banner17

İstanbul İlahiyat Duvarlarında Hüsn-i Hat Bezemeleri

'Amacımız okul koridorlarının soğuk duvarlarını yazılarla ısıtmak, Kur’an merkezli hat sanatımızın mesajlarını, sanatlı dokunuşlarla ruhlara yansıtabilmekti. Ayetler, hadisler tesbit edip yazılacağı hat türlerini seçtik ve işe koyulduk.' İzzet Elitaş yazdı.

İstanbul İlahiyat Duvarlarında Hüsn-i Hat Bezemeleri

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde hüsn-i hat derslerimiz mutad bir şekilde devam ediyordu. Sabreden öğrencilerle ilmek ilmek bu sanatı sabırla öğretmeye ve medeniyetimizin bu asli sanatını ruhlarda canlandırmaya çalışıyorduk. Kararlı, azimli ve sabırlı öğrencilerimizle yol alırken, bir gün Dünyabizim web sitesinde “Sınıf Duvarları Canlansa, Okullar Hayat Bulsa” başlıklı bir yazı ve imam – hatip liselerinde hat sanatını duvarlara uygulayan bir grup gönüllü gördüm. Gördüğüm kişilerin başını çeken kişi de, her daim bir şeyler üretmeye, hayata güzel şeyler katmaya çalışan çok sevdiğim bir dostum Dr. Abdullah Uçar’dı.

Kendisi ile bu merakı üzerine konuşurken bana; “neden fakülte duvarları da bu sanatın güzellikleri ile tanışmasın ve bu vesileyle yazıların mesajları temaşa edenlere neden aktarılmasın?” diye gönlüme bir soru düşürdü. Bu minval üzere öğrencilerimizle istişare yaptık, hazırlıklarımızı tamamlayarak bu kutlu işe giriştik. Amaç ise, okul koridorlarının soğuk duvarlarının yazılarla ısıtılması, Kur’an merkezli hat sanatımızın mesajlarını, sanatlı dokunuşlarla ruhlara yansıtabilmekti. Ve ayetler, hadisler tesbit edilip yazılacağı hat türleri seçildi ve işe koyulduk.

Daha ilk denemelerden sonra bizler uğraşmaktayken ve ilk yazımız itmama ererken fakülteden bir hoca arkadaşımız Ahmet Aydın Bey, özellikle hat öğrencileriyle ortaklaşa gerçekleştirilen bu çalışmanın çok anlamlı olduğunu, duvarların boşluğunu ve soğukluğunu bu yazının yazılmasından sonra daha iyi anladığını belirterek, yaptığımız faaliyetin önemini ortaya koyuyordu.

Fakültede ders veren başka bir hoca arkadaşımız ise, öğrencilerle duvarlara yaptığımız hat uygulamalarını gördüğünde; “Demek ki eğitimle nelerin başarılabileceğini, belki de daha önce böyle bir çalışmayı yapabileceğini düşünmediğim bu öğrencilerin fırsat verildiğinde neleri başarabileceğini bilfiil müşahede ettim.” diyerek yaptığımız bu çalışmanın ne kadar kıymetli olduğu konusunda motivasyonumuzu arttırmış oldu. Ve fakülteden birçok hoca arkadaşımızdan bunun gibi güzel tepkiler aldık. Hatta bu vesileyle birçok öğrencinin hocaların yönlendirmesiyle hat derslerine başvuru sayısında artışa neden oldu.

Derse katılan öğrencilerimizin ise, medeniyetimizin asli yazısını hem öğrenmede hem de uygulamada büyük bir özveri ve sabırla çalışması, duvarları yazılarla bezerken gayret etmeleri yapılanları daha da anlamlı kılıyordu. Derse katılan ve bu çalışma içinde olan hüsn-i hat öğrencilerimizin, yaptıkları çalışmanın önemi hususunda farkındalıklarını ve hat sanatı serüvenlerini ise şu cümlelerinde görüyoruz:

