banner17

Kanada'da Kadın Hukuken 1929'da 'İnsan'dan Sayılmış

Emily Murphy, Kanada’nın ilk kadın yargıcı… Dolayısıyla Birleşik Krallık’ın da… Bugün Batı tarihindeki ilklerden biri olarak kolaylıkla telaffuz ettiğimiz bu unvanın elde edilmesi kuşkusuz hiç kolay olmamıştı.

Kanada'da Kadın Hukuken 1929'da 'İnsan'dan Sayılmış

Emily Murphy, 14 Mart 1868 yılında Kanada’nın Ontario, Cookstown şehrinde, Emily Ferguson olarak dünyaya geldi. Babası Isaac Ferguson tanınmış bir işadamı ve toprak sahibiydi. Çocuklarının tamamını kendi işlerine yardım etmeye, dâhil olmaya teşvik eden baba profili, muhakkak ki Emily’nin daha sonraki medeni cesareti yüksek, mücadeleci kişiliğinin oluşmasında da etkili olmuştur. Doğduğu yıllar, Batı medeniyetinin Rönesans ve reformlarla elde ettiği maddi refahı, temel insan hakları ve eşitlik, kadın hakları gibi sosyal haklara henüz yansıtamadığı yıllardır. Batı, kendi ortaçağından kalma bağnaz düşüncelerde ısrar etmektedir o yıllarda hâlâ…

Çocuğunun vefatı Murphy’i aktivist yaptı

19 yaşına geldiğinde, bir Anglikan rahip olan Arthur Murphy ile evlendi. Dört çocukları oldu. Çocuklarından birinin difteriden ölmesinde hemen sonra, aile, Edmonton, Alberta’ya taşındı.

Ölüm hadisesi, Emily’nin sosyal sorumluluk sahasına çıkmasının da başlangıcını oluşturur. Bu tarihe kadar, Janey Canunk adıyla vatansever skeçler yazıp yayımlayan Emily Murphy, çocuğunun vefatından sonra, artık kadın ve çocukların refahı, yaygın yoksulluk gibi sosyal meselelerle ilgilenen ve çalışmalarıyla fark edilen bir kişilik olarak karşımıza çıkar. 1910 yılında Murphy, Edmonton Hastanesi’nin yönetimine giren ilk kadın olur. Hastane yönetiminde kadınların ve çocukların sağlık hizmetlerinden daha çok yararlanması için çalışırken bambaşka bir gerçeği fark eder. Kadın ve çocukların mülkiyet hakkının bulunmadığını, kadınların aile malını satan kocalarına karşı hiçbir hak ileri süremeyeceklerini öğrenmek Emily Murphy için bir başka eşiktir. Bu adaletsiz mülkiyet hukukuna karşı bayrak açar ve bir kampanya başlatır. Emily, kampanyanın en etkili konuşmacılarından biridir. Nihayet 1916 yılında, kadınlar, kocalarının mal varlığının üçte birine sahip olma hakkını elde ederler. Bu başarılı kampanya ve elde ettikleri mülkiyet hakkı Emily’nin kamuoyunda daha çok tanınmasını sağlar.

Murphy Birleşik Krallık’ın ilk sulh hâkimi

Emily Murphy’nin hayatının ilerleyen yıllarında da devam edeceği üzere, ilgi ve çalışma alanları birbirinden çok farklıdır. Sadece bir konuda değil, toplumu ilgilendiren her konuda sesini yükseltir, itiraz eder, mücadele eder. Nitekim adaletsiz mülkiyet hakkına karşı çıkıp kampanya yürütürken bir yandan da kadınların seçme hakkı için çalışan Eşit İmtiyazlar Grubu’nun üyesidir. Emily Murphy’nin de içinde olduğu aktivistlerin çalışmaları sonucu, Alberta’da kadınlar 1916 yılında seçme hakkını elde ederler. Kanada genelinde kadınların seçme hakkına kavuşmalarına daha 3 yıl vardır. Yine aynı yıl, Emily Murphy ve bir grup kadın aktivist, fuhuşla suçlanan bir kadının yargılandığı davayı takip etmek isterler. Ancak mahkeme yargıcı bunun “uygunsuz” olacağını söyleyerek, kadın izleyicileri salona almaz. Bu yasak, Emily Murphy için yeni bir mücadelenin konusudur artık. Murphy, kadınların, tümüyle erkeklerden oluşan bir mahkeme salonunda yargılanmalarının adil olmadığını söyleyerek, eğer kadın izleyici alınmıyorsa en azından kadın yargıçlar tarafından yargılanmaları gerektiğini ileri sürer. Bu protestonun ardından Murphy, Birleşik Krallık’ın ilk sulh hâkimi olur. 1 Temmuz 1916’da Murphy, ilk davasının yargıcı olarak kürsüye çıkmışken, savunma tarafının avukatı Murphy’nin yargılama yetkisinin olmadığını ileri sürer. Gerekçesi çok ilginçtir: “1867 tarihli BNA Yasası’nda tanımlanan ‘insan’ kavramına kadınlar dâhil değildirler ve ‘insan’ olmayan bir yargıcın yargılama yetkisi de yoktur.”

“İnsan” tanımına kadınlar da dâhil midir?

Murphy, bu yasal meydan okumaya karşı yeni bir kampanyaya başlar. Artık hedefi, 1867 tarihli yasanın kadınları insan saymayan hükmünün ortadan kaldırılmasıdır. Murphy, yasa değişikliğini yapmanın yolu olarak gördüğü için öncelikle Senato üyeliğine aday olur. Ancak önce kadının “insan” olduğunu ispatlamak zorundadır. Diğer partilerden kendisine katılan dört aktivist kadınla birlikte (Meşhur Beşli olarak tanınacaklardır) 1867 tarihli yasaya karşı kampanyaya başlarlar. Kanada Yüksek Mahkemesi’nin cevabını aradığı soru şudur; “Birleşik Krallık Kuzey Amerika Yasası’nda yer alan ‘insan’ tanımına kadınlar da dâhil midir?”

Mart 1928’de Kanada Yüksek Mahkemesi, yasada geçen “insan” kavramına kadınların dâhil olmadığına karar verir. Murphy ve arkadaşları, bu kararı, Birleşik Krallık Özel Konsey Adli Komitesi’ne taşırlar. Bu Komite en yüksek karar makamıdır artık…

18 Ekim 1929’da Adli Komite kararını açıklar: 1867 tarihli BNA Yasası’nda tanımlanan “insan” kavramına kadınlar da dâhildirler ve Senato’ya aday olabilirler. Meşhur Beşli kazanmıştır!

Bu karar, kadınların Senato üyeliği de dâhil olmak üzere pek çok profesyonel alanda yer almasını sağlamıştır. Kaynaklarda, Meşhur Beşli’nin diğer üyelerinin Senato’ya seçilip seçilmediklerine dair bir bilgi yok ne yazık ki… Ama Emily Murphy’nin 1933 yılında vefatına kadar hiç Senato üyesi olamadığını biliyoruz. Öncülerin kaderi; mücadele ederek kendisinden sonrakilere yol açmak.

 

Derya Yanık, “Ana Yüreğinden Mücadele Yontmak”, Bilimevi Kadın dergisi, Ocak-Şubat-Mart 2018, sayı 4.

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2018, 15:44
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20