Kayseri'nin kütüphaneli camileri de var

Yalnızca namaz kılınan yer olarak addedilen camilerimizde/mescidlerimizde doğal olarak kaynak eserlerin, İslamî kaygılarla kaleme alınan farklı türdeki kitapların oluşturduğu kütüphaneleri kolay kolay göremiyoruz. Fatih Pala yazdı.

Kayseri'nin kütüphaneli camileri de var

Yazar, düşünce ve dava adamı Nezir Ergenç, Mayıs 2015’te Çıra Yayınları’nca okuyucusuna gülümseyen Gençlik Dimağı & Üç Vasf-ı İnsan isimli eserinde, herhangi bir eve girdiğinde iki şeye özellikle dikkat ettiğini ifade eder. Bunlardan biri çiçekler, diğeri de kitaplıktır onun için. Bunlarsız evlerin mezarlardan farksız olacağını düşünür. Ona göre, girilen bir evde koklanacak bir çiçek, eline alınıp okunacak kitapların misafir edildiği bir kitaplık/kütüphane yoksa o ev, ölü gibidir. Aynı şeyi, daha doğrusu meselenin kütüphaneli kısmını, ben de camiler için düşünüyorum. Bir camiye girdiğimde her şeyden önce kütüphanesinin/kitaplığının olup olmadığına bakarım. Gözlerim köşelerde, aradığını bulmanın sevincini yaşamak ister yeni girdiğim her camide.

Camilerin yalnızca vakti gelen namazların kılındığı yer haline dönüştürülmesi, bu anlam darlığına itilmesi, dünya kelamının –ne demekse!- asla konuşulmadığı ve asla konuşulmaması gereken bir mekân olarak kabul görmesi, camilerin ve mescidlerin ilk mimarları olan Peygamberlerin öğretilerine ters bir anlayış, onların sünnetlerine muhalif bir olgu değil de nedir Allah aşkına! Sessizce girilip, daha sessizce hareket edilen ve yine aynı sessizlik formunda terk edilen, sadece namaz kılma yerleri olmasa gerek camilerimiz. Sosyal hayatın içinde ve sosyal hayatın idare merkezleri olması gereken bu ibadetgâhlarımız, bizzat biz mensupları tarafından anlamlarından uzaklaştırılıyor maalesef. Çocuklar oradan oraya koşturamaz, kıkır kıkır gülerek yakalamaca oynayamaz, genç-ihtiyar artık kimler ise bir köşede oturup namaz dışında bir ders, sohbet yapamaz. Yaptıkları an, gelecek olan tepkilere karşı kendilerini hazırlamalıdırlar.

Asıl meselemiz olan kütüphanelere dönecek olursak, yalnızca namaz kılınan yer olarak addedilen camilerimizde/mescidlerimizde doğal olarak kaynak eserlerin, İslamî kaygılarla kaleme alınan farklı türdeki kitapların oluşturduğu kütüphaneleri kolay kolay göremiyoruz. Buraların mesken tutulması için, cemaati bağlayıcı unsurlar olması lazım gelir. En güzel ve en kıymetli bağlama işini elbette kitaplar beceriyor. Kimisi namazını kıldıktan sonra, kimisi erken gelmiş namaz vaktinin girmesini beklerken vaktini boş geçirmektense ilgisini çeken bir konudaki kitaplara uzanır, dizini kırar, varsa önüne bir rahle çeker, verir sırtını müsait bir köşeye, açar sayfaları, kısar gözlerini ve dudaklarının kıpırdamasıyla başlar okumaya. İşte bu güzelliğe, bu berekete, bu erdemli davranışa vesile olur kütüphaneler, içerisinde bulundukları camilerde.

Camide Nuri Pakdil kitapları

Bulunduğum vilayet olmasındandır ki Kayseri’de, kapısından sessiz ve sakince içeri adım attığım camilerin hepsinde kütüphane aramışımdır. Ancak pek azı haricinde aradığımı bulamamanın şaşkınlığını ve üzüntüsünü yaşamışımdır. Şimdi burada şaşkınlığı ve üzülmeyi bir kenara bırakıp takdirimizi kazanan kimi kütüphaneli camilerden söz açmak istiyorum. Bu camilerde, dünyevî anlamda paha biçilmez değere sahip kütüphanelere vesile olanlara dua etmeyi unutmuyorum tabiî ki.

