benim sana dört vasiyetim vardır. Bu ana kadar bir kusurum olduysa affetmen; ciğerparelerimi muhterem tutup, bir kusurları olursa affetmen; beni gece defnetmen ve ziyaretimden ayak çekmeyip, dualarını eksik etmemen.”

Son dakikalarında yanında Esma (r.a.) vardı. Vakit tamam olduğunda ondan da dışarı çıkmasını istedi. Kapının önünde gözünden yaşlar süzülen Esma’nın kulağına içerden son olarak şu sözler geldi: “Ya Rab Resulullah hürmetine, ya Rab Ali-ül Murtaza hürmetine evladı masumelerin hürmetine günahkâr ümmetlere merhamet buyur.”

Bir dahaki Muharrem’e yüzümüz olsun

Allah (c.c.) bizleri, son nefesinde yine bize dua eden Fâtıma Annemizin sevgisinden ayırmasın. Onun hatırı için 4 Kasım/1 Muharrem ile başlayan hicri yeni senemiz hayırlara vesile olsun. Tarihin seyri içinde yer almış cümle Muharrem’de vuku bulan tüm müjdelere talip olalım. Tövbelerimiz tövbe olsun. Muharrem’in bizdeki tesiri ne türlü ise o tesire sımsıkı sarılıp kurtuluşa erelim inşallah.

Şüphesiz bu Muharrem’de de kimimiz oruç tutacak, kimimiz yas… Kimimiz nefsini, kimimiz tenini dövecek… Hasılı her birimiz kendi meşrebimizce yaşayacağız Muharremi… Adem olacağız kimimiz, Davud, Süleyman, Nuh, Yakub, belki Eyyub, belki Yusuf, belki İbrahim, belki İsa ya da Musa tenezzül edecek kimimize… Dokunacaklar bize, iz bırakacaklar… Cümlesinin dokunuşunun tek sahibi olan Hazreti Resulullah’ın (s.a.v.)’in izi üzerimizde kalsın inşallah. Bir dahaki Muharrem’e yüzümüz olsun.

Bilinmez belki bazılarımız Hazreti Fâtıma ile yaşayacak Muharrem’i inşallah... Her nasıl yaşarsak yaşayalım, on bir ayın hicranı 10 Muharrem 61’i unutmayalım.

 

Zeynep İnan yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2013, 11:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13