Esma Coşar: “İslam sanatlarına, özellikle Kur’an-ı Kerim’le olan doğrudan ilgisiyle hat sanatına olan ilgim hat derslerine başlamamla beraber daha da arttı. Bu sanat bana hem sabrı hem de böyle önemli bir sanata verilen emeğin ne kadar kıymetli olduğunu öğretti. Özellikle küçük de olsa bir şeyler üretmek sonucunda elde ettiğim his ve lezzetin tarif edilemeyecek kadar güzel olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında klasik yöntemle derslerin hocanın kontrolünde birebir olmasının hat öğrencisini en çok geliştiren yöntem olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dersler yanında yaptığımız sergiler ve gezilerle hat sanatını eski eserlerle birlikte daha yakından tanımamız bu alana dair daha geniş bilgi sahibi olma imkânı veriyor. Bunun yanında kendi yaptığımız sergiler ve duvar yazıları gibi faaliyetler yeni şeyler öğrenmek ve üretmekle öğrencinin heyecanının yenilenerek canlı tutulmasını sağlıyor.”

Abdüsselam Akbaş: “Hat sanatı derin bir tefekkür katar gönlümüze. Ebedi ve ezeli olanı tefekkür. O'nu tefekkür etmek ölü ruhlara dirilik verir. Ruhu diri olan ise hoş görür her şeyi. Ayrıca hat sanatçısı incelikler üzerinde kafa yorar ve hep en güzele ulaşmaya çalışır. En güzele ulaşmak için de en güzel şekilde çalışır. 

Üniversiteler çağın epistemolojik birer çöplükleri gibidir. Hissi duyguları köreltilmiş, sanattan yoksun bireyler yetişiyor genel olarak. Bu durum da okulun her bir köşesine sirayet ediyor. Ruhsuz koridorlar, duvarlar... Hocamızın desteği ve emeğiyle ortaya konulan bu çalışma biraz da olsa bu durumu dönüştürüyor. Duvarlardaki her bir yazı kuru bilgilerle savaşan bir asker olarak görünüyor. 

Melike Özen: “Ben hat sanatına 4 sene önce üniversite 1. sınıftayken bir arkadaşımın teşvikiyle  başladım. Meşkleri hazırlarken farkettiğim değişimi hissettiğim birçok şey oldu. Hızın hiç durmak bilmediği, hazla desteklendiği metropol bir şehirde yaşıyoruz ve durmak, yavaş olmak, biraz beklemenin esas teşkil ettiği hat’tın bu gidişata bir ara verdiğini hissettim. Zira harflerde yavaş olmak, beklemek, hatta bir bakıma ellerinizin titrememesi için nefes kontrolünüzü bile sağlamanız şart. Bu yüzden yapmakta olduğum şeyin beni değiştirdiğini, hayatın birçok fark edemediğim inceliklerini fark etmemi sağladığını söyleyebilirim. Artık hızın haz vermediğini, aksine yavaşlarken insanın bazı şeylerden haz alabildiğini fark etmemi sağladı.”

 

Sebahat Sena Özer: “Sanat insanın ruhunu dinlendiriyor. Hat sanatı gibi ince işler, insanın sabrını daha da arttırıyor. Klasik ders işleme biçiminde yapılması çok etkili oluyor, bu yüzden ders işlenirken yapılan bir sohbet, bir meseleyi paylaşmak, bazen dersten daha etkili oluyor. Hat sanatını pratiğe döküyor olabilmek, bu alanı daha çok sevmeme neden oluyor.

Duvar çalışmalarında bizi izleyen arkadaşlara bilgi verebiliyor olmak, bir yazıyı incelerken yorum yapabilmek, öğrendiklerimi pratiğe dökebilmek, özgüvenimin daha da artmasına neden old. Yaptığımız sergiler ve duvar yazıları bizi motive etmekte; bu sanatta ilerledikçe neler yapabileceğimizi önceden gözler önüne seriyor ve çalışma aşkımızı artırıyor.”

Elif Kebabçı: “İki senedir devam ettiğim hat dersinde öncelikle sabrı öğrendim. Ayrıca dersin işlenme tarzı ve sadece yazı odaklı olmayıp duvar yazıları, sergi gibi yaptığımız etkinlikler hat sanatına daha çok ilgi duymamı ve hat sanatını daha çok sevmemi sağladı.

