İslam'ın Güzelleştirdiği İyi Adamlar Gördüm, İmanım Tazelendi

''Kendi hayatımda bir çirkinlik gördüğümde İslam ile olan rabıtamı kontrol ediyorum. Bir kopukluk var ise hayat çirkinleşmeye başlıyor. İnsan, bahaneleriyle oyalanmayı bırakıp kendiyle yüzleşmelidir.'' Cihad Meriç yazdı.

İslam'ın Güzelleştirdiği İyi Adamlar Gördüm, İmanım Tazelendi

Bismillah, sabah namazı bir cümle ilham oldu. Ara ara ilham olan bir cümle, kendimden ve insanlardan ümit kestiğimde tekrar hatırlatılıyor. "İslam'ın güzelleştirdiği iyi adamlar gördüm, imanım tazelendi, ben dahi tazelendim." Rabbim İslam ile süslenmeyi nasip eylesin. Amin. 

Bu cümle o an karşıma çıkan Beyazıt Külliyesi'nin yanındaki eski Küllük Kıraathanesi fotoğrafıyla bütünleşti. İslam sadece insanı değil, mekânı ve şehri de güzelleştirir; çünkü İslam güzeldir, güzel ve fıtrata uygun olanı tavsiye eder. Hayatımızda bir çirkinlik varsa bu bizim İslam’dan, kendimizden, insanlıktan uzaklaştığımızı gösterir. İslam hayatımızı kuşattığında hayat güzelleşir ve muhabbetli olur, aşk ı muhabbet her alana sirayet eder. Hayal ürünü, ayakları yere basmayan bir cümle mi? Hayır. Daha önce kitlesel olarak yaşanmış mı? Evet. Bugün dahi O'nu bilenler tarafından yaşanıyor mu? Evet. Kendimizi, ailemizi, mahallemizi, şehrimizi İslam ile güzelleştirebiliriz.

İyi adamlar tanