banner17

Kardeşçe yaşamak sanatların en üstünüdür

Millet olarak, yaşadığımız olayların altından ne çıksa artık bizi şaşırtmıyor. Mustafa Uçurum, Selçuk Küpçük’ün Yolcu dergisindeki ‘Madımak’tan Girip Gezi’den Çıkmak’ yazısını değerlendiriyor..

Kardeşçe yaşamak sanatların en üstünüdür

 

 

Toplumu derinden yaralayan, insanların yaşantılarına etki eden olaylar ister istemez yaşanır. Toplum bir anda kendini büyük bir kargaşanın ortasında bulabilir. Yaşandığı dönemde belki olayın etkileri ve şiddeti tam olarak fark edilemese de aradan geçen zaman, etkilerin ne kadar derin olduğunu da ortaya koyar. Millet olarak ne yazık ki birçok kez toplumu derinden sarsan olaylarla karşı karşıya kaldık. Etkisini üzerimizden uzun süre atamadığımız ve geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan olaylar da ister istemez yakamıza yapıştı.

Mayıslardan, eylüllere; Madımak’tan geziye

Selçuk Küpçük, şair, yazar, eğitimci, müzik adamı kimliklerini aynı anda taşıyan ve hepsinin de hakkını vererek yaşayan bir çağ tanıkçısıdır. İnsan, “farkında olma” özelliğini kuşandığı müddetçe yaşadıklarından dersler çıkarabilir, çevresinde olup bitenden o derece sonuçlara ulaşır. Olayların arka planına bakmadan geçiştiren cevaplarla ve üstünkörü bir yorumla yaşananları izlemek, daha sonra gelişecek hür türlü felâkete zemin hazırlamaktan öte bir işe yaramaz.

Selçuk Küpçük’ün uzun soluklu yazılarından oluşan Yüzleşmenin Kişisel Tarihi adlı kitabı da yaşadığımız toprakları ayrım gözetmeden çözümlemeye çalışan, yakın tarihten olayların ve kişilerin üzerinden yaşadığımız birçok olaya önemli tespitlerde bulunulan bir çalışmaydı. Şimdi de yazar yine yakın tarih okumalarına devam ediyor. Bu kez zaman aralığı, geçmişten günümüze kadar uzanıyor. Küpçük’ün Yolcu dergisinin 72. sayısında yazdığı “Madımak’tan Girip Gezi’den Çıkmak” yazısı, uzun yıllar ülke üzerinde gerçekleştirilen gizli oyunların şifrelerini sunan bir yazı olmuş.

Darbenin her türlüsünü yaşama talihsizliğini yaşamış bir toplum olduk. Askeri darbeden tutun da postmodern darbeye kadar birçok olay toplumu derinden sarsmasının yanında bütün ilerlemelere ket vuran olaylar olarak da tarihteki yerini almıştı. İşin daha da ilginci, bütün bu çağdışı darbeleri gerçekleştirenlerin savunması; “daha güzel günlere ulaşma” çabasıydı.

Selçuk Küpçük yazısında daha çok Sivas olayları ve Gezi olayları üzerinde duruyor. Yazıda vurguladığı bir nokta var ki insan “şükür” demeden geçemiyor. İnsanlar artık daha bilinçli ve ilk duyduklarına inanmıyorlar. Geçmişten çıkardıkları derslerin neticesinde her sıra dışı olaydan sonra “acaba” diyenlerin sayısı artıyor.

Eleştirel bilinç gelişmeli

Tarih, insanlar için bir kıyas meydanıdır. Zihnini diri tutarak, geçmişle yaşananlar arasında bir kıyas yapabilmeli herkes. Günü yaşamak, akışına bırakmak mümince bir tavır değildir. Müslüman, ne istediğini bilendir. Neyin derdindedir, onu ne kurtaracaktır? Bütün bunların yorumunu kendi içinde yapabilenler kurtuluş için doğru yola düşenlerdir.

Selçuk Küpçük, Bediüzzaman’ın bir sözünü rehber alarak bugün için yapılması gerekeni açıkça söylüyor. Bediüzzaman Münazarat’ta: “Biz sizden din değil, özgürlük istiyoruz.” diyor. İnsanlar yaşadıkları toplumda egemen güçlerden ne isteyeceklerini bilerek tavırlarını ortaya koymalılar. Bugün için gelişen kargaşa ortamının temelinde yatan “ne istediğini bilmemek, olayları çarpıtarak yaşamak”, insanı günün birinde içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır.

İnsan, dinini savunduğu ve koruduğu kadar insandır. Tarihte de görülmekte ki insanlar dinleri için her türlü mücadeleye girişmişlerdir. Şimdi olması gereken özgürlüktür, olaylara karşı bilinçli bir eleştiri temeli oluşturmaktır.

İnsan ders çıkartarak ve farkında olarak yaşarsa önüne çıkan her engeli aşar. Kardeşçe yaşamak sanatların en üstünüdür. Bütün ön yargılardan sıyrılarak kardeş olma bilinciyle yaşarsak; bu topraklar üzerine kara bulut gibi çöken zeminsiz ayak oyunlarına yenilmeyiz. Artık yaşanan olaylarda bir gariplik olduğunu sezen ve “Bunların arkasında da birileri var.” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Mayıslar, eylüller, şubatlar. Hepsi de içimizde taze ve hep de öyle kalmalı…

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:58
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20