En önemlisi de hat dersi,  okul derslerinden farklı olan havasıyla kendimi motive edebileceğim, dinlendirebileceğim bir uğraşa dönüşmüş oldu.”

İşte estetiğe ve güzelliğe meyilli olan hocalar ve öğrencilerin geri bildirimleri, bizleri fakültenin diğer bölümlerini de yazmaya teşvik etti.

Mekan ve yazı ölçeğinde yazılarımızın fonksiyonelliğini gözeterek anlam yükleme babında uygun yerlere yazılarımızı uyguladık.

Öğrencilerimizle bir eğitim alanının duvarlarını Hüsn-i Hat sanatımızla bezemiş olduk.

Belki farkında idik, belki de değildik. Ama aslında bu soğuk duvarların bezenmesinden önce kendi gönüllerimizi bezediğimizin farkına vardık. Kendi gönlünü bezeyemeyenler başkalarının gönlünü nasıl bezer?

Bu çalışmalarda bir an olsun sıkılmadan, bıkmadan, sabırla, hazırlığında ve uygulamasında destek olan kıymetli öğrencilerim; Esma Coşar, Sebahat Sena Özer, Abdüsselam Akbaş, Melike Özen, Elif Kebabçı, Ayşe Hümeyra Köse, Elif Geyik, Naime Coşar, Merve Can, Esra Kop, Medine Yılmaz, Süeda Dinçer ve Mücahit Aslan’a şükranlarımı sunar, bu sanatlarımızın koruyucuları, taşıyıcıları ve öncüleri olmaları hususunda Mevla’dan niyaz ediyorum.

 

"Rutbetül’ilmi  a’lâ  er-ruteb” (“İlim rütbesi, rütbelerin en yücesidir.”) Bir ilâhiyat fakültesinde Efendimizin ilimle alakalı hadisinin iki metre uzunluğunda Ta’lik hat sanatıyla yazılması, gözleri aşıp gönüllere ulaşması açısından önemliydi. Eğer rütbe aranacaksa adrese teslim mesaj her daim fakülte duvarında adeta haykırıyor olarak bulunacaktı.

“Allah, hikmeti dilediğine verir.” (Bakara – 269) Allah (C.C), ilim yolunda olanlara herdaim ya kitabında yada Efendimizin hadisi ve sünnetiyle mesajlarını iletiyorsa, bizim de bu mesajları, ilim yolunda olanların yoluna birer poster endamında yazmamız bu işin hakkını vermemizin bir tezahürüydü.

“Men sabera zafera" (Sabreden zafere ulaşır"): Bu sözün zihinlerde vereceği etki, aynı zamanda bu sanatla uğraşanın da bilfiil bu duyguyu canlı yaşaması için iyi bir örneklik teşkil etmeye yardımcı olur gibime geliyor. Mezar taşı yazıları, çeşme kitabeleri, kapı alınlıkları, levhalar, cami yazıları, hep aynı hedefe yönelik, gözümüze ve gönlümüze hitab eden birer fener misali nurdan süzülen ışık misalidirler.

Kütüphane katına “ikra" ("oku”): Kur’an’dan damlayan ilk emir… İlmin özü… Nerede olursan ol… Oku! Bu sözü kütüphane katındaki duvara işlemeye çalıştık. Planlı bir hazırlığın arkasından, niyet etmekle sonucun da ne olacağı az çok belli oldu.

Yemekhaneye “bismillah” ve “elhamdulillah”: Fakültemizin dekan yardımcısı Abdullah Tırabzon beyefendinin; "hocam yemekhanemizin duvarları da boş duruyor" demesi üzerine aynı aşk ve heyecanla iki yan cepheye besmele ve tam giriş-çıkış karşısına da “elhamdülillah" yazılarını yerleştirince mekan ve yazı ilişkisine de vurgu yapılmış oldu.

 

İzzet Elitaş

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2017, 10:15
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Çınar
Çınar - 1 ay Önce

Bişey sormak istiyorum bilgi amaçlı aslında öncelikle çok güzel olmuş
Fakat orada اعلي yazısının altındaki iki nokta neden var? Olmaması lazım zannediyorum bu konuda bilgi istiyorum. Teşekkür ediyorum

banner8

banner19

banner20