Kendini okutacak yeri kendisi seçer kitaplar

Kitap okumayı hobiden öte psikolojik bir gereklilik haline getiren kitap âşıkları yolculukta, evde, kafede neler okuyabilir? Beyni zorlayan kitaplara nelerden başlangıç yapılabilir? Erkan Kurak yazdı..

Kendini okutacak yeri kendisi seçer kitaplar

Her ortamın insanı etkileyen ve içine alan farklı bir havası var. Bu havayı en kestirme ifadesiyle iktisadî anlamda “fayda”ya dönüştürmek mümkün. Ortamına göre okunacak bir kitaptan elde edilecek haz, hedonist saplantılara taş çıkartacak cinsten olabilir. Kitabı boş zamanlarında okunacak, tüketime tâbi bir meta olarak düşünen kişilere aşağıda söylediklerim saçma gelecektir. Onun için bu satırlar, kitap okumayı hobiden öte psikolojik bir gereklilik haline getiren, bir nevi taklitle başlayıp tahkikte karar kılan kitap âşıkları için yazılmıştır.

Bazı kitaplar vardır ki zihin haritamızda işaret taşları olarak yer etmişlerdir. Ya da birer mihenk taşı olarak sonraki okumalarımıza yol gösterici olmuşlardır. Bazı kitaplar da hayal dünyamızı besleyen, hayal dünyamızdan reel dünyamıza doğru mutluluk, umut, sevgi gibi duyguları harekete geçiren özelliklere sahiptir. Aşağıda, kişisel deneyimlerden yola çıkarak, bunlardan sadece birkaçı siz okuyucular için sayıldı.

Yolculuk esnasında yolu kısaltan kitaplar var

Şehirlerarası bir otobüsün şoförün ense kökü diye tabir edilen ön sırasında oturmuş, yağmurlu bir havada yolculuk ediyorsunuz. Şoförün kendisine özel olarak açtığı radyodan türküler hafifçe kulağınıza çalınıyor, ön camda sileceklerin hareketleriyle birlikte yolu izlemekten sıkıldınız ve kitap okumak istediniz. İşte tam burada okunabilecek kitap Ali Çolak’ın Günlük Güneşlik Şarkılar veya Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitaplarıdır. Eğer aynı ambiyans içerisinde ama arka sıralarda oturuyorsanız Ahmet Turan Alkan'ın Üç Noktanın Söylediği ve Yatağına Kırgın Irmaklar size yardımcı olacaktır. Bu kitapları okudukça yolculuk, gurbet, gariplik duygularıyla yer yer hüzünleneceksiniz, nostaljik duygulara dalıp da eskiye ait tespitleri bizzat yaşamış olduklarınızla özdeşleştirdikçe sevineceksiniz.

Her iki yazara ait anılan kitapların ortak noktası deneme türünün en nadide ürünlerinden olmasıdır. Deneme türünün iddiasızlığı içerisinde kendinize yer edinmeniz neticesinde yolculuğun tadına varacak, belki de seyr-i sülükünüze ilk adımlar niteliğinde tefekküre dalacaksınız. Tasavvuf ehlinin uzun ve hiç bitmez seyahatleri meşhurdur. Seyahat tasavvufta seyr-i sülükün önemli bir parçası olarak kabul ediliyordu. Siz de seyahatlerinize böyle anlamlar yüklemek istiyorsanız Filibeli'nin Amak-ı Hayal'ini okumalısınız. Ya da esasında bir yolculuğu anlatan Attar’ın Mantık-ut Tayr’ını okuyarak yolculuğunuzu daha bir anlamlandırabilirsiniz.

Bahsettiğim ambiansı yakalayamadınız, sıradan bir yolculuk yapmaktasınız ve sadece can sıkıntısını gidermek, mesafeleri kısaltmak derdindeyseniz Türkçe yazan yazarlara ait romanları okumalısınız. Tarık Buğra işte şu anda tam size göre olabilir. Firavun İmanı, Dönemeçte ya da Küçük Ağa olabilir. Yolculuğunuz dağlardan, ovalardan, bozkırlardan, köylerden geçtikçe bu romanların bu topraklardan fışkıran birer hudayinabit gibi size verilen birer nimet olduğuna şükredeceksiniz.

Kafede arkadaşını beklerken neyi okuyabilirsin?

Bir kafede oturmuş, belli bir zamanın dolmasını bekliyorsanız yapabileceğiniz en güzel şey kitap okumaktır. Ancak kafeler günümüzde daha çok buluşma ve muhabbet alanlarıdır. Bu sosyal alanda tek başına kitabına gömülmüş, dış dünyayla bağlantıları kesik bir insan imajı sizi rahatsız etmemeli. Bu nedenle de kitap okurken dışarıdan nasıl göründüğünüzü pek kafaya takmayın. Genel olarak popüler tüketime tâbi diye tabir edilen kitaplardan uzak durun. Nasıl ki günümüzde gıda sektörüne daha albenili, daha dayanıklı olması için birçok yapay ve sağlığa zararlı katkılarda bulunuluyorsa, aynı şekilde de daha kolay okunsun, dikkat çeksin, hoşça vakit geçirmeye sebep olsun diye bazı kitaplara da bu şekilde yapay ve bünyemize iyi gelmeyecek katkı maddeleri eklenebiliyor. Bu açıdan uyarıda bulunmakta fayda var.

