İstanbul'daki kayıp mescidlere ne oldu?

İstanbul’un kayıp cami ve mescidleri mevzuu henüz vuzuha kavuşturamadığımız meselelerin başında geliyor idi. İstanbul’un Kaybolan Kültür Varlıkları kitabıyla nihayet İstanbul’un kaybolan kültür varlıkları kayıt altına alınmaya başladı. Kamil Büyüker yazdı..

İstanbul'daki kayıp mescidlere ne oldu?

İstanbul’a yerleşip hasbelkader şehre aşinalık kesbetmeye başladığımdan beri yitip gitmeye yüz tutmuş eserlere bakıp hayıflanırdım. Bir kurtarıcı el değse de şu eserler ihya olsa diye içimden geçirirdim. Zaman zaman tarihçi Süleyman Zeki Bağlan hocamızla da saatler süren konuşmalarımızda İstanbul’da acilen mevcut eserlerin envanterinin çıkarılması gerektiği üzerinde dururduk. İMP (İstanbul Metropolitan Planlama) çok ciddi bir proje idi. İstanbul’un tarihi dokusunu ihya ve muhafaza adına ümitlenmiştik ama maalesef ne oldu ise oldu, bu proje de akim kaldı.

Neyse ki geçenlerde bir dost meclisinde bahsi geçen bir eser, bir nebze olsun beni heyecanlandırmıştı. İBB, İstanbul’un Kaybolan Kültür Varlıkları & Suriçi (Fatih) Camileri ve Mescidleri -I- adıyla kayıp camilere dair bir kitap yayınlamıştı. Ama kitap nereden, nasıl temin edilir hiçbir bilgim yoktu. Yine bir müftümüzün odasında izini sürdüğüm eserle müşerref oldum. Heyecanım bir kat daha arttı. Hemen eserin künyesini fotoğrafladım. İlk fırsatta eseri sessiz sedasız ve gözden ıraklarda yayınlayan Tarihi Çevre Koruma Müdürlüğü’ne gittim. Küçük Ayasofya Camii’nin avlusunu çevreleyen külliyenin hemen arkasında yer alan merkeze gittiğimde işin muhatabı olan görevli yoktu ama ben ne yapıp edip eseri edinmiştim.

En fazla hırpalanan ve zarar gören” Fatih bölgesinden başlanmış

308 sayfalık bu önemli tarih ve vesikalar kitabını o gece baştan sona kadar tetkik ettim. Ne gariptir ki kayıp camiler/ mescidler için üzülmeyi bırakalı çok oldu. Şimdi bunların yerini bulabildik diye buruk bir sevinç yaşıyoruz. Tarihi Çevre Koruma müdürü Cem Eriş’in takdim yazısı meselemizi özetliyor. 1874 tarihli Mühendishane haritasına göre Suriçi'ndeki mahallelerde kayıtlı toplam 422 cami ve mescid bulunmakta imiş. Sonra ne oldu ise olmuş, 1932-35 tarihli kararnamelerde çeşitli gerekçelerle cami ve mescidler tasnif dışı tutulup kadrosuz bırakılmış, sonrasını siz biliyorsunuz. Harabe hale gelen camiler/ mescidler yıkılmış ya da yıkılması beklenmiş bir süre... Ardından gazete ilanları ile bu arsa ve harabeler satılmış.

Kitabın girişinde yerleri tesbit edilen camilerin gösterildiği harita bütün manzarayı gözler önüne seriyor. Zira Eriş’in ifadesiyle 196 kayıp cami ve mescidden ilk etapta 75’i tespit edilmiş ve bu eser vesilesi ile gün yüzüne çıkarılmış. İsimlerini bir cadde ve sokak ismi ya da mahalle adı olarak duyduğumuz Sarıgüzel Mescidi, Aydınoğlu Tekke Mescidi, Çatladıkapı Mescidi, Cibalikapı Mescidi, Ördekkasap Mescidi, Hacı İlyas Mescidi, Katip Sinan Mescidi, Fındıkzade Tekkesi Mescidi gibi şimdilik sayısı 75’i bulan mescid ve camii… Elbette kayıp camilerin bir kısmı ihya edilmiş ve edilmeye devam ediyor. Ancak yerle yeksan olan ve yerini otopark, park, otel, apartman, benzin istasyonu gibi muhtelif mekanlar almış olan cami ve mescidlere ne demeli?

 

Deniz Abdal Mescidi'nin

dünü ve bugünü

Cem Eriş’in ifadesiyle “en fazla hırpalanan ve zarar gören” Fatih bölgesinden bir başlangıç yapılmış. Bu, diğer bölgelerde yapılan tahribatların da bundan sonraki ciltlere konu olacağının işaretidir. Kayıp cami ve mescidler altı başlık altında incelemeye tâbi tutulmuş. Mekanlara ait eski resim, harita, plan ve gravürler metne eklenmiş. Ayrıca günümüze ulaşan Necip Bey, Alman Mavileri, Pervititch ve Ayverdi haritalarında eserlerin bulunduğu yerler belirtilmiş. Yine Vakıflar Arşivi'nden esere ait vakfiye, şahsiyet, atik esas ve muhasebe kayıtları da değerlendirmeye tâbi tutulmuş. Yine Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Tapu Kadastro Arşivi, Encümen Arşivi ve İstanbul Şer’iye Sicilleri Arşivi tarama yapılan diğer alanlardan. Hazırlanan bu ilk eserin proje yöneticisi olarak Prof. Dr. Ahmet Kala’yı görüyoruz.

Gelecek adına umut verici

Bu eseri geçmişi değil, geleceği kurmak ve kurtarmak adına hazırladıklarını söyleyen Eriş, bugün itibariyle bu eserlere tekrar cansuyu ve hayat verecek araç ve imkanların elimizde mevcut olduğunu ifade ediyor. Nitekim eser tafsilatlı incelendiğinde görülecektir ki bugün kendisinden hiçbir emare bulunmayan eserlerin yer tespiti ve projelendirilme aşaması tamamlanmış ve yakın gelecekte muhtemelen vaat edilen kayıp eserlere yeniden kavuşmuş olacağız.

İlk cildini elimize aldığımız ve istikbal anlamında bir nebze olsun umut uyandıran bu çalışmanın devamının gelecek olduğunu duymak da sevindirici bir haber olarak kayıtlara geçmiştir. Devamında medreseler, tekkeler, çeşmeler, sebiller, mezarlık ve hazireler, hanlar, hamamlar vd. kültür varlıkları diğer ciltlere konu olacakmış. Yanıbaşından geçtiğimiz sahipsiz bir hazirenin bir cami, tekke, medreseden bağımsız olduğunu düşünmek, bu bütünün parçalarından ayrı olarak telakki etmek, bizim bölünmüş hatta tarumar olmuş zihin haritamızın tezahürleri olsa gerek. Herhalde bu eserler bir seri halinde devam ederse yap-boz parçaları gibi eksiklerimizi tamamlayıp tarihi bir nebze olsun doğru okumayı becerebileceğiz.

 

Kâmil Büyüker, kayıp cami ve mescidler arasında yolculuk yaptı

Yayın Tarihi: 18 Haziran 2014 Çarşamba 15:27 Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 14:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26