Karakoç gelmiş açılışa desek!

Bu sefer farklı başlamalı okullar. İlk günden belli olmalı farklılık. Acaba ilk gün kaç kişi elinde ders kitabı olmayan bir kitapla okula gelecek?

Karakoç gelmiş açılışa desek!

Yaz bitti. Okullar açıldı. Milyonlarca öğrenci sınıflara doluşuyor şimdi. Türkiye’nin eğitim politikası anasınıfından lisans düzeyine ve hatta lisansüstüne dek eleştiriliyor. Maalesef bu eleştirilerin çoğunu görmezden gelmek mümkün görünmüyor. Hocalar, öğretmenler de memnun değiller okullardan, okullardaki talim ve terbiyeden.Sezai Karakoç gelmiş okulun açılışına desek

Müdürü kaç kişi dinleyecek?

Çocuklarımız, kardeşlerimiz, akrabalarımız, akrabalarımızın oğulları, kızları arkadaşlarıyla buluşuyor bu gün. Okulun beton bahçesinde toplaşıp müdürün konuşmasını dinleyecekler. Ama çoğu ne dediğini anlamayacak. Anlamak istemeyecek. Çünkü gerçekten çoğu idarecinin konuşması öyle renksiz, öyle resmî, öyle klişe ve ruhsuz olacak ki… Yeni bir dil, heyecan uyandıran bir üslup ve içerikten çok uzak olacak söyleyecekleri. Burada bütün yetersizliği idarecilere yüklemek haksızlık olur elbette. Çünkü öğrencilerin çoğu da buraya, bu eğitim yuvasına takılmaya geliyor. Ama bir yol bulunmalı işte. Okula her geleni olmasa da büyük bir yekununun dikkatini çekecek bir yol olmalı. Bir büyük şiir. Bir büyük şair. Bir âlim, bir bilgin. Önceden anlatılmış ve sevdirilmiş ve ismi duyulduğunda saygı uyandıracak bir önemli insan.

Sezai Karakoç gelmiş okulun açılışına desekSezai Karakoç İstanbul Lisesi'nin açılşına katılıyor... mesela

İsmi anons edildiğinde öğrencilerin ve öğretmenlerin yüzüne bir ışıma yürüyecek. Gürültü ve karmaşa o an dinecek. Kürsüye çıkacak olanı bilmeyen ve gevezelik yapmaya devam etmek isteyenler de atmosfere yayılan o sevginin ciddiyet ve güzelliğinden, o memnuniyet ve sevinç gülümseyişlerinden utanıp kilit vuracaklar ağızlarına. Mesela Sezai Karakoç çıkıyor İstanbul Lisesi’nin kürsüsüne… Batıya giden oğullarından bahsedecek. Mesela Neşet Ertaş bir gönül türküsü söylüyor Anadolu’nun dağlarına bakarken. Mesela Ankara’da Teoman Duralı bir fen lisesinde modern bilimi deşifre ediyor. Hemen onun yanındaki bir okulda Hakan Arslanbenzer halkın çocuklarına epik şiirler okuyor.Cahit Koytak

Murat Menteş'ten roman üzerine dersler

Bu bir düş. Biliyorum. Fakat güzel olmadığını kim söyleyebilir? Murat Menteş sizin sınıfınıza gelip romanlarındaki o dinamik ve rengârenk yolculuğa sizi de davet etse sevinmez misiniz? Cahit Koytak bir okul tarafından ara ara davet edilse ve ruhun, aklın, kalbin sınırlarına, güzelliklerine, bilinmezliklerine oradaki öğrencileri de naifçe ortak etse güzel olmaz mı? Böyle güzel şeyler işte.

Öğretmenim bu yaz yüz kitap mı okudunuz?

Öğretmen arkadaşım; hangi düşünürleri yüklenip geldin bu öğretmenler odasına? Seninle neyi/neleri tartışacağız bu yıl? Yazın ne çok şiir kitabı çıktı. Haberin var değil mi? Eskilerden kimlere ulaşıp kendini yeniledin? Gittiğin gibi gelmedin değil mi? Boğuştun birileriyle değil mi o beyaz zemin üzerinde?

Kitabın pabucu dama atılıyor deyip kendini o sanal âleme hapsedenlere ve kendini orda küçük bir tanrıcık, bir ilahecik sayan kardeşlerine hangi uyandırıcı fikirlerle geldin?

Bir büyük bakış gerekiyor

Okullarda eğitim başladı. Yalnızca oradaki kitaplarla, oradaki mantıkla, oradaki eğitim-öğretimle bu işin olmayacağı aşikâr. Bir büyük bakış gerekiyor. Dünyayı küçültecek bir bakış. Haritada birbirine bitişen kardeşlik yollarını derin bir tarih bilinciyle gösterecek bir bakış.

