banner17

Kim bu A'raftakiler?

Kur'an'da A'raf ve A'raftakiler nasıl anlatılıyor? A'rafta olmak istenilecek ve övünülecek bir durum mu? Kur'an'ın A'rafıyla aydınların a'rafı birbirine ne kadar benziyor?

Kim bu A'raftakiler?

‘Elif Lam Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gayba iman ederler…’

Cennetle cehennem arasındaki sur

Cennet ve cehennem de gaybî haberlerdir. Kur’an’da bu iki yerle ilgili çok ayet ve açıklama olmasına rağmen bu durum gayb olmaktan çıkarmıyor onları. Bir de A’raf var. Cennet ile cehennem arasında bir ara bölüm. Bir yükselti. Geniş mi dar mı olduğunu bilmediğimiz bir duvar. Tehlikeli ve ürkütücü gibi görünen ama geçici bir zaman için var olduğu izlenimine kapıldığımız ve kapıları da olan bir sur.Araf

A'raftakileri niçin önemseriz?

Cennet ile cehennem arasındaki bu ‘hicab’tan, bu duvardan çok az bahsedilmesine rağmen, özellikle okumuş-yazmışlar arasında rağbet gösterilen bir mevzu bu A’raf. A’raftakiler, o yüksekliğe çıkarak bir çeşit dokunulmazlık kazanmış gibiler. İki taraf da ne tam kendilerinden sayar A’raftakileri, ne de onlar hakkında olumsuz yargılarda bulunur. Gerçekten tam aradadırlar. Sözleri, işaretleri önemlidir iki taraf için de.

Bazılarımız A’raf’ın bu geçiciliğini unutup kendimizi hep orada konumlandırmak isteriz. Oysa oraya istenilerek varılmaz ki. Büyük emek verilmeden, zihin ve kalb kanırtılmadan, binlerce kitabın sayfasında gecelenmeden, varoluşun ve yaşamın sırlarına vakıf olmak için ruha büyük acılar yaşatılmadan A’raftakilerden olmak ne mümkün…

Kimin A'rafını konuşuyoruz?

Peki, nasıl bu A’raftakilerin ruhsal durumları? Işıklar yanıyor mu A’raf’ta? Korkutucu bir karanlık mı hüküm sürüyor yoksa? Zannediyorum özellikle Hristiyanlığın ve Dante’nin A’raf’ının etkisiyle bizimkilerin Araf’ı da pek iç açıcı değil. Bir kasavet, muttasıl bir sızlanış, karanlığa yol veren bir loşluk, belirsizliğin doğurduğu bir umutsuzluk var A’raftakilerde.

Peki, Kur’an’da nasıl anlatılmış A’raftakiler? Ehl-i A’raf kimlerdir? Halleri, durumları nasıl? İmrenilecek bir yerde mi bulunuyorlar yoksa korkutucu bir yer mi bulundukları yer?

Kur'an'da A'raf

A’raf suresinin 46-49. ayetleri bize A’raf’ı ve A’raftakileri şöyle anlatıyor: ‘İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler. /

Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler. /

(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı. /

Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" (derler).’

Dante, Araf
(+)

Âlimlerin çeşit çeşit yorumları

Bu kişiler niçin burada? Çok net ve kesin bir cevap verememiş âlimler bu soruya. En fazla benimsenen görüş; bu kişilerin sevaplarının kendilerini cehennemden kurtardığı, günahlarının ise onları cennete girmekten alıkoyduğu şeklindedir.

Özellikle Gazzali bu görüşü benimseyerek ve genişleterek benimseyenledendir. Berzah denilen bu ‘ara bölge’de; yukarda bahsedilen insanlarla beraber çocuklar, deliler ve nebevî mesajın ulaşmadığı fetret ehli kişiler bir süre bekletilir.

Hasan-ı Basri ve diğer bir kısım âlimler ise a’rafın irfan kökünden türediğini kabul etmişlerdir. Bu yüzden A’raftaki bu kişilerin yüce bir bilgiye sahip olduklarını, cennetlikleri ve cehennemlikleri tanıdıklarını söylemişlerdir.

Konu Kur’an’da kısaca ele alındığından ve gaybla ilgili bir haber olduğundan âlimler, müfessirler ancak çeşitli yorumlar yapabilmişlerdir. Bazı tefsirlerde A’raftakiler hakkında uzun yorumlar yapılmış ve farklı on iki sınıf insandan bahis açılmıştır.

A'raftakilerden beklentiler

Cennetin (katışıksız doğrunun) güzelliğinin farkındalar A’raftakiler. Cennetliklere selam çakarlar. Orayı büyük bir iştiyakla arzularlar. Oraya gireceklerine dair inançları çok güçlüdür. Cehennemin (katışıksız yanlışın) de kötülüğünün farkındalar. Cehennemliklere ise isteyerek bakmazlar. Gözleri zalimlerin sığınağı o ateş yerine döndürülünce, kendilerinin onlardan kılınmaması için Rabb’lerine yalvarırlar.

Şimdi buradan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz: A’rafta olmak hak ve hakikatten uzak olmak, ondan yana tavır koymamak anlamına gelmemeli. Gelemez. Belki A’raftaki bir kişi, bir aydın egemen ve eksik anlayışlara uzak düşebilir. Ama doğru bildiklerini, yanlış bildiklerini apaçık bir şekilde dile getirmekten çekinmemelidir. A’rafta olmanın sağladığı teyakkuz hali onun tesbitlerini ve sözlerini müthiş bir berraklık ve keskinliğe ulaştırmalı. Umutsuzluğa ve kötümserliğe düşmeden, cenneti arzulayanlarla saf tutmaya ve onlarla birlikte yol yürümeye devam etmelidir.

Araf

Mustafa Nezihi Pesen, 'en doğrusunu Allah bilir' diyerek yazdı

GYY cenneti tavsiye eder!

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2010, 12:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
aysenur
aysenur - 8 yıl Önce

Bir hocam "Müslüman Arafta olmaz" derdi...

banner8

banner19

banner20