Kafede beklerken okunabilecek en ideal kitaplar Mustafa Kutlu'nun kitaplarıdır. Beklediğiniz arkadaşınız veya doldurmak istediğiniz zamana göre Kutlu kitaplarından birini bitirmeniz işten bile değil. Kutlu kitaplarının okunması kolaydır, yer çekimine fazla dirençli olmayan hikâyelerdir. Okuduktan sonra içinizde tatlı bir ağırlık hissedeceksiniz ve kitaptan alacağınız haz okurken değil, kitabı bitirdikten sonra ortaya çıkacaktır. Sadelikten nasıl bir güzellik ortaya çıkacağının kanıtıdır Kutlu kitapları.

Soğuk bir kış günü içimizi şiir ısıtır

Soğuk bir kış günü evin en sıcak köşesine sinmiş, buğusu üzerinde taze bir çay eşliğinde okunabilecek en güzel kitap şiir kitaplarıdır. Şiir tamamen zevk meselesidir ki Türkçe şiir olması, çeviri şiir olmaması kaydıyla her türlü şiir okunur. Ama benim tercihim ilk planda Sezai Karakoç olurdu. Üstadın her şiiri Diriliş neslinin yoluna döşenmiş bir taş gibidir. Üstadı yeterince tanıyabilmişseniz bu şiirler size yürüyebileceğiniz bir yol olacaktır. Yine bir diğer şiir üstadı Arif Nihat Asya da şiirleriyle içinize sevinç ve coşku salacaktır.

Yeniden kendine çağıran kitaplar da var

Cemil Meriç’in Bu Ülke'si, Nurettin Topçu’nun Yarınki Türkiye'si sessiz ortamlarda defalarca okunacak ve altı çizilecek kitapların başında gelir. Bu kitaplar aslında zihnî bir yolculuğa çıkacak “bizim dünyanın” insanlarının ilk okuyacakları kitaplardandır bunlar. Ancak özellikle bu iki kitabı ayrı yere koymak gerekir. Gördüğü rüyadaki hazineyi arayan bir nevi simyacı gibi bu kitaplardan sonra geniş ve uzun bir okuma serüvenine çıkıp gezdikten sonra o rüyayı gördüğünüz noktaya gelip asıl hazinenin rüyayı gördüğünüz noktada olduğunu anlayacaksınız. Dolayısıyla bu iki kitabı da okuyup, gerekli yerlerini çizip notlar aldıktan sonra sakın kimseye vermeye kalkmayın. Birkaç yıl sonra tekrar dönüp aynı kitapları yeniden okumak isteyeceğinize sizi temin edebilirim.

Arkadaşlarla birlikte okuyacağımız kitapları iyi seçmeliyiz

Arkadaş ortamlarında toplu olarak tek bir kitap okuyup ona yoğunlaşmak şimdiki zaman çekiminde çok zor karşılaşılan bir durumdur. Maalesef benim böyle ortamlar konusunda deneyimim son derece sınırlı. Ama hep hayalini kurduğum bu ortamlarda okunması gereken başlıca kitaplar sayabilirim. İlk aklıma gelen Sezai Karakoç’un Diriliş Neslinin Amentüsü ve Aliya İzzetbegoviç'in Doğu ve Batı Arasında İslam kitaplarıdır. Toplu okuma ve satır satır beyin fırtınalarında yelkenini doldurarak yol alma, sizi istediğiniz zihnî aşamaları kat etme konusunda tatmin edecektir.

Tatillerde okunacak kitaplar bir yorgunluk vesilesi olmamalı

Tatillerde kitap okuma herkesin en çok istediği ama en çok da zorlandığı bir eylemdir. Tatillerde ele alınan kitaplar son sayfasını bulamadan çoğu zaman bir kenara bırakıverilir. Bunun için tatilde kitap okumanın hazzını ve kitap bitirmenin mutluluğunu yaşayabilmek için çok dikkatli davranılmalıdır. Rastgele alınacak kitapların sonu hüsranla neticelenebilir. Tatilde kitap okuma, tatil anlayışı yıllık yorgunluğunu tembellikle daha da pekiştirerek bedenî yorgunluğun yanına zihnî yılgınlığı eklemek olanlar için değil de, tatiline hareket katmak isteyen, beyin hücreleriyle birlikte tüm varlığında yeni bir dinamizm kazanmak isteyenlerin şiarıdır. Tarihseverler için Yılmaz Öztuna’nın Türk Tarihinden Portreler tatil için ideal olabilir. Ya da Mustafa Armağan’ın kitaplarından konusuna göre seçilecek bir kitap gerçek bir tatili kolaylaştırabilir.

Beyni zorlayacak kitaplar

Bazı kitaplar vardır ki okunduğunda dolduğunuzu ve artık eski kendiniz olmadığınızı hissettirir. Yoğundur, ağırdır ama kesinlikle anlaşılmaz değildir. Bu tür kitaplar her daim yeni bakış açıları kazandırma, bilmediklerini öğretme yörüngeli kitaplardır ve okuyucuyu asla pişman etmez.

Beyni zorlayacak kitaplara iki örnek vereceğim. Birincisi bir döneme damgasını vurmuş ve bir nesli olgunlaştırmış kitapların başında bulunan Rene Guenon üstadın Modern Dünyanın Bunalımı kitabıdır. Bu kitap kendimizi ve modern dünyayı anlamamız için çok önemli bir kılavuzdur. Bu kitap bir bunalım öyküsü değildir, bunalımdan çıkışın yol haritasıdır aslında. Bu kitabı okuduktan sonra beyniniz yeterince zorlanacak ve hâlâ beyninizde mecal kaldıysa üzerine Fritjof Capra’nın Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası da muhteşem olacaktır. Mustafa Armağan'ın nefis tercümesi ile zihnî bir jimnastik yapmak beyninize iyi gelecek ve beyninizde yeni kıvrımlara yol açacaktır.

Erkan Kurak yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2019, 11:18
YORUM EKLE

banner19

banner13