Jack London neden intihar etti?

"Çoğu okur onu Beyaz Diş ile tanısa da London, kendini otobiyografik romanı Martin Eden'de anlatır. Ama intiharı bütün kitaplarında vardır desek doğru bir tespit yapmış oluruz." Faik Öcal yazdı.

Jack London neden intihar etti?

İki önemli nedenden dolayı Jack London ilgimi çekmiştir hep. Birincisi, onun kitaplara olan tutkusu. Otobiyografik romanı Martin Eden’de bu özelliğini belirgin biçimde ortaya koyar. Zengin olup da binlerce kitap içinde çalışmalarını yürüten yazarları anlarım, onlara daha çok saygı duyarım böylelikle. Sadece bu. Bir de yoksul olmasına rağmen, sefalet içinde bulunmasına rağmen, eline geçen üç beş kuruşu da kitaplara veren yazarlar var. Bununla kalmayıp, bu üç beş kuruşu kazanmamasına rağmen başkalarından ödünç kitap alarak okuma ihtiyacını karşılamaya çalışanlar. Bu şekilde ruhlarındaki bilgi açlığını doyurup sözlerini oluşturma yoluna giderler ve vakti geldiğinde de eserlerini ortaya koyarlar. İşte London bu tür yazarlardandır. Kitaplarını bu yolla ortaya koymuştur. Maddi açıdan aile durumu iyi olmasına rağmen onlardan yardım beklemeyip kendi hayatını kendi emeğiyle bileğinin gücüyle kazanmayı tercih etmiştir. Âdemden Önce romanında anlattığı bundan başka bir şey değildir. Bunu da gerçekten iyi yapmıştır. İşi ileri boyutlara vardırmış, yazdığı kitaplardan kazandığı parayla geçinmeyi tercih etmiştir ve daha yirmili yaşların sonunda dergilere gönderdiği hikâyelerden öykülerden denemelerden para kazanmaya başlamıştır. Mücadeleci bir kişiliktir.Martin Eden, Jack London

London neden ilginç bir tiptir? Bir ömür boyu devam eden intiharı sebebiyle de bana ilginç gelir. Onun kitaplarının her satır boşluğunda intiharının izlerini bulmak mümkündür. Ne tuhaftır bu kadar mücadeleci bir insanın sürekli intihara eğilimli yaşaması. Fakat onun ayırt edici özelliği budur. Belki de bu durum böyle olduğu için, o, Jack London olmuştur. Neden böyle olmuştur? Öncelikle onun Spencerci sıkı bir evrimci olduğunu belirterek durum tespiti yapalım. Temeline inersek bu durumun, içgüdülere bağlı olarak ortaya çıkan sezgi iki yöne bakar:

1-Metafizik âleme bakan yön (Henri Bergsoncu yaklaşım)

2- Fiziki âleme bakan yön (Herbert Spencerci yaklaşım)

İçgüdüleri ziyadesiyle güçlü olmasının sonucu olarak sezgileri de çok güçlü olan London, tercihi materyalist Spencer’den yana kullanmıştır. Evrimcidir. Doğal seleksiyona inanmıştır. Güçlü olanın hayatta kalacağına, hayatta kalma hakkına sahip olduğuna inanmıştır. Maalesef hayat onun karşısına Bergsoncu sezgiyi çıkarmamıştır. Çıkarsaydı belki daha uzun yaşardı ama bu yüzden kendi olamazdı da. Bütün yaşadıklarıyla Spencer’in sadık bir tilmizi, takipçisi olmuştur. Bütün kitaplarında bu kurala, görüşe bağlı kalmıştır. İçgüdülerinin tahakkümünden kendini kurtaramamıştır. Hatta ruhundaki ışıltıya dayanarak daha da ileri gitmiş ve Spencerci sezgilerinin krallığını kurmuştur yalnızlığında, bir elinde alkol şişesi, ötekinde kalem. Böyle bir insandır London. Âdemden Önce kitabında onun içgüdüleriyle olan sıkı ilişkisine yakından tanık oluruz. Sonra öteki eserlerindeki kahramanları da hep içgüdülerine bağlı kaldıkları için hayatta kalmışlardır ya da rakiplerini yenmişlerdir. İçgüdüleri güçlü olanın sezgileri de kuvvetlidir. Bunların diğerleri karşısında galip gelmesi kaçınılmazdır. Beyaz Diş’te köpeğe dönüşen kurt, Vahşetin Çağrısı’ndaki kurt köpeği, hep bu durumun ‘kaçınılmaz’ örnekleridir. Fakat bu yakıcı yıkıcı olmaktadır. London bunu özel hayatında birebir yaşamıştır. Kendi elleriyle işini bitirmiştir, o kadar da cesur olmamasına rağmen.

