Kadınların eliyle gelen barışa kulak vermeli

Dünyada çatışmaların sıfıra kadar son bulmasını beklemek hayal. Kur’an’da arzın ne kadar geniş olduğu, başıboş da bırakılmayıp vahiyle aydınlatıldığımız bildirildiği halde, bitmez tükenmez kibir ve üstünlük iddialarının, ele geçirme hırsının sonu gelmiyor. Yıldız Ramazanoğlu İrlanda'da katıldığı bir çalışma toplantısından notlarını yazdı.

Kadınların eliyle gelen barışa kulak vermeli

 

 

Dünyada çatışmaların sıfıra kadar son bulmasını beklemek hayal. Kur’an’da arzın ne kadar geniş olduğu, başıboş da bırakılmayıp vahiyle aydınlatıldığımız bildirildiği halde, bitmez tükenmez kibir ve üstünlük iddialarının, ele geçirme hırsının sonu gelmiyor. Işıktan uzak kalınca Jose Saramago’nun “Körlük” romanındaki gibi sefil bir hayat bizi bekliyor.

Kadınlar sürece dâhil olmalıydı

IRA örgütünü, İngiltere ve İrlanda halkı arasında verilen mücadeleleri bilmeyen yoktur. Aralık ayının başında gerçekleştirdiğimiz Belfast çalışma ziyaretinde, kadınların barışı ve eşitliği ilmek ilmek nasıl dokuduklarını dinlemiştik barış masasının birçok bileşeninden. Başlangıçta, politik süreçlere katılmaya ne kadınlar hevesliydi, ne de erkekler bu desteğin değerini takdir edecek zihinsel yapıdaydı. Fakat nasıl geri durabilirsiniz ki; alınan her karar, patlayan her silah doğrudan çocuklarınızı, gündelik hayatınızı sevdiklerinizi etkilerken. 1998’de imzalanan “Belfast’ın Mübarek Cuması” adı verilen barış anlaşmasına ulaşılmasında kadınların çabalarına değineceğim bu yazıda.

(Demokratik İlerleme Enstitüsü (DPI), çatışma çözümlerindeki tecrübeyi anlamak ve gözlemciler yoluyla anlatmak için kurulmuş. İrlanda'daki barışta kadınların rolünü anlamak üzere gittiğimiz Belfast'ta çeşitli görüşmeler yaptık. Heyetimizde Kezban Hatemi, Sibel Eraslan, Bejan Matur, Cansu Çamlıbel, Fatma Bostan Ünsal, Esra Elmas, Nurcan Baysal, Eleanor Johnson, Catriona Vine, İpek Otan ve Ian White vardı. Açıkçası Cibuti seyahatinden beri beni en çok etkileyen şehir oldu Belfast.

Kısaca özetlemek gerekirse, 16. yüzyılda İngiliz ve İskoçların, İrlanda Adası’na gelip, buradaki Katolik halka aşağılama ve kıyımla hükmetmeye kalkışmasının açtığı yaralar devam ediyor. 1916’da kurulan IRA’nın mücadelesiyle güneyde bağımsız bir İrlanda Cumhuriyeti kurulmuş ve kuzey çatışmaların içinde kalmış. Daha çok Kuzey İrlanda’da verilen bağımsızlık ve Birleşik İrlanda mücadelesinde binlerce insan hayatını kaybetti, on binlerce insan cezaevlerinde mahpusluğu tattı. Bu durum, rakamlar nüfusa oranlandığında ateşin ve acının her eve düşmesi demek. Sonunda 1998'de bütün tarafların masadaki müzakereleriyle Mübarek Cuma Anlaşması imzalandı.)

Liz O’Donnell, İrlanda Cumhuriyeti’ni insan haklarından sorumlu bakan olarak, barış görüşmelerinde temsil etmiş deneyimli bir müzakereci. Taraflar çatışmasız politik sürecin önemini anlayana kadar çok canlar gitmiş. Partisi hükümete geldiğinde IRA, Londra’da bombaları patlatmış barış gündeminden hoşnutsuzluğunu göstermek için. Bu kritik saldırılarda, İrlanda ve İngiltere sadakatle barışın yolunu izleme kararı almasalardı, bu günlere gelinemezdi.

