Karakoç'u Gençler Nasıl Okumalı?

Zaman gazetesi, geçtiğimiz haftasonu Gençlik ekinde, başlıktaki soruyu sorarak farklı isimlerden görüşler aldı...

Karakoç'u Gençler Nasıl Okumalı?

Sezai Karakoç'u Gençler Nasıl Okumalı?

 

 

 

Zaman gazetesi, geçtiğimiz haftasonu Gençlik ekinde, başlıktaki soruyu sorarak farklı isimlerden görüşler aldı. Bu görüşlerden çıkan ortak sonuç, Karakoç'u gençlerin, önce şiirleriyle tanımaları gerektiğiydi. Bu sonucun çıkmasında, soruşturmaya katılanların biri hariç hepsinin şair olması etkili olmuştur kuşkusuz.

 

Soruşturmada, Turan Karataş, Ali Ayçil, Haydar Ergülen, Can Bahadır Yüce, Ömer Erdem, Şaban Abak vardı.

 

Son zamanlarda Sezai Karakoç'a olan ilgi daha da artmış durumda. Bu durum vefa adına önemli; Sezai Karakoç gibi bir edebiyat ve düşünce devine karşı yapılmış olması açısından daha da önemli. Çeşitli kurumlar ve kişiler tarafında Karakoç hakkında programlar düzenleniyor, yayınlarda hakkında yazılar çıkıyor.

 

Gençler üzerinde bu etkinliklerin daha da önemli olduğu kanısındayız. Gün geçtikçe genç kuşak, Karakoç adıyla daha da hemhal olmaya başladı. Karakoç ısrarla kendisini saklasa da, şiirimizin hala en çok konuşulan şairi olma hususiyetini koruyor.

 

Peki, gençlerin Sezai Karakoç külliyatına girmeleri nasıl olmalı? Bu bizim de uzun zamandır cevabını aradığımız bir soruydu. Sezai Karakoç sadece bir şair olsaydı,  şiirlerinden hareketle bir okuma kılavuzu konuşulabilirdi. O, şair olmasının yanında son dönem düşünce dünyamızın durdurulamayacak bir çağlayanı oldu. Bu sebepten Karakoç hakkında bir okuma haritasının önemi daha da artıyor.

 

Karakoç, talihsiz bir isimdi bu yüzden. Düşüncelerinden dolayı bazen bir tarikat şeyhi gibi yaklaşıldı ona, bazen bir şair olmasından dolayı sadece bir şiir yazarı olarak yaklaşıldı. Kimi cemaatler ve topluluklar İslami bir direnişten bahsettiği için, onun derinliğine vakıf olamadan onu bir derviş ilan ettiler. Halbuki Sezai Karakoç, önce Türk şiirinin en büyük ustasıydı. Sonra düşünceleriyle bize yol açtı, zihnimizi besledi.

 

Bu iki Sezai Karakoç arasında gidip geldik uzun bir süre. Kimilerimiz onun sadece Mona Rosa'sını bildi, kimimiz sadece Diriliş Neslinin Amentüsü'nü yeterli gördü.

 

Soruşturmaya katılan şair Ali Ayçil, bir şairin şiirlerine sirayet edemeden düşünce dünyasına ulaşamayacağımızı söyledi. Ali Ayçil bu sözüyle, şimdiye kadar sadece mütefekkir tarafından dolayı Sezai Karakoç'a biat edenlere haksızlık etmiş olmuyor muydu?

 

Ya da, Ayçil şair olmasından dolayı, meseleye duygusallıkla mı bakıyordu?

 

Ne dersiniz şiirimizin bu büyük ustasını okumaya şiirlerinden mi, düşünce eserlerinden mi başlamalıyız? Eş zamanlı bir okuma daha mı mantıklı olur yoksa?

 

Sezai Karakoç okumak zor zenaat ve bu zenaata çırak olmak için kafa patlatmak gerekiyor.

 

 

Yakup Öztürk, hakiki ustalara çırak olmak lazım, vesselam, dedi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2010, 23:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Demiray
Mustafa Demiray - 12 yıl Önce

vaktiyle Büyükşehir Belediyesi burs verdiği öğrencilere NFK'nın Çile'sini dağıtmıştı. Bence Karakoç'un toplu şiirlerinden de bir nebze alıp bursyerlere dağıtmasında fayda vardır. İstanbul daha güzel bir yer olur.

Ceng
Ceng - 11 yıl Önce

Yazıyı okumama rağmen Sezai Karakoç kitaplarına nasıl başlacağımı bilememem biraz garip değil mi? : )
Bu gerçekten gençler için çok önemli bir konu. Kimimiz en ağır kitabından başlıyor, sonuçta Üstad'ı okumayı bırakıyor. Kimimiz sadece şiirlerine bakıyor, sonuç hüsran. Kılavuz yok yani, kendi çapımızda bişeyler yapıyoruz.. :) Aynı şey İsmet Özel için de geçerli...
Gençler için bir Sezai Karakoç ve İsmet Özel okuma rahberi yayınlansa ne güzel olur.. (Asım abi duy biziiiiii)

banner19

banner26