Kendiyle söyleşir gibi sakin yazdı şiirini

Mustafa Uçurum şiirindeki sakinlik onun dünya karşısında kendini nereye koyduğuyla ilgili. O, belki dünyadan söz etmektedir ya da dünya içinde yaşadıklarından ve gördüklerinden, fakat kenarda olduğu için, şiirleri iç konuşma, kendiyle söyleşme şeklinde ortaya çıkar.

Kendiyle söyleşir gibi sakin yazdı şiirini

 

 

 

Mustafa Uçurum’un ilk şiir kitabı Tenhalayın Kalbimi 2006 yılında yayımlanmış. Tenhalayın Kalbimi’yi görmedim. Sanırım Uçurum’un şiirlerini dergilerden takip ettiğim için, kitabın peşine düşmemişim. Mustafa Uçurum’un ikinci şiir kitabı: Dünya Telaşı (2013, Sütun y.).

Öyle olunca Dünya Telaşı’nı, Uçurum’un dergilerde yayımlanan şiirleriyle birlikte düşünüyorum. Ve iki kitabın kıyasını yapamıyorum. Fakat kitaplar biraz da kendilerini isimlerinden belli ederler. İki kitap arasında bir iç bağlantı olduğu muhakkak, bir de farklılaşmadan söz edebiliriz. Sanki Dünya Telaşı’nda şair bakışlarını çevresine yöneltiyor ve bir hayat muhasebesi içine giriyor. Burada seçilen kelime: dünya. Dünyanın Müslümanca karşılanması, Müslümanca anlamlandırılıp konumlandırılması açısından. Uçurum “dünya telaşı” diyerek, dünyayı ötelemeye, bununla birlikte “telaş” diyerek, onun Müslümanı uğraştıran bir şey olduğunu belirtmeye (çünkü dünya Müslümanı telaşlandırır) çalışır.

Şiirinin tamamında bu kapanmaz mesafe hissedilir

Kitaplar arasındaki iç bağlantı, “kalp” kelimesinde düğümleniyor. Kalp Uçurum’un şiirinde “ben”e karşılık gelir. Şair “ben” diyeceğine, “kalbim” der. Bu nokta, Uçurum’un şiirini açıklayıcıdır. Bir kere Uçurum’un kalbinden başka dünyası yoktur. Her şeyin karşılığı, meydana gelmesi, anlamlandırılması, ifadelendirilmesi, yansıması kalptedir. Her şey kalple kavranır ve anlaşılır, başka ifadeyle kalple düşünülür ve konumlandırılır. Düşünür olması onun fazlasıyla duygusallaşmasının önüne geçer. Kalpten yola çıkması; onun öfkelenmesini, hesaplaşmasını, adalet arayışını sekteye uğratır. Bu yüzden Uçurum’un şiiri sakindir. Sakin sularda seyreder.

Uçurum şiirindeki sakinlik onun dünya karşısında kendini nereye koyduğuyla ilgili. Çoğu şair kendini sabit, merkez kabul eder. Dünyayı ve insanları kendine göre konumlandırır. Uçurum’da bu değişir. Uçurum kendini merkeze koymaz. O her zaman “kenarda”, “köşede” ya da kendi gölgesinin bile sağında görür. Dünyaya, yani insan ve olaylara kenardan bakar. Şiirinin tamamında bu kapanmaz mesafe hissedilir. O belki dünyadan söz etmektedir ya da dünya içinde yaşadıklarından ve gördüklerinden, fakat kenarda olduğu için, şiirleri iç konuşma, kendiyle söyleşme şeklinde ortaya çıkar. Kendini anlatıyordur; kendi üzerinden yaşadıklarını ve yaşananları, dünyayı ve olayları, ihanetleri ve savaşları… Anlatılanlara baktığımızda, temiz bir niyetle karşılaşırız. Kesinlikle olaylara yeniden müdahalede bulunmak, plan yapmak, beddua etmek, tehdit etmek, fikirsel açıdan çürütmek, mevzilenmek, intikam almak veya bir meselenin davasını gütmekle karşılaşmayız.

Mustafa UçurumUçurum’un şiiri oda müziğine benzer

Yağmurlu bir yüzden geçiyorum gölgemin en sağından”. Gölgenin en sağından geçmek, yalnızlığın ince bir anlatımıdır ayrıca. Kimse yoktur yanında. Gölgesiyle hemhal bir kişi düşünün. Yağmurlu bir yüz vardır, yalnızlığı delip geçecek veya ortadan kaldıracak, fakat şair ondan da geçmektedir. Çünkü o da sonuçta şairin kendi gölgesinden başka bir şey değildir. Öyleyse şunu söyleyebiliriz; Uçurum’un şiirindeki sakinlik, tevekkül, bu kendinden geçmeyle alakalı.

Mustafa Uçurum’un şiirini Mustafa Celep’in şiiriyle karşılaştırabiliriz. Karşılaştırma iki şairi de bize daha iyi gösterir. Uçurum kendinden geçen bir şairken, Celep tamamen kendine sarılır. Uçurum kendini kenarda konumlandırırken, Celep kendini merkeze yerleştirir. Celep haksızlığa uğradığını, bu yüzden adalet talep ettiğini sesinin yettiği kadar haykırırken, Uçurum uğranılan haksızlığın farkına varıp, kenardan geçip gitmeyi, yani kin gütmemeyi yeğler, sesi kısıktır, sakin konuşur. Celep’in şiirinde coşkun bir ırmak sesi duyulurken, hatta kavga, gürültü, tokat sesleri, küfürleşmeler… Uçurum’un şiirinde volümü düşük bir ahenk vardır. Uçurum’un şiiri bu yüzden oda müziğine, Celep’inki orkestraya benzer.

Bu farklılıklarla birlikte iki Mustafa da 2000 Kuşağındandır. Konuları üç aşağı beş yukarı aynı. Kaygı, düşünce, his, arayış, varoluş iki şairde de görülür.

Dünya Telaşı; Mustafa Uçurum şiirini daha netleştirmesi, onun şairliğini ve söyleyeceklerini daha derli toplu bir şekilde sunması açısından başarılıdır.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:15
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Edibe Çelik
Edibe Çelik - 6 yıl Önce

Mustafa Uçurum'un Dünya Telaşı adlı kitabını okudum. O kadar beğeniyle okudum ki sürekli çantamda duruyor. Ömer Yalçınova çok güzel tespitlerde bulunmuş. Uçurum'a ve Yalçınova'ya teşekkürler.

Ahmet Gür
Ahmet Gür - 6 yıl Önce

Yalçınova bir parmak bal çalmış. sanki yazılacak daha çok şey varmış da yer darlığından dolayı yazamamış gibi.

banner19

banner13