İstanbul'un hendeklerini dahi yazmış

Yaşadığım sokaktan bir büyük hafız geçmiş, ben yeni haberdar oldum. Ahmed Sadreddin, Ali Rıza Sağman'ı yazdı.

İstanbul'un hendeklerini dahi yazmış

 

 

Geçtiğimiz günlerde Ali Rıza Sağman ismi ile yeniden karşılaştım. Bendeniz daha çok kendi zevkimin sürdüğü arazideki mesailerim sebebi ile Ali Rıza Sağman Bey’in kanuni olmaklığından, bir çok beste ve güftelerinin oluşundan haberdardım.

Meğer Ali Rıza Sağman Bey’in bilmediğim bir dolu güzel hasletleri varmış. Bunlardan beni en çok hayrete sürükleyeni ise, şu an itibariyle bendenizin oturduğu sokakta yaşamış ve buradaki evinde Hakk’a yürümüş olması.

1890 senesinde Ordu’nun Ünye’sinde doğan Ali Rıza Sağman Bey, pederinin 1897'de yüzbaşılığa tayini sebebiyle ilk tahsilini ve hafızlığını talim edeceği Giresun’a göçer.

Sürgünü şeref addetmişti

Tarih 1904'ü gösterdiğinde, medrese tahsili için İstabul’a gelen Ali Rıza Bey, Fatih Camii’nde meşhur muallim ve şehid İskilipli Atıf Efendi’den ders almaya başlar. Yaz aylarında tatil için gittiği baba ocağının bulunduğu Giresun’da da boş durmaz ve Beyazıtzâde Hafız Ali Efendi’den tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyarak, 1910'da icazetname alır.

İstanbul’da “Beyânü'l Hakk” isimli bir dergide ve Giresun’daki Karadeniz Gazetesi’nde yazdığı yazılarda, İttihat ve Terakki’ye muhalif görüşler serdeder. Kendi söyleyişi ile “çok aşırı olmamakla beraber, İttihat ve Terakki’nin muhalifi idim” diyen Ali Rıza Sağman Bey, İttihat ve Terakki'nin zulmüne uğrayarak, 29 Mayıs 1916'da diğer mazlumlarla birlikte Sirkeci rıhtımından kalkan vapurla Sinop’a sürülür. Sağman, o günlerden bahsederken, yaşadıklarının kendisi için şeref olduğunu kaydeder.

Süleymaniye’yi birinci bitirdi

Sinop sürgününden 4 yıl sonra dönen Ali Rıza Sağman Bey, mali sıkıntılarına rağmen yarım kalan tahsilini tamamlar. Mehmed Akif Ersoy’un Arapça ve edebiyat hocalığı yaptığı Şahin Medresesi’nden mezun olur. Süleymaniye Medresesi’nin kelam, tasavvuf ve felsefe şubesinden aliyyü'l âlâ (birinci) derece ile mezun olur. Daha sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Ali Rıza Bey, öğretim işini tercih ederek çeşitli okullarda muhtelif derslerin muallimliğini yapar.

Bir dolu macera ile geçen hayatının hak verirsiniz ki, sadece küçük bir kısmı biyografisinde paylaşılabilir. Ali Rıza Sağman, kendisini şair olarak görmese de, çeşitli dergilerde şiirleri yayınlanmış ve bu manzum eserlerinin bir kısmı da bestelenmiş.

İstanbul’un hendeklerini yazdı

Bazısı yayınlanmış, bir kısmı da yayınlanmayı bekleyen kırkın üzerinde eser telif etmiş Ali Rıza Sağman Bey. Geniş bir yelpazede telif eserlerinde edebî, dinî ve tarihî konuları işlemiş.

Daha önce hiç el atılmamış mevzularda eser veren Ali Rıza Sağman’ın benim en dikkatimi çeken eseri, “İstanbul Hendekleri” kitabıdır. İstanbul’un çevresindeki hendeklerin durumundan haber veren böylesi bir kitap telif etmek sanırım kimsenin hatırına gelmemiştir. Zira İstanbul’un dünya kültür başkenti ilan edilmesinin akabinde, şehir hakkında birçok eser hazırlanırken, buna yakın bir eser oluşturulmadı.

Notları ve defterleri henüz ele alınmadı

Ali Rıza Sağman Bey’in basılmamış eserlerinin çoğu, Arap harfleri ve kendi el yazısı ile yazılmış. Telif ettiği eserlerin yanı sıra, aruzla yazılmış gazel, kaside ve nât-ı şerif türünde manzumeleri de mevcut. Ali Rıza Bey’in bütün bunlarla birlikte muhtelif kâğıt ve defterlere Arap harfleriyle yazılmış, muhtevaları henüz açığa çıkmamış olan notları da bulunmakta.

Takdir edilesi birçok hasletinin arasından kendisini en ziyade memnun eden şeyin hafızlığı olduğunu söyleyen Ali Rıza Sağman Bey, bu en şeref duyduğu vasfı hakkında, “Hâfızlığımın verdiği maddî şeref ve mânevî gıda, diğerlerinin verdikleri ile kıyas kabul etmeyecek kadar bence fazladır.” dermiş.

Nureddin Tekke Sokak’ta yaşamıştı

Hafız Rıza Bey, 13 Eylül 1965 tarihinde evinde geçirdiği kalp krizi sonucu ebedî âleme göç eylemiş. Bendeniz de şimdi ikamet ettiğim ve Hafız Rıza Bey’in yıllarca yaşadığı Nureddin Tekke Sokak’da yürüdüğüm vakitlerde, bu hezarfen hafız efendiden bir numûne bulur muyum diye, ruhumun pencerelerini sonuna kadar açıyorum.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

 

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 13:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13