Acilen bizi ilim dilimizle buluşturacak bir Arapça tedrisatı. Şiirimizin ummanlarına bizi ulaştıracak Farsça ve Osmanlıca talimi. Bu günün yaşayan şiirinden yola çıkarak bizi ustalara ulaştıracak müthiş hareketli ve çok yönlü bir eğitim.

Sezai Karakoç gelmiş okulun açılışına desekAl onu türkü yap, bunu tekkenin raksına kat!

Öğrencinin güzel Anadolu sesi mi var? Öğretmenim, al onu türkü yap. Piyanoya mı vurulmuş genç? Onu Itrî ile ve Bach’la buluştur. Kalbinin yüce ritminden bir bahçe mi oluşuyor; tarikatların raksına kat onu…

Hey sınıfta sıkılan! Bildiğin bir şiirden mısralar oku!

Ey genç. Ey sınıfta sıkılan. Ey! “Bu soğuk ve acımasız ve kasıntı adam/kadın mı beni hayata hazırlayacak” diye sorup sorup kafayı sıraya koyan genç. Kalk ve zorla öğretmenini, edebini bozmadan. Kaldır parmağını ve en kolayını, en zorunu, en karmaşığını sor. Bildiğin bir şiirden mısralar oku. Yanında uyuyanı dürt müziğinle, bilginle, sorgulayışınla. Burası çok önemli bir yer değil evet. Madem kaçış epey zor görünüyor. Madem yıllarca burada kalacaksın. İmar etmeye çalışın burayı, burada kendinizi. Testlere gömülüp kalmayın. Pergelin açısını genişletin. Binyıllar öncesine gidin. Buraya gelin. Yolculuğunuz devam etsin. Şiiriniz olsun. İyi şairlere öykünerek. Kırık aşk hikâyelerinizi yazın. İçinizin en karanlık, en ışıltılı bölgelerini dökün günlüğünüze. Kelimeler edinin ve tartışın. Fikirler de gelecektir ardından.

Kimler göğe bakıyor?

Futbol bilgisinden daha fazla değilse, ne bileyim şiir bilginiz, edebiyat bilginiz, felsefe bilginiz, tarih bilginiz… bir şeyler yanlış gidiyor demektir. En fazla sigara dumanı zorluyorsa nefesinizi, Türkiye olduğundan küçük ve değersiz görünür size. Dışarıya daha çok bakarsınız. Toprağa uzanıp göğe bakmak gerekiyor oysa.

Okullar açıldı. Uçurtmalarını yırtmayanlar göğe bakmaya devam ediyor.

 

Mustafa Nezihi Pesen okul duvarını aşmak istedi

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2010, 18:31
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Burak Bacanak
Burak Bacanak - 10 yıl Önce

Ahh ne güzel olurdu!

muallime
muallime - 10 yıl Önce

bugün tam da bahsettiğiniz gibi bir okula gittim. ruhsuz koridorlar, şekilci genç müdür.
tıpkı çocukluğumdaki gibi. hiçbir şey değişmemiş.
çocuklara tatilde okudukları kitapları sordum. okuduğum kitaplardan bahsettim. üşenmeyip yanımda götürdüğüm mustafa kutlu kitabından bir hikaye okudum. birlikte hüzünlendik.
Sonra zil çaldı. gerçek dünyaya geri döndük. dışarıda o kadar çok uyarıcı vardı ki çocuklar anlayamadan unuttular bile.
elimde hüzün ve tesadüf kalakaldım.

Cahit Ezerbolatoğlu
Cahit Ezerbolatoğlu - 10 yıl Önce

Çözüme giden yolda gerekli birkaç nokta şöyle sıralanabilir: Sorunu görme, çözme niyeti, düşünme ve düşünceleri paylaşma...
Bu yazı böyle bir gönlün ürünü. Yazarın kalemine sağlık.

Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 10 yıl Önce

Hoca iyi güzel de Kaç öğrenci bu saydığınız isimleri tanıyor ki onlara karşı bir heyecan duysunlar? Ya da şöyle diyeyim kaç öğretmen tanıyor? Bir başka açıdan bakalım kaç okul müdürü tanıyor? Veya daha paradoksal bir soru olsun acaba milli eğitim bakanımız bu isimlerden kaçını tanıyor. Çok mu abarttım? Diğerlerine bir diyeceğim yok ama iddiaya girerim Murat Menteş'i ve Hakan Arslanbenzer'i tanımıyordur. Belki Teoman Duralı'yı bile.

Yüreğinize sağlık. Okul duvarlarını siz zaten çoktan aştın

Ahmet ERTEKİN
Ahmet ERTEKİN - 10 yıl Önce

Evet geç kalmış bir yazı bu. Keşke o sıraları işgal ettiğim yıllarda böyle bir zihin hareketlenmesi yaşasaydım da o işgali fethe dönüştürebilseydim. Ne diyelim kısmet...

banner19

banner13

banner26