İlkin bahsedilmeyi hak eden Gülük mahallesindeki Gülük Camii’dir. Selçuklu eseri olan bu cami, 12. yy.’da ibadete açılır. İçerisinde, belli metrekarelere bölünmüş ufak ufak itikâf odalarıyla birlikte bir de kocaman kütüphanesi olan bölmesi var. Tabi ilgi alanımız kütüphane olmasından mütevellit, sözlerimizi bu tarafa çekiyoruz. İki duvarı tamamen kaplayan dolaplarla örülmüş bir kütüphane olma özelliği taşıyan burası, kaynak eserlerden fikir, düşünce ve roman türlerinden oluşan zengin bir kitap dünyasına sahip. Hatta yıllar öncesinin İslam ile Düşünce dergilerinin kimi sayılarını ciltlenmiş halde burada bulabiliyoruz. Küçük kitapların olduğu bölmede biraz daha fazla vakit geçirince, arka arkaya dizilmiş kitapları merak ediyor ve göremediklerimizi görebilmek için öndekileri üçer beşer almaya başlayınca bir de ne görelim; Nuri Pakdil üstadın Edebiyat Yayınları'ndan yeni baskıları yapılan kitapları. Subhanallah! İyi de bunların baskıları daha yeni. En eskisi 2014 tarihini taşıyor üzerinde. Tabi seviniyoruz böyle bir şeye. “Demek ki güncelleniyor kitaplar, olduğu gibi bırakılmıyor” düşüncesine sevk etti bizi bu durum. Ve daha daha başka kitaplar, yazarlar… İnşallah cami müdavimleri ya da misafirleri bu kütüphaneyi mehcur/terk edilmiş bırakmazlar.

En az Gülük Camii kadar ve belki ondaki kütüphaneden daha geniş olan merkez Talas İlçesi, Kiçikapı mahallesindeki Altıntepe Camii takdiri hak ediyor. Burada, caminin altı tamamen kütüphane. Yakın zamanda Kur’an Kursu olarak da faaliyete geçirilen burası, kütüphane özelliğinden pek bir şey kaybetmiş değil hamd olsun. İki taraflı olacak şekilde boydan boya dizilmiş dolaplar içinde bir dünya kitap. Ne ararsanız var, dersek belki abartmış oluruz; ama hem fıkıh, tefsir, hadis, tarih, ansiklopedi içerikli kaynak eserlere hem de sırf Arapça ve Osmanlıca kitaplara ulaşabiliyorsunuz. Okumak ve ders çalışmak isteyenlere özel yapılmış çalışma masaları ise hakikaten görülmeye ve tadılmaya değer. Diyebilirim ki Kayseri’de, ikinci bir örneği yok Altıntepe Camii’nin kütüphanesinde bulunan bu çalışma masalarının. Masalar kadar kaliteli bir de koltukları var. Cami ve kütüphanesi, bu haliyle çok dost kazanır hüviyette. Lakin gereken ihtimam gösteriliyor mu? O yönünü, başka bir yazıya ve zamana bırakalım isterseniz.

1.289 cami var Kayseri'de

Benim gördüğüm ve gezdiğim kadarıyla ve konumuz itibariyle değeri haiz olarak bu iki cami var Kayseri’de. Onların yanında küçük çaplı da olsa kütüphanesi olan camiler yok mu; var elbette. Mesela Zümrüt mahallesinde 2005 tarihinde yapılan Seyrani Camii de fena bir kütüphaneye ev sahipliği etmiyor sayılmaz bünyesinde. Burada iki bölüm halinde kütüphane var; biri, girişte karşılıyor hemen gelenleri; diğeri de kıble yönünde sağ tarafa yerleştirilmiş. Raflarında Kur’anî Hayat dergilerinin, kimi yazarlara ve âlimlere ait kitapların olduğu şirin bir kütüphane girişteki. Diğeri de onun eksiklerini tamamlamış halde. İsteyenler için güzel vakit geçirmeye hazır vaziyette bekliyorlar öyle.

Yine Alsancak mahallesindeki 1985’te cemaate kazandırılmış Büyük Nalbant Camii’nin kıble yönünde sol köşeye iliştirilmiş L şeklindeki kütüphanesi de her vakit namaz ve Allah dostlarına sürgülerini açık tutuyor. Burada da kayda değer eserlere rastlayınca, cami görevlilerini ve vesiledarları içten içe tebrik ediyoruz. Kıble yönünde olması, ayrı bir güzellik katmış kütüphaneye; çünkü kıyıda köşede olmadığı için hemen her kişinin gözlerinin içine bakıyor yalnızlığa terk edilmeyi istemezcesine.

2014 yılında yapılan araştırmalara göre Kayseri’de 1.289 adet cami var. Tabi bu rakam, ilçe ve köyleri de kapsıyor. Biz merkezdekileri esas alarak cümlelerimizi kurduk. Umarız görmediğimiz, göremediğimiz camilerin kütüphaneleri; gördüğümüz, görebildiğimiz camilerin kütüphanelerinden daha bol kitaplı ve daha niteliklidir. Mesele sadece dolaplara kitapları yerleştirmek değil tabi ki. İçindekilerin okuyanı ve faydalananı olmadıktan sonra, kütüphane büyük olmuş küçük olmuş ne anlam ifade eder ki!

Dinlerinin aslının Kitap’tan oluştuğunu akıllarından çıkarmayan müminlerin, namaz ibadeti için girdikleri camilerde okuma ibadetini de canlı tutmaları duasıyla efendim…

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2015, 13:15
YORUM EKLE

banner19