banner17

Katran ağacını kestiler azizim!

Mustafa Üftadeoğlu'nun Nesil'den çıkan kitabı "İnsan Yetiştiren Ağaçlar" yazarın çeşitli zamanlarda yazmış olduğu hikâyelerden oluşuyor.

Katran ağacını kestiler azizim!

11211Katran ağacı, ah!

M. Mustafa Üftadeoğlu’nun Nesil Yayınları’ndan çıkan kitabı İnsan Yetiştiren Ağaçlar, yazarın çeşitli zaman dilimlerinde yazmış olduğu hikâyelerden oluşuyor. Toplam yüz yetmiş beş sayfadan oluşan kitapta, otuz bir hikâye bulunmaktadır. Kimi hikâyeler bir birinin devamı olarak yazılmış (mesela, Vasiyet, İlduzları Yetiştirenler) kimi hikâyeler ise müstakil birer parça olarak yer almaktadır kitapta.

Kitaba adını veren İnsan Yetiştiren Ağaçlar, ilk hikâyedir. Bu hikâyede yazar metaforlar eşliğinde geçmişten günümüze uzanan zaman çizgisinde yapılmış olan “iman kurtarma hizmeti”ni lirik bir tonda hikâyeleştirir. İnsan Yetiştiren Ağaç, ismi gönül dünyamıza rehber olan kişiler anlamında kullanılmaktadır. Bu hikâyede yazar, Bediüzzaman hazretlerinin göz hapsinde tutulduğu Isparta’nın Barla ilçesinde, ibadet etmek, evrat okumak için kullandığı “katran ağacı”nın dört kişi tarafından kesilmesi hadisesi anlatılır.

11212Bediüzzaman Hazretlerinin üzerinde ibadet ettiği ağacı keserek ortamı germeyi, insanları provoke etmeyi hedefleyen kişilerin oyunlarının neden boş olduğu ve boş çıkacağı hazret-i Ömer örnek verilerek anlatılır. Peygamber Efendimizin bir defasında altında konakladığı, dinlendiği bir ağaç, O’nun vefatından sonra İslam’ı tam olarak anlayamamış kişiler tarafından kutsal addedilerek tazarruda bulunmaya başlanmıştır. Bunun üzerine Hz. Ömer bu ağacı kestirir. İşte bu örnekten hareketle yazar, maddi ağaçların pek de önemli olmadığını, insanların içerisinde göveren manevi ağaçların durduğuna dikkat çeker. Yazar bunu şu cümlesiyle ifade eder: “Gönüller ta derinden kuvvetli damar ve köklerle Allah’ın semavi ipine bağlıydı.”

Kim kime iyi baksın!

Yazar; Kendine İyi Bak, Taciz, Değişim ve kısmen Zirvede Buluşanlar adlı hikâyelerinde günlük hayatta gördüğümüz, şahit olduğumuz, yaşadığımız bir takım olayları ve gelişmeleri farklı, aykırı bir bakış açısıyla sunuyor okuyucuya. Örneğin kitabın ikinci hikâyesi olan Kendine İyi Bak’ ta, “yaratılmış” vasfını taşıyan insanın farkından olmadan “kudret sahibine” ortak bir eyleme kalkışması incelenmiş. Yazar bunu “kendimize malik miyiz ki kendimize iyi bakalım?” diyerek ortaya koymakta, bu sığ ve basit ifadeye karşılık olarak da “Allah’a emanet ol” sözünü kullanılmasını tavsiye etmektedir.

Yine Taciz adlı hikâyede modern zamanı yanılgılarla, yanılsamalarla, depresyonlarla anlayan bir kuşağın bohemliklerini ortaya çıkarmaktadır. Modernliği salt giyim-kuşam olarak, gezip-tozma, kadın-erkek münasebetleri olarak gören insanların karşısına “kendinsin ve yaratılmışlığının farkında” insan modelini koyarak, bu bilinçli insan tipinin çetin sınavını dillendirmektedir. Özetle, yazar taciz meselesinde sadece taciz edilen olgusunun olmadığını, aynı zamanda taciz olunandan da söz edilmesi gerektiğini vurgular.

Değişim adlı hikâyede yazar; zamanla geçerliliğini yitiren kimi değerlerin ve kabullerin “hayata tutunma” çabasına tanık olmaktadır. Bayramları “tatil” olarak gören bir gençliğin ya da dinlenmeyi salt gezip-tozmada bulan yeni zaman insanlarının, kendi kültürel değerlerine sırt çevirmişliğini, yaban duruşlarını irdeler. Yazar bu hikâyede olayı, her evde yaşanması muhtemel bir “tatil” tartışması üzerinden ilerletir.

Bu ve benzeri hikâyelerinde yazar, bir duyarlılık örneği sergiler. Yazarın sadece yazdıklarından sorumlu bir insan olmadığını, yaşadıklarından ve çevresinden de sorumlu olduğunu hatırlatmaya çalışır.

11213Altın nesle özlem duyanlara

İnsan yetiştiren Ağaçlar, kabaca üç bölümde ele alınabilir. Birinci bölüme dâhil edebileceğimiz hikâyelerde yazar; günlük hayattaki izlenimlerini “inanç-iman” terazisine vurarak okuyucusuna sunar. İkinci bölüm hikâyelerinde yazar, Asr-ı saadet dönemi fedakârlıklarını sergileyerek “altın nesil” özlemlerini gerçekleştirmeye çalışan “hak ve hakikat” erlerinin hayatlarına çevirir nazarlarımızı. Bu insanların dünyasında yer alan peygamber vasıflarına odaklanır. Üçüncü bölüm hikâyelerinde sosyal ilişkiler ve aile konularına yönelir. Günümüzün insanını yaşadığı bir takım sıkıntılara “inanç” kaynaklı reçeteler sunmaya çalışır.

Çoğunlukla rahat bir söyleyişi var yazarın. Okuyucuyu yoracak uzun tasvirler, anlamı gölgeleyecek ağdalı bir dil kullanılmamış. Otuz bir hikâye içerisinde kapalı anlam ve metaforlar taşıyan beş ya da altı bulunmaktadır. Bu hikâyelerde yazar diline hâkimdir. Kimi zaman olay eksenli anlatımını şiirsel bir zarafete büründürür. Lirik bir hava yakalamaya çalışır (İnsan Yetiştiren Ağaçlar, Bahar, Ben Bir Bahçıvanım…) Kimi hikâyelerde ise bir sohbet havası ( ifade-yi meram gibi ) göze çarpar. Mesela, Başlık adlı parçada yazar, hikâye kurgu ve tekniğinden uzaklaşarak denem havasına girmiştir. Başlık gibi birkaç hikâye, anlam ve konu bütünlüğü düşünülecek olursa, anlam akışını bozmaktadır.

Özetle; M. Mustafa Üftadeoğlu, yeni kitabıyla “altın nesil” gençliğinin şifrelerini çözmektedir. Yaşamları, “davaları” yörüngeli “hizmet erlerini” hem ailevi münasebetlerde hem beşeri münasebetlerde resmetmeye çalışmıştır.

 

Yılmaz YILMAZ haber verdi

 

 

11214

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 10:54
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20