banner17

Kalem kâğıda nasıl âşık olur?

Mustafa Nezihi, özellikle hattatların o inci gibi yazılarını yazdıkları özel kâğıtların nasıl bir usulle hazırlandıklarını iltifatlarınıza sunuyor..

Kalem kâğıda nasıl âşık olur?
Hokka. Fotoğraf: Saime Pesen
(+)

İnsanların, bildiklerini, gördüklerini, öğrendiklerini ne zaman kaydetmeye, zabt u rabt altına almaya başladığını bilmiyoruz tam olarak. Bize öğretilen tarihe inanacak olursak, evvela mağara duvarlarına çizdikleri basit figürlerle kendilerini (daha doğrusu yaşamlarından kesitleri) ifade  etmeye çalışmışlardır, o ‘bilinmeyen’ dönem insanları. Kendilerine suhuf indirilen peygamberlerin, Allah’ın bu ayetlerini kayda geçirip geçirmediklerinden de emin değiliz. Ama insanoğlunun binlerce yıldır bir şeylere çizdiğini, yazdığını ve iz bıraktığını biliyoruz. Geçmişin, daha çok bir şifahi gelenekle tecrübe ve birikimlerini sonraki nesillere aktardığından haberdarız. Yazı sonradan girmiş gibi görünüyor insanlığın yaşamına.

Hokka / Kesit. Fotoğraf: Saime Pesen

Kâğıt nasıl bulundu?

Önceleri taşlara, tahtalara, ceylan derilerine kaydedilen geçmişin hafızası, sonraki dönemlerde parşömene, papirüse yazılmaya başlanıyor. Mısır’da, Yunanistan’da ve nihayetinde geç bir tarihte Çin’de, kâğıt, evriminin ileri safhalarına taşınıyor. Çinlilerden kâğıt yapımını öğrenen Müslüman Arapların insanlığa nasıl bir altın çağ yaşattığını da inkar edecek kişinin körlüğüne hükmedilse yeridir. Derler ki, Çinli Ts’ai Lun’a kâğıt yapımını ilham eden de mucize hayvan arı imiş. Hem de eşek arıları... Ts’ai Lun, onların yuvalarındaki kağıda benzer özel karışımı inceleyerek bu büyük buluşa imza atmıştır.

Fotoğraf: Saime Pesen
(+)

Böyle başlar kağıtla kalemin aşkı…

Biz kâğıdın bu kısa tarihçesini geride bırakarak ‘terbiyeli’ kâğıttan bahsetmek istiyoruz. Yani özel ve hassas bazı yöntemlerle ‘sazdan yapılmış kamış’ın emrine amade kılınan aharlı kâğıttan bahsetmek istiyoruz. ‘Terbiyeli’ kâğıt dedik, zira İslam hat geleneğinin ve bunun çevresinde binbir güzellikle belirmeye başlayan diğer sanatların hamlıktan ve ham kâğıttan hoşlanmadıkları söylenir. El-hak doğrudur da.

Fotoğraf: Saime Pesen
(+)

Eskiden kâğıt imalatı günümüzdeki kadar kolay ve hızlı değildi elbette. Ayrıca günümüzdeki kadar kağıt çeşidi ve türü de yoktu. Aslında şişirilmiş bir ‘sahte ihtiyaç hissi’nin devreye soktuğu doyumsuz kapitalizmin olmadığı topraklarımızda, eldekiler, sanatın ve ilmin sakince debisinde akmasına yetiyordu. Bu yüzden Müslümanlar hıza ve çokluğa değil, teenniye ve de(ğe)rinliğe önem verdiler. Hattatlar, yazıcılar, müstensihler, nakkaşlar, müzehhipler kitabı, yazıyı, yazının etrafını güzelleştirmek için göz nurlarını kâğıda dökmekten kaçınmadılar. Ama mürekkebin hattatın eline uy(a)madığı durumlarda ne olacaktı peki? Kâğıdın değerli bir meta olduğu o günlerde, hem kâğıt hem sanatkâr memnun edilmeliydi ki, noktalarla ölçülendirilen bu güzel yazı sanatı alıp başını yürüsündü. Bugüne değin gelişerek devam eden ahar(lama) zanaatıdır kamış ile kâğıt arasındaki sulhü, hatta aşkı başlatan. 

Kâğıda ‘terbiye’ nasıl veriliyor?

