banner17

Japonya'da da bulduk birbirimizi bayramda!

Salome, Japonya'da oruç tutmanın ve bayramı orada idrak etmenin anlam ve önemine dair romantik bir haberle karşınızda.

Japonya'da da bulduk birbirimizi bayramda!

Japonya’da iken dünyanın bir ucunda olduğunuz hissi hiç bir zaman peşinizi bırakmaz. Uzun bir sure ümmi ve dilsiz gibi yaşamanız gerektiği yetmiyormuş gibi, bir de Japonlar tarafından “hiç bir şey anlamayan uzaylı” muamelesi görürsünüz ve -cani gibi davranılınca insan cani olurmuş ya- zamanla “hiç bir şey anlamıyorum, anlamayacağım, hayvan doğdum bitki öleceğim” diye düşünmeye başlarsınız.

Sonra sınıfınızdaki kıvırcık saçlı, Arap aksanlı çocuğun Libyalı ve Müslüman olduğunu anlarsınız. Normalde İran’dan kalma bir Arap önyargısıyla dolu olduğunuz halde, o anda içiniz ısınır güler yüzlü çocuğa.

Japonya'da Ramazan
(+)

Gün gelir yaşadığınız üniversite yurdunda, yöresel kıyafetler giymiş Hintli kadınlar ve irili ufaklı çocuklara rastlarsınız. Normalde çok uzak gibi görünen Hindistan, anavatanınızmış gibi gelir size. Sonra Malezyalıları ve Endonezyalıları keşfedersiniz.

Ahmet Küçük kim?

Sonra bir devlet dairesinde zar zor gerekli formları doldurup ilgili memurun masasına koyarken, bir alttaki formdaki adı görürsünüz: Ahmet Küçük. Hiç düşünmeden hafifçe bağırırsınız, “Ahmet Küçük kim?” diye. (Niye şimdiye kadar “siz”li cümle kurdum anlamadım. Ama hepsini değiştirmek zor olacak. Bundan sonra “ben”li yazıyorum, haberiniz ola.) Ahmet Küçük koşar, Japonya’nın pek de popüler olmayan bir şehrinde bir Türk daha! Sevinir. Evlidir, karısı da çok sevinecek bir Türk daha olduğuna burada, benden başka Türk olan kız yok. Birkaç tane daha erkek var sadece.

Ahmet’in karısı Süreyya. Müslüman kadınlardan oluşan bir grupları var; haftada bir, olmadı iki haftada bir mutlaka toplanıp Kur’an okuyorlar. Hepsi üniversitede ya mastır ya doktora yapıyor. Grupta Türkmenler ve Uygurlar çoğunlukta. Kocası Türk olan ve sonradan Müslüman olmuş bir Japon da var.

Japonya'da Ramazan
(+)

Gurbet elde Ramazan

Genellikle evliler, benden çok farklılar. Türkiye’de ya da İran’da olsam belki pek iletişim kuramayacağım insanlar, ama dünyanın bir ucunda olma ve Müslümanlık yakınlaştırıyor bizi. Farklı müzik tarzlarını sevmemiz ya da sanata bakışımızın ayrı olması hiç önemli değil. Çok az yaptığım bir şeyi yapıyorum, Fatiha’yı tecvitle okuyorum, notalı ve inişli çıkışlı. Şaşırıyorlar, görünüşüme hiç yakışmıyor. Ben de şaşırıyorum.

Annem endişeli, “gurbet elde Ramazan çok zor geçiyordur” diye. Sürekli soruyor. Hiç bir zorluğu yok. Yurtta ailesi ile yaşayan Bangladeşli bir abi her akşam ezan okuyor. Tamam, notaları pek tutturamıyor ama sesi yüksek ve rahatça duyuluyor. Bazen iftara yurtta değilse, mutlaka Hindistanlı arkadaşına haber veriyor yerine okuması için. Bir ay boyunca hiç aksamadı.

Japonya'da Ramazan
(+)

Bakmayın böyle duygulu yazdığıma, normalde çok haşinimdir

5 kez iftara davet edildim Ramazan boyunca, Türkmen ve Uygur yemekleri yedim. Bir kere de köfte ve pilav. Bir kere de Araplarla iftarda mangal yaptık. Dana eti. Yurdun hemen yanındaki dükkanında helal et satan Bangladeşli amcadan aldık. Donmuş ama lezzetli.

Tabii Ramazan sadece yemekle alakalı değil. Çalışıyorum, okuyorum, yazıyorum, bisikletle gidip geliyorum üniversiteye, Japoncam yalan söyleyebilecek kadar ilerlemedi daha, ağzım temiz, vicdanım rahat. Tamam, belki bayramda yaşlıları ziyaret, el öpme gibi gelenekler olmadı; ama zaten bu gelenekleri sadece ailemle iken seviyorum. Burada herkesi telefonla aramak yetti. Bayram havası yok, o da tamam, ama mutluyum ve huzurluyum.

Neden böyle romantik yazdım anlamadım. Ramazan ruhu içime işlemiş. Normalde çok haşinimdir. Herkesin bayramını da kutlarım.

 

Salome, Japonya’dan bildirdi

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:34
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Törenur
Törenur - 5 yıl Önce

Selamun Aleykum, şu an ben de japonyadayım. tokyoya gelirseniz beklerim, cihan aktaş'ın kızısınız değil mi? : )http://japonyamesken.tumblr.com/

banner8

banner19

banner20