Katarlılar II. Abdülhamid'i TV dizisi yaptı

II. Abdülhamid'in 33 yıllık saltanatı ve tahttan indirilişini anlatan Katar yapımı “Halife'nin Düşüşü” adlı dizi, Kanal A'da Ramazan boyunca yayınlanacak. Dizi, Arapların Osmanlı'yı arkadan vurduğu klişesini rafa kaldıracak gibi görünüyor.

Katarlılar II. Abdülhamid'i TV dizisi yaptı

 

I. Dünya Savaşı'na dair hepimizin zihninde yer etmiş bir ezber vardır: “Araplar bizi arkamızdan vurdu.” Aslında bu, II. Abdülhamid'in, İslam birliğini tesis etmek noktasındaki gayretlerine karşılık Batılılar tarafından uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir. I. Dünya Savaşı sonrasında bu ve benzeri yalanlarla Müslümanların önce birbiri hakkındaki algısı, sonra da aralarındaki “birlik” bozulmuştu. 1924'de Halifeliğin kaldırılması, bu faaliyetlerin sadece son adımını teşkil etmekteydi.

Son zamanlarda ardı ardına yayınlanan hatıratların (özellikle Klasik Yayınları’ndan çıkan “Arapların Gözüyle Osmanlı” dizisi), bu ezberi bozmak noktasında önemli işlevleri oldu. Ama maalesef ki toplumca “okuma” noktasında gösterdiğimiz zaafiyet, bu hatıratlardan ancak birkaç ilgili kişinin haberdar olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor.

Bu meyanda “Yalnız Değilsiniz”, “Kelebekler Sonsuza Uçar” ve “Reis Bey” gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Mesut Uçakan güzel bir iş yaptı ve Katar yapımı 31 bölümlük “Halife'nin Düşüşü” adlı diziyi Türkiye'ye getirdi. Dublajlanarak Kanal A'da Ramazan'ın ilk gününde yayına giren dizi, Ramazan'ın sonuna kadar her gün 21.30'da, tekrarı da 06.00'da ekrana gelmeye devam ediyor.

Tarihî gerçeklere olabildiğince sadık kalmaya çalışan dizi, Sultan Abdülaziz'in, Yeni Osmanlılar cemiyeti üyeleri ile Masonların işbirliği sonucu bir saray darbesi ile tahttan indirilişi ve katledilişi ile başlıyor. Ardından II. Abdülhamid'in tahta çıkışı, 93 Harbi ve sonrasında Osmanlı'da yaşanan yıkımın boyutlarını resmederek ilerliyor.

Dizinin en can alıcı kısmı; Avrupa'da istenmeyen Yahudilerin, II. Abdülhamid'in türlü çabalarına rağmen Filistin'e Batılılar ve Masonlar işbirliği ile nasıl yerleştirilmeye çalışıldığını odak noktasına oturtması. Öyle ki II. Abdülhamid'le mücadele edemeyeceğini anlayan “dış mihraklar”, çareyi II. Abdülhamid'i tahttan indirmekte bulmuştur. Dizide, Mısır'ın Osmanlı'dan kopuş süreci ve buna karşı mücadele yürüten Afgani, Muhammed Abduh, Kevakibi vb. İslamcı mütefekkirlerin fikir ve bakış açıları da ortaya koyuluyor.

Böyle bir filmi/diziyi bizler çoktan yapmış olmalıydık

Bugüne kadar bizim dile getirmemiz gereken gerçekleri, Arapların önce davranarak gündeme getirmesi, hiç şüphesiz dizinin önemini ortaya koyuyor. Doğrusu böyle bir filmi/diziyi bizler çoktan yapmış olmalıydık. Zira iyi niyetli bir girişim olsa da dizinin tamamen Araplar tarafından ve Arap bakış açısıyla çekilmiş olması bir dezavantajı beraberinde getiriyor. Osmanlı'nın devlet yönetimi, teşrîfâtı, zaman ve mekân algısına vakıf olmayan yapımcılar, Osmanlı'yı olması gerektiği gibi anlatamamışlar. Ayrıca birtakım tarihî bilgi hataları da -her ne kadar Mesut Uçakan'ın ekibi tarafından törpülenmeye çalışılmışsa da- mevcut. Bu aslında Arap ülkelerinde nasıl bir Osmanlı algısının mevcut olduğunu anlamak açısından önemli de... Zira algıdaki çarpıklıkları gidermenin ilk adımı, öncelikle anlamaktan geçer. Bu dizi, İslam dünyasının Osmanlı algısını anlayıp onları düzeltme yolunda bir adım atmaya vesile olabilir belki...

Dizinin, günümüze dair önemli bir mesajı da var. Belki sadece bu yönden bile izlenebilir. Bu mesaj, bugün Suriye'de, Mısır'da, Filistin'de oynanan oyunların altında yatan tarihî gerçekleri hatırlatması ve Osmanlı kanatları altında yaşadıkları günleri özlemle anması ile açığa çıkıyor. Bu hem Arapların tarihte de bugün de yanımızda olduğunu göstermesi, hem de Türkiye'yi tarihî bir görev üstlenmeye çağırması açısından önemli... Umarız bu mesajlar alınır ve bu doğrultuda hareket edilebilir.

 

Zehra Beyaz yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Temmuz 2013, 14:01
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13