Hâlâ hattatların, müzehhiplerin tercih ettiği aharlanmış kâğıt önce güzel renklerle boyanır. Fırçayla boyama yapılabileceği gibi yumuşak süngerle de boyanabilir. Tabii eğer çayla renk verilmek isteniyorsa; özel teknesine doldurulan süzülmüş sıcak çay suyuna daldırılır kâğıt. Sonra kurutulur kâğıt ve böylece sanatkâr için oturaklı ve dinlendirici bir renk olan kahverengi ve tonları elde edilmiş oluyor.

Eğer kâğıt fazla gözenekli bir yapıda ise, kaynatılmış ve ekşitilmiş nişasta sürülerek uzun bir süre bekletilir. Nazlanan kâğıdı orta ayar bir ortamda bekletmek evladır. Bu bekleyişin bitmesine karar veren hattat aharlamanın, yani kâğıdı doyurup güçlendirmenin diğer safhasına geçebilir artık.

Görsel: Saime Pesen
(+)

Bu evrede yumurtanın akı devreye girer. Şapla karıştırılan yumurta akı, yeterli miktarda dinlendirilip işe yaramaz köpüklerinden arındırılır. Kâğıdın dayanaklılığını arttıran, ömrünü uzatan ve görünüşüne ışık katarak onu güzelleştiren, yumurtanın akıdır. Devekuşu, ördek ve kaz yumurtasının dayanıklılığı arttıran seçkin yumurtalar olduğu da müsecceldir. Yumurta akının yalnızca kâğıt için faydalar sağladığı söylenirse haksızlık edilmiş olunur. Yumurtanın kâğıt üstünde oluşturduğu bu ince ve güzel tabaka, sanatkâra rahat çalışabilme ve hatta yanlış yapabilme imkânı da sağlar. Çünkü yanlış yazdığında, o tabakanın kapladığı kâğıdın kusursuz zeminindeki lekeleri ve kusurları kolayca tashih edebilir, silebilir.   

Kalem erkekliği, kağıt kadınlığı simgeler

Zorlu ve itina isteyen bir zanaat olan ahar(laman)ın bütün sırlarından haberdar değilim elbet. Zaten bilsem de ancak bunların bir kısmını faş ederdim. Bundan ötürü, biraz daha, bu güzel işin inceliklerinden bahsedip susacağım. Süngerle bir kaç kez kendisine yumurta ziyafeti çekilen kağıt artık diğer kağıtlardan üstün, güçlü ve dayanıklı bir kağıttır. (Bizim geleneğimizde kalemin erkekliğin, kâğıt-levhanın kadınlığın simgesi olarak telakki edildiğini buraya not düşelim. O kadar ki Vahdet-i Vücud ekolüne mensup sufiler, kader konusunu açıklarken, İlm-i Ezeli 'Hokka'sına batırılan Kader Kalemi'nin Levh-i Mahfuz'a her şeyi kaydettiğini ifade ederler.) Böyle bir kâğıt, sanatkârın kalemiyle, fırçasıyla buluşacağı o heyecanlı an için bir kaç yıl beklerse, sanatçının aklını başından alır. Ama öncesinde cilalanmalı, parlatılmalı. Şuh bir güzel olmak için bu sefer de taştan, camdan, akikten bir mührenin terbiyesinin altına girer. Mührelenen kâğıt yumuşar, ehlileşir. Bir nevi medeni olur artık. Çünkü dağdan, ormandan koparılıp kâğıda dönüştürülen bu değerli bilgi saklayıcısı daha üst bir sınıfın beğenisine mazhar olmak için bu seyr-i süluk’u katetmek zorundaydı. Mührelendikten sonra, sadece zamanın pişirebileceği sessiz bekleyişini bitirir ve hattatın, be’nin noktalarıyla ‘elif’i yazmaya başladığı o anda, vuslatın hazzıyla kendini tamamen sanatkâra teslim eder.

 

 

Görseller: Saime Pesen 

Mustafa Nezihi Pesen ahar işine yıllarını, size de haberini verdi

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2010, 22:59
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatıma
Fatıma - 9 yıl Önce

Hat yazılarının niçin değerli olduğu, kağıdına verilen ihtimam ile de anlaşılıyor. Kağıt, kalem ve insan bir araya gelince medeniyet ortaya çıkıyor.Kalemle insana yazmasını öğreten Allaha hamdolsun..

banner8

banner19

banner20