Konuşmak ve dinlemek, ölmek ve öldürmekten daha iyidir

En fazla acının yaşandığı Belfast’ta, “Kadınlar sürece dâhil olmalı” mottosuyla, Kuzey İrlanda Kadınlar Koalisyonu kuruldu. O’Donnell’e göre çalışkan, yaşamın tam kalbinden gelen, her vurulan ya da hapse giren erkekle, kendileri de mağdur olan kadınların sesleri değişimi yaratacak güçlü bir etki yaptı. Koalisyonda bütün eğilimler, birlikçiler, ulusalcılar cumhuriyetçiler vardı ve ortaklaştıkları şey hayatı seçmeleriydi savaş ve yıkım yerine. Farklı insanlar ve toplum kesimlerine derinlemesine nüfuz ederek, parça parça müzakereler yapabiliyorlardı. Müzakerenin amacında bile anlaşamayan erkeklere karşılık, büyük siyasi ajandalarda boğulmadan, “yaşamsal hedeflere” odaklandılar. Makamlara değil barışçıl ilerlemenin isimsiz kahramanlığına talip olabilmeleri, sert dile karşılık yeni ve anlayışlı bir dil geliştirmeleri, kadınlar olmadan mesafe alınamaz dedirtmişti herkese. Müzakerelere tutsakların sözlerini, taleplerini, hikâyelerini taşıyor, görüşmelerde kimsenin sözünü kesmeden, en uzun konuşanı bile saatlerce dinleyebiliyorlardı; ne de olsa konuşmak ve dinlemek, ölmek ve öldürmekten daha iyiydi.

Kadın koalisyonunun kurucusu Avila Kilmurray, erkeklerin öldürüldüğü ya da hapiste olduğu ortamda kadınların, “valium” verilerek uyuşturulduğunu, taşınması zor sorumluluklarla yapayalnız bırakıldıklarını söyledi. Bu ağır ihmal içinde, hayatı götürmek için çıkış yolu aradıklarında, kendi hayatlarına müdahil olmak istediklerinde bile, kiliseler tarafından politikaya karışmamaları telkin ediliyordu. 1.6 milyon nüfusun 40 bini cezaevindeyken, hiçe sayılmış çocuklarının kaderine el koymaktan doğal ne olabilir. Gandi’nin sözlerinden güç almışlar bu noktada: “Değişim için uğraşıyorsanız, önce engellenirsiniz, sonra sizinle alay ederler, sonunda siz kazanırsınız…”

Krizler benzer, çözümler de…

Sabit fikirlere karşı nüansları görüp gösterebilen, yeni kanallar açabilen, mesela Katolik bir kadın tutsağa, Protestan üyelerini yollayarak karşılıklı kalpleri ısındıran koalisyon. İşsizlerle, çocuklarla, cezaevinden çıkan erkeklerle, engellilerle bire bir ilgilenen dayanışma ağı kuran, aile fertlerini dağılmaktan kurtaran, inançlarını hiç kaybetmeyen kadınlar.

Kuzey İrlanda Parlamento Üyesi Rosie McCorley ve Louis Crian, yoksul ve kısıtlı imkanlarla büyümüş, şiddeti tanımış, evlerinden çıkarılmış, yıllarca cezaevinde yatmış sokak mücadelelerinden gelmiş insanlar. Yaşadıkları yüzünden küsmek, umutsuzluğa kapılmak yerine şimdi var güçleriyle halklar arasındaki zihinsel duvarları yıkmaya çalışıyorlar. Onları dinlerken, kadınlara dair zayıflayan inancım yeniden alevlendi. İçtenlikleri, fedakârlıkları, hakikilikleri, tevazuları görülmeye değerdi.

Tar Anal” adı verilen dayanışma iyileşme merkezinin yöneticilerinden Amire Colins’in erkek kardeşleri babası tutuklanmış, eşi öldürülmüş, kendisi sekiz yıl hapis yatmış. Şimdi yüzleşme arşiv rehabilitasyon çalışmaları yapıyor. “Kanlı bıçaklı zamanların belleği kuşatan anılarıyla dolu kadınlar buraya geldiklerinde, çocukları hemen birlikte oynamaya başlıyor ve anneler bunu görüyorlar” diyor övünçle. Barışın ve ayrımcılıktan uzak bir geleceğin inşası için çok ince çalışmalar yapıyorlar. Sanat evleri açıyor, birlikte resim yapıyor, şiir yazıyorlar. Cezaevinden çıkmış ama hala içlerine kök salmış tutsaklığın ağırlığını atamamış eski militanlara da, büyük ihtimamla destek veriliyor dışarıdaki yaşama alışmaları sağlanıyor bir bakıma.

İrlandalı kadınlar, dünya kadınlarıyla da dayanışma içinde olmuşlar. Güney Afrika barışının izlediği süreçlerden esinlenmişler, çatışma sebepleri ve yaşananlar farklı olsa da. Elbette kimsenin acısı kimseye bire bir benzemez; ama sonuçta büyük insanlık hikâyesinin bir parçasını koparıp yaşıyoruz hepimiz. Başka çatışmaları bilmek, verilen mücadeleleri izlemek de teskin etmiş yalnızlık duygularını. Benzer insanlık krizleriyle sarsıldıklarını bilmek, ortak insani kurtuluşlara da kapı aralamış.

Kadınların kartondan rollere razı olmadıklarında fark yaratabileceğine, daha derine inebileceğine inandırdı bizi İrlandalı hemcinslerimiz. Onur duyduk onları tanımaktan. Türkiye’nin barış sürecine, hiçbir çıkar gütmeden on yıllardır katkı vermekte olan nice kadınları da yadettik elbette…

 

Yıldız Ramazanoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2013, 13:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13