banner17

İstanbul deyince gözleri parladı!

Boston'da yahudi bir hahamın kızı Rahma. Müslüman şimdi.. Boynunda bir kolye. İstanbul'dan bir kolye..

İstanbul deyince gözleri parladı!

Dünyanın dört bir yanından gelmiş, ayrı ayrı hikayelere sahip takılar... Her evde vardır küçük de olsa egzotik bir takı kutusu. Açıldıklarında küçük kız çocuklarının cennet bahçesi olan bu kutular, büyüklerin ise derin hatıralarını barındırır. Kimi taş nenelerin nenelerinden yadigar halde evlerin en değerli hazinesi iken, geride kalanlar ya uzak diyarlardan adınıza taşınıp nasibiniz olmuştur ya da gördüğünüz anda kalbinizdeki duyguları yansıtmaktan ötürü artık hayat arkadaşlarınızdan biridir.

Sürmesiz hiç gezmeyen, uzun etekleriyle, simli eşarplarıyla size orjinal bir takı kutusu olduğunu düşündürten bir hanıma rastladım bir Cuma namazı öncesi. Camiinin hanımlar kısmını organize etmeyi tamamlamış, bana selam veriyordu. Ertesi hafta aynı hanım Cuma namazı sonrası cemaate yemek dağıtıyor, başka bir rastlayışımda da edebiyat çalışmaları yapıyordu.  Namazımda da omzuma komşu, ego sorunu bulunmayan, ve adı Rahma olan bu değerli hanımın özel şirket sahibi olmasının yanında profesyonel hattat, ve şiir öğretmeni olduğunu da öğreniyorum. Senelerdir her Cuma namazına kesintisiz katılan Rahma ile yine bir Cuma namazı sonrası sohbete dalıyoruz. Türk olduğumu öğrenince gözleri sevinçle parlayarak ‘’İstanbul’dan mısın?’’ diye sorduğunda elini boynuna uzatıp 1966 yılında İstanbul’dan aldığı kolyeyi takdim ediyor; ‘’Bu kolyenin hayatımda yeri o kadar büyük ki’’ diyerek beni efsunlu bir yolculuğun içine çekiyor. Rahma’nın gözleri kendi tarihini hatırlamaktan dolayı yaşarırken, bende İstanbul’u bize hediye ettiği için Allah’a hamd ediyorum.

Rahma’nın kolyesinin hikayesi

Rahma ABD’nın Boston şehrinde Yahudi ırkına mensup bir ailede haham bir babanın evladı olarak dünyaya geliyor. Doğup büyüdüğü beyaz Amerika’da kendini hiç bir zaman beyaz hissetmediğini ifade ediyor. Yahudi geleneğinde olan Kudüs’ü ziyaret etme kuralını tatbik amaçlı babası bir gezi düzenliyor.

Kudüs’e yolculuk

Rahma henüz 16 yaşında iken 1966 yılında Londra’dan başlanan gezi, Paris ve nihayetinde Roma’ya varmış. Küçüklüğünden beri içinde yer etmiş olan Roma’yı görme arzusu, şehre varınca Rahma’ya gri göründüğü ve ölümü hatırlattığı için muazzam bir hayal kırıklığı oluşturmuş. İtalya’dan ümitleri yıkılmış bir şekilde ayrılan Rahma’nın bir sonraki durağı İstanbul olmuş. Pek istekli girmediği şehirde ilk dikkatini çeken camilerden o vakitlerde mikrofonsuz okunan, dalgalar halinde yayılan ezan sesi. Kaldıkları otelin civarlarında Avrupa yakasından Anadolu yakasını seyreden Rahma’nın gözleri boğazın engin mavi suyu eşliğinde yanan Anadolu yakasını seyre dalmış. İstanbul artık altın olarak belleğine kazınmış. Parlayan altının parıltısı Rahma’nın hayatında yeni bir sayfa açmış. Akabinde babası ailesini Kapalı Çarşı’da Yahudi bir kuyumcu arkadaşına götürünce Rahma’nın kalbi O’na bu tarif edilemez güzel hissi unutmasına mani olacak bu meşhur kolyeye gitmiş ve babası hemen almış kızına. Rahma hiç bilmese de üzerinde ne yazdığını ve hiç sevmesede altını, bu kolyeyi hemen öyle benimsemiş ki hala bu gün ‘’ateş altında kalsam ilk kaçıracağım şey’’ diyor.

Hayatını aydınlatan parıltıyı artık boynunda sabitlemiş kalbi huzurda olan Rahma, gezdiği camiilerin detaylılığından fevkalade etkilenmiş. Mavi çinilere bakarken Batı’lı hayatının içerisinden Doğu’ya ilk adımını attığını sezmiş. ‘’Kendimi İstanbul’a, ilk defa bir yere ait hissettim’’ diyen Rahma ilerleyen durak Arap illeri ve nihayet varış noktası İsrail’de de Doğu’nun o güzel hissiyatını yakalamış. Kudüs’te gördüğü yıldızları hiç unutmamış. Araplar’la bir süre aynı okula giden Rahma İbranice, Arapça, Fransizca, ve İngilizce dillerini biliyor. İmkan bulsa bugün yeniden İstanbul, Kudüs ve Şam’ı ziyaret etmeyi isteyen Rahma, gittiği şehirler arasında Doğu ve Batı’nın en fevkalade uyumlu harmanlandığı İstanbul’dan ziyadesiyle etkilendiğini, ve gittiği diğer şehirlerin hepsinden daha manalı bulduğunu belirtiyor.

Allah var!

Kulağına dalga dalga erişen büyüleyici Osmanlı Camilerden yayılan ezan sesleri eşliğinde Boğaz Rahma’nın ömründe ilk defa Allah’ın varlığına inanmasına vesile olmuş. Seneler sonra İslam ile müşerref olan Rahma’nın 1966 yılında tamamen bilinçsiz bir şekilde aldığı ve gerdanından hiç indirmediği kolyesini gösterdiğinde en üstte maaşallahın Allah kısmını görününce şaşkınlığımı saklayamadım. Meğer hissettiği, ama o zamanlar adını koyamadığı Rabbi’nin adı o zamandan boynunda bulunuyormuş.

Rahma İstanbul’a gelip de büyülenen tanıştığım onca yabancıdan sadece bir tanesi. Eserleri nakşederken zikrinde ve kalbindekileri, meğer nasıl da bir lisan oluşturmuş yüzyıllarca İstanbul’da yaşamış sevgi ehilleri. Asırlar öncesinde yapılan eserler, dünyanın dört bir yanından gelen, ırk ve dinleri ne olursa olsun, herkes ile aynı güncellikle iletişim kurabiliyor. Bugün Türkiye’liler olarak İstanbul’a neler kazandırıp neler kaybettirdiğimiz Allah’ı ne kadar sevdiğimizin göstergesi olarak utandırıyor bizleri. Allah’ın rahmet ve bereketi icra ettikleri eserlerle, kurdukları şehirlerle Allah’ın mizanını bozmadan insanlığa hayrı anlatan, hatırlatan ve yaşatanların üzerine olsun.

 

İclal Birtek ne güzel anlattı

Güncelleme Tarihi: 23 Şubat 2012, 00:05
YORUM EKLE
YORUMLAR
memed ayaz
memed ayaz - 7 yıl Önce

Adem eşyayı öğreten RAB. Kim senin ismine hürmet ederse, SENDE onun ismini yüceltiyorsun. ;ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER LA İLAHE İLLALLAHU VALLAHİ EKBER ALLAHU EKBER VE LİLLAHİL HAMD

banner8

banner19

banner20