İstanbul Üniversitesi hayatın ne kadar içinde

İstanbul Üniversitesi’nin Laleli’deki Edebiyat Fakültesi’nden içeri gireli dört yıl olacak. Mezun olmakta olan bir öğrencinin bu üniversiteye yeni kayıt yaptıranlarla paylaşacak neleri olabilir, Seval Günbal onları yazdı..

İstanbul Üniversitesi hayatın ne kadar içinde

 

İstanbul Üniversitesi’nin Laleli’deki Edebiyat Fakültesi’nden içeri gireli dört yıl olacak. Mezun olmakta olan bir öğrencinin bu üniversiteye yeni kayıt yaptıranlarla paylaşacak neleri olabilirmiş, bu haberde az da olsa görebileceğiz. Çünkü ‘Üniversite’de Yaşam’ diye bir iddiam yok. Belki yaşamın bir parçası.

İstanbul Üniversitesi’nin kapısından içeri girdiniz. Sizi neler bekliyor?

Beyazıt’taki merkez kampüste, Laleli ya da Avcılar’daki kampüslerden birinde sevdiğiniz bir bölüm okuduğunuzu varsayalım. “Mezun olunca ne yapacağım?” klişesine duçar olmamak için üniversitedeyken -eğer meraklı biriyseniz- içinden çıkamayacağınız yerler vardır. Burada yaşamak, yemek içmek, ödev yapmak, sunum hazırlamak, tez yazmak hatta yorulduğunuzda başınızı masaya yaslayıp uyumak çok zevklidir. Öncelikle akademik olarak gelişiminize yardımcı olacak İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Süleymaniye’deki Yazma Eserler Kütüphanesi, Edebiyat Fakültesi’nin karşısındaki Orhan Kemal Kütüphanesi, Vefa’daki Bilim Sanat Vakfı (BİSAV), İlim Yayma Cemiyeti, Üsküdar’daki İSAM, İLEM ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı gibi daha sayısız kuruluştan destek alabilirsiniz. Araştırdıkça yeni dostlar ve hocalar bulacaksınız, ilginizin şiddetine göre bilgisini aktarmaktan sakınmayan samimi üstadlar da.

Bunların içinde özellikle BİSAV, Edebiyat Fakültesi öğrencisinin canıdır -teşbihte hata olmazsa-. Sadece bu fakültenin değil elbette. Araştırma yapmaya gelen herkesin seveceği sıcak, aydınlık bir yer.

İstanbul Üniversitesi özellikle kulüp anlamında çok geniş imkânlara sahip. Havacılık kulübünden şiir, fotoğraf ve sinema kulübüne kadar farklı disiplin alanlarına hizmet eden bir yelpaze sunuyor ve öğrenci için de hem sosyalleşme hem de eğitim açısından gayet yararlı olabiliyor. Üniversitedeki etkinliklerden haberdar olabilmeniz için fakültenizin panolarına düzenli olarak bakmanızda fayda var. Bu panolara asılan afişlerden ilgilendiğiniz sempozyum ve etkinlikler hakkında bilgi edinebilirsiniz. Dört beş yılda o duvarlara bir kere bile bakmadan geçen ve vaktinin çoğunu kampüs çevresindeki cafelerde cep telefonundan oyun oynayarak geçiren etkili bir cenah tanıyorum. Bu da bir tercih olabilir.

Üniversitenin olanaklarından bol bol yararlanmaya çalışın. Farklı fakültelere giderek oradaki çalışmalara tanık olabilir, yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Kimi zaman dozu kaçırdığınız olacak, bir hevesle her kulübe üye olup, her sosyal etkinliğe katılacaksınız. Bu genellikle birinci sınıfta yaşanan bir duygudur. Zamanla üniversiteye alışınca her şeyin doğal akışında ne de güzel gittiğini görecekseniz.

İstanbul’da öğrenci olmak, İstanbul’u İstanbullulardan farklı bir gözle görebilmektir

Eğer yurtta kalıyorsanız; odasında on altı saat uyuyan biri olmayın. Burada çevrenizde birçok müze ve saray bulunuyor, bunları geciktirmeden görün. Anadolu yakasına Beylerbeyi Sarayı’na ve Çengelköy’e uğramayı ihmal etmeyin. İstanbul’da öğrenci olmanın en güzel yanı da İstanbul’u İstanbullulardan farklı bir gözle görebilmektir. Bazen bir yere birkaç defa gitmek daha önce göremediğiniz şeyleri görmenizi sağlar.

Bir öğrencinin en çok ilgilendiği konunun burs olması doğaldır. Bu konuda fakültenizdeki öğrenci işleri birimine giderek sorgulama yapmanızda yarar var. Öğrenci işleri genelde öğrencilerle ilgilenmez. Burası hep bir azar halinde çalışan bir kurumdur. Bu yüzden sizin bölümünüzle ilgilenen memurla mümkün olduğu kadar iyi geçinmenizde yarar var. Eğer ortalamanızı yükseltirseniz Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Ensar, Bereket, İlke, Birlik, Hizmet gibi vakıf ve derneklerin yanı sıra sadece referansla bursiyer kabul eden vakıflar da var. Burada iş sizin biraz girişken olmanıza kalıyor. Bunun yanı sıra İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilerin ‘Rehberlik ve Danışmanlık Birimi’ gibi farklı birimlerde yarı zamanlı çalışma imkânı var. Ama bunu öğrenciyi pek geliştiren bir iş olmadığı için tavsiye edemeyeceğim. Tecrübeyle sabittir.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde sadece hanım öğrenciler için şirin bir mescid de bulunuyor. Ayrıca Ensar Vakfı’nda öğlen yemekleri ücretsiz. Merkez kampüsten Süleymaniye’ye bakmak bedava.

Değinmeden geçemeyeceğim bir konu var ki, Edebiyat Fakültesi’nin olmazsa olmazı iri gözleri ve tembel özellikleriyle İran kedilerini andıran özel üretim kedileri, her köşe başına konan mamalarla yetinmeyip amfilere kadar girerek rahatça profesörün koltuğuna kurulabilirler. Ne de olsa İstanbul’un velisi, delisi, bir de kedisi eksik olmazmış.

Mezuniyet güzel bir şey ve belki de şu dört yıl içinde en güzel olanı. Kimi mezun olmak istemez, üzülür ağlar. Hiç o konulara girmeyeceğim. Oysa yeni şeylerin başlayacağını görme merakı beni şimdiden okuldan mezun etti bile. Yaşadıkça üniversitenin içinin de dışının da sizin içinizdeki hayattan farklı olmadığını görüyorsunuz. Ve mezun olduğunuz okul en iyi devlet veya vakıf üniversitesi de olsa, aslında aradığınız neyse ona dönüşerek mezun oluyorsunuz. Biraz büyümüş olarak ve tamamen farklı…

 

Sevâl Günbal yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2014, 15:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13