Gelelim onu intihara sürükleyen gizli nedene. Genç denilebilecek bir yaşta aramızdan ayrılan London’ın ölümünü hızlandıran en önemli sebep, hayatının son dönemlerinde gün yüzüne çıkan alkol bağımlılığıdır. ‘İstediğim zaman içkiyi bırakabilirim.’ diyordu, hatta bundan dolayı iddialaşmaktan da geri kalmıyordu. Fakat sonradan bırakmak istediğinde bırakamadığını gördü, dehşete düştü. Bir gerçeği anlamıştı: Spencersi sezgiler iflas etmişti. Ne yapacaktı artık? Öteki sezgiler de ufukta görünmüyordu. Karanlıktan başka bir şey görülmüyordu. Böyle bir umutsuzluk içinde alkolle gelen intihar kaçınılmaz olmuştur. Çok erken yaşlarda edebiyat dünyasında ismi duyulmasına, dünyayı gezmesine ve hayatı tanımasına rağmen sonundan kaçamadı. Bilincinin karanlıklarına tuttuğu ayna ne kadar çaresiz durumda olduğunu kendisine gösterdi. İntihar kaçınılmaz olmuştu artık. Alkolle bir gerçeği daha iyi gördü: Hiçlik. Onu bekleyen son… Zeki adamdır London. Zekâsının kurbanı oldu bir bakıma. Ölünce ne olacaktı? Ölümden sonra kendisini ne bekliyordu? Gerçekten ölümden sonra hayat yok muydu? Bu sorulara sağlıklı adam akıllı bir cevap veremedi. Fakat içinden bir ses, ölümden sonra ‘bir şeyler’ olacağını söylüyordu. Bu sese her kulak verdiğinde derin bunalımlara giriyordu, alkolden medet umuyordu. Çok zeki bir adamdır dedik.

Bunu açalım biraz. İçgüdüleri çok güçlü olan London’ın Spencerci sezgileri yanında zekâsı da çok gelişmiştir. Sezgiler belki a priori öngörüler hakkında kesin keskin fikirler üretebilirler ama zekâ kendi içinde bu a priori öngörüleri tartar biçer. Ve London’ın zekâsı bu işin içinde bir ‘bit yeniği’ olduğunu, yeryüzündeki hikâyesinin böyle bitmemesi gerektiğini, mahiyetini bilmese de hiçbir şeye benzetmese de ölümden sonra bir hayat olabileceğini ruhuna fısıldıyordu. Dayanamadı ruhu buna. O meyhane senin bu meyhane benim, diyerek kendini iyice sarhoşluğa vurdu London. Ölümünden az önce ruhu alt üst olmuş durumdaydı. Her şey bitmişti. Bu şekilde de olsa korkunç zekâsının sesini boğmayı başarmış, zekâsının keskin dişlerini köreltmiştir. Ruhunu bitirmişti. Bunu gerçekten başarmıştı. Son kıyısına vurmuştu paramparça olmuş ruhu. Aşırı dozda aldığı alkol onu korkunç zekâsının sorularından kurtarıp sonsuz bir karanlığa, dipsiz bir kâbusa mahkûm etmiştir. Hikâyelerin içinde hikâye bitmişti.

Kendini bitirmişti büyük yazar, zavallı insan. Alkol şişelerine hapsettiği ruhu ancak ölümüyle özgürlüğüne kavuşabilmiştir. Karanlık bir özgürlük…

Faik Öcal 

Yayın Tarihi: 22 Kasım 2021 Pazartesi 06:00 Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2021, 06:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Arkadya
Arkadya - 6 yıl Önce

Verilen bilgiler yarım ve yalnıştır,London hicbir zaman gerçeği bulmak adına içmemiş ve bu uğurda meyhanelerde dolaşmamışır. Buradaki bilgiler London'un 3 otobiyografik kitabından biri olan "Bir Alkoliğin Anıları" kitabının bilgisinden yoksun olarak yazılmıştır.Bu kitapta John Barleycorn olarak adlandırdığı alkolle olan ilişkisini ve mücadelesini anlatıp,kitap boyunca alkolün yasaklanmasını,kolay ulaşılabilir olmaması gerektiğini ve kendisinin içmeye başlama hatasını bağırır durur.Bilgilerinize

Seher
Seher - 10 yıl Önce

Allah Tealanin bir insana birseyi nasip etmesi ne güzeldir, Landon birseylerin farkinda olmasina ragmen metafizik hakkindaki düsüncesini harekete,imana, aksiyona cevirememis, sadece bunu biliyor olmanin bilgisiyle yetinmek durumunda kalmistir, ulasmaya calistigi sey ona nasip olmamistir... Allah'im sen bize firsat ver, ve ütfen olabileceklerimi ve farkettiklerimizi bize pratik anlamda da nasip et diye dua etmeli.-..

Birisi
Birisi - 4 yıl Önce

Jack London kendisini hiçliğin kollarına atmış bir efsanedir. Bulamadığı hiçbir şey yoktur.

Ays
Ays - 10 yıl Önce

para bütün kötülüklerin anasıdır.

İsimsiz
İsimsiz - 3 yıl Önce

Jack london böbrek yetmezliğinden öldü diye okumuştum.

EmreTekeoglu
EmreTekeoglu - 1 yıl Önce

Çok güzel olmuş

eserozg
eserozg - 1 ay Önce

Birisi böbrek yetmezliği sonucu öldüğünü yazmış, böbrek iflasinin sebeplerinden biridir alkol

banner26