Kahveden sanala devlet kurtarıyoruz!

Milletçe siyasete, partilere pek meraklıyız, peki bu durumun ne kadarı Müslümanca?

Kahveden sanala devlet kurtarıyoruz!

Avrupaya ya da biraz daha batıya sıçrayarak Amerika kıtasına baktığınızda insanların günlük hayatlarında siyasetin çok yer etmediğini görürsünüz. Ortalama bir Avrupalı işine gider, işinden gelir, akşama doğru köpeğini gezdirmeye çıkar ve sonra evine dönüp TV izler. Avrupalının sanal dünyasında da siyasete çok yer yoktur. Onlar sanalda daha çok “laylaylom” yaparlar. Bizim insanımız ise sabah siyasetle kalkar, akşam siyasetle yatar. İş yerinde, kahvehanelerde, meydanlarda ve son dönemde de sanal alemde yeni bir dünyanın görkemli temelleri atılır. Abartıyor değilim, açın bakın facebook’a, twitter’a, ibret vesikalarıyla dolu. “Dünyanın herhangi başka bir yerinde bizim kadar siyasi bir toplum var mıdır?” sorusunun cevabını dünyanın her yerine gitmediğim için bilemiyorum. Ancak bazı şeylerin ölçüsünün ne olması gerektiğini Allah’ın bana verdiği muhakeme yetkisine dayanarak ölçebiliyorum.

Devlet kurtarıyoruz, kutsal mesele(!)

Bu halimize baktığınızda “bizim insanımız çevresine ne kadar da duyarlı, vay efendim Müslüman kardeşini ne de çok düşünüyor, ülkesinin geleceğine dair ne güzel de kafa yoruyor, helal olsun ne güzel de işler yapıyorlar” gibi yorumlarda bulunabilirsiniz. Doğrudur biz diğergamızdır, mücadeleyi severizdir ve bu bizim iyi bir özelliğimizdir, fakat ölçülü olduğu müddetçe.

Herkesin her şeye burnunu sokması, sosyal medyada kullanıcı hesabı olan her adamın “bu dünyayı ben kurtarırım, başkası değil” havasına girmiş olması ölçüsüzlüğü de beraberinde getiriyor. Çünkü ilm-i siyaset sadece bilgi değil, aynı zamanda ölçü ister. Ve ölçülü olmak avamın işi değildir. Kitlelerin ölçüsü olmaz.

Bu ölçüsüzlük ortaya ruh hastası tipler çıkardığı gibi, şirk gibi büyük bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Bu ruh hastaları, gece yolunu fenerle ararken gündüz olduğu halde feneri hala yanık tutmaya devam eden bir adam gibiler. Neye ne kadar değer verilmesi gerektiğini, hangi araçla neyin bulunabileceğini tespit etmekten son derece acizler. Alet ve hakikati birbirine karıştırıyorlar. Hakikate tapacaklarına alete tapıyorlar.

En çok neyi seversen...

Ahir zaman putlarını sayarken para, makam-mevki ve teknoloji gibi putlar zikredilir. Biz bunlara bir yenisini daha ekleyebiliriz: Siyasi partiler putu. Toplum olarak siyasetle ve partilerle o kadar içli dışlıyız ki adeta onları putlaştırmışız. Sosyal Medyayı açın bakın herkes mensubu olduğu partinin sloganlarını zikredip duruyor. Bilirsiniz, Allah aşığı bir adama siz ne derseniz deyin o yine de “Allah, Allah” der. Bunlara da siz ne derseniz deyin “partim, partim, gayrısından geçtim” diyorlar. Putlarına hayırlı ya da hayırsız dokunduğunuzda sizi yakıyorlar. Putunuz yanlış yerde duruyor, biraz şu köşeye alalım dediğinizde sizi dar ağacına çekiyorlar. Bu putlarla ahirette saadete erebilecekler mi bilmiyoruz. Bizim bildiğimiz, putlarımız giderek çoğalıyor!

 

Selim Tiryakiol dikkat çekti

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2012, 14:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
malcolm
malcolm - 8 yıl Önce

anlayanlar için çok anlamlı bir yazı. kendi partisinin liderini eleştirdi diye hakan albayrak gibi bir yazarı bile küfürlü mail yağmuruna tutan, iftar masasını basmaktan utanmayan, yazarların facebook hseaplarını çalan hiçbir ahlaki, islami duruşu kalmamış, parti putuyla hareket eden zihniyet bakalım daha neler yapacak.

sinan
sinan - 7 yıl Önce

Partiyi yeterince önemsemeyen ya da gereğinden fazla büyüten değil araç olduğunu bilenlerden olmak önemli.bugün müslümanlar o kadar farklı yelpazede partilere desdek vermesi islamın anlaşılamamış olmasının en büyük sonucu sanırım.Hele birde hiç biş yapmamak için herişi eleştiren kesim yokmu onlar daha ayrı bir particilik yapan grup bence.İhlasla çalışmaya ve önce bireysel sonra da çevreye yönelik çalışmalara devam.Mustafa Kamalak Beyefendiyi çok seviyorum.

banner19

banner13