Kalbi sökülmüş ümmet değiliz artık!

Ayaklarını kaybetmiş, Yemenli Engelli Ali'den Erdoğan'a: Aleykümselam...

Kalbi sökülmüş ümmet değiliz artık!

Pazar akşamı, bir yandan TV’de France 24, BBC, El-Cezire, Euronews ve CNN üzerinden seçim sonuçlarını, tartışmalarını takip etmeye çalışırken bir yandan da internet üzerinden yurdum TV lerini izlemeye çalışıyordum. Geç saatlere kadar haberleri dinledim, takip ettim. Bir seçim heyecanını ilk defa ülke dışında tecrübe ediyorum. Burada güneş geç batar erken doğar. Sınırlı bir uykunuz vardır. Üstüne seçim uykusuzluğunu da ekleyince yabancı olan yollarda, yorgun argın, uykusuz gözlerle yürüyordum.

26984Oxford Street’te uykusuz gözlerle adımlıyordum. Yorgunluğa rağmen memnuniyet duygusuyla yürüyordum. Kalabalıklar arasında kaybolur gibi gidiyordum. Kulağımda kulaklık, Engin Noyan’ın seslendirdiği Esma-ül Hüsna’yı dinliyordum, Gökkuşağı rengi insanlar arasından kaybolup gidercesine adımlıyordum.  Gurbette bir gün daha geçiyordu. Esma-ül Hüsna bitti, kulaklıkları çıkardım, sokağı dinliyordum. Balkon Konuşmasındaki kuşatıcılık üzerine düşünüyordum. Sandık başındaki görevlilerden yurt dışından oy kullanmak için gelenlere, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, İstanbul’dan Kudüs’e, Gazze’ye, Cenin’e, Balkanlara herkesi kuşatan, buralara da hitap ettiğini bilen, farkında olan ve kuşatan bir konuşmaydı.

Selamunaleykummm Turkish!

Bunları düşündüğüm anda, “Selamunaleykummm!” diye bir ses irkiltti beni. Ezan sesinin bile duyulmadığı bu ülkede, çan çınlamasına alışmak üzereyken,  böyle bir selamı duymak, bir anda irkiltti ve beni memnun etti. Kime söyleniyor diye baktım, evet bana idi selam. Ne güzel bir tevafuk! Sesin geldiği yöne döndüm. Parıldayan gözler, tekrarlanan selam, ayakları olmayan bir adam... ‘Selamunaleykum, Turkish man!’ diyordu. Türk eşittir müslüman! Gülümsedim.

Justice and Development Party

Yanına yaklaştım, konuşmaya başladık. Elhamdulillah diyor, üçüncü kez kazandı “Justice and Development Party, Erdoğan” diyor. Sanki ayakları geri bağışlanmış gibi mutlu görünüyordu, gözleri ışıldıyordu. Konuşuyoruz, Yemen’liymiş, ismi Ali. Ayaklarını kaybetmiş hastalıktan. Kırk küsür yıldır bu caddedeymiş. Suriye’de bulunmuş. O sırada Türkiye’ye de gelmiş, geçmişte. Zafer sarhoşu gibiydi seçimlerden dolayı. ‘Türkiye çok gelişti, güçlendi, büyüyor. Çok mutlu oluyoruz diye ekledi. Bize umut oluyor.’ Yemenli Ali, Yemen diktatörü Salih gidince “Yemen will be free like Turkey, inşallah!” diyor. Türkiye gibi özgür, güçlü, gelişmiş olacağız inşallah diyor.  

26985Aleykumselam Erdoğan brother!

Başbakanın Balkon konuşmasındaki selamı aldığını, o selamlamadan çok mutlu olduğunu söylüyordu. Ve Aleykumselaamm, diyordu. Tayyip Erdoğan’ı ve Ahmed Davutoğlu’nu çok sevdiğini söylüyordu. Gurur duyuyormuş, müslümanların haklarını savundukları için. Bu sözlerini Türkiye’ye ileteceğim dedim. İletmeye çalışacağım. Yemen will be free dediğinde, daha önce Dünyabizim’e yaptığım haber geliyor aklıma. Yemen, garip tevafuklarla yolum kesişiyor bu ülke ile.

Kalbi sökülmüş ümmet değiliz!

Burada, ayaklarını kaybetmiş, tekerlekli sandalye üzerindeki bu adamın gözlerini ışıtan, mutlu kılan, bulunduğu yerdeki yaşam sevincine, inanç kardeşliğine,  gözlerindeki mutluluğa, imana baktım, düşündüm bir süre. “Kalbi sökülmüş bir ümmet değiliz” dedim, ne mutlu bize... Türkiye’de olsa göremeyeceğim, bilemeyeceğim bir resim duruyordu önümde. Beni bu hiç tanımadığım Yemenli Ali ile buluşturup kaynaştıran iman kardeşliğinin ülkemdeki sorunların da çözümünün ne olduğuna dair ipucu veriyordu.

Dördü bir İngiliz’den, birisi de Yemenli bir eşinden olmak üzere beş çocuğu varmış Ali’nin. Ali ismini çok severiz biz diyorum. Sonra, Yemen Türküsünden filan bahsedip, uzun uzun konuşmak geçiyor içimden. Sonra, vazgeçiyorum... Aleyküm selam kardeşim, diyorum, yürümeye devam ediyorum, içimde garip bir hüzün, mutluluk, gurur... Burada başımız öne eğilmiyor, çok şükür!

 

 

Ümit Savaş, balkon şiirini de düşünerek yazdı...

Yayın Tarihi: 15 Haziran 2011 Çarşamba 10:04 Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2011, 11:33
YORUM EKLE
YORUMLAR
ikbal
ikbal - 11 yıl Önce

kalabalık bir ortam olmasa ağlardım, haberiniz çok duygulandırdı beni inşallah bütün ezilmiş müslümanların ümidi ve sesi olur bu millet

Elif KÖse
Elif KÖse - 11 yıl Önce

Biz Türkiye'deki balkonlarda,pencerelerde gelen geçeni seyrederek büyüyen engelli/sakat/özürlü vatandaşlar.Elbette Oxford Street'ten bakınca durum öyle de kardeşim,bir de Türkiye'dekilere baksanız!Acaba bu kişi Türkiye'de size selam verseydi yine böyle mi karşılık verirdiniz?Kalbi de sökülmüş,merhameti de alınmış bir ümmetiz,en aydınım filan diye geçinene kadar.Artık otobüse bindiğimde vebalı gibi kaçınan müslümanlar görmek istemiyorum.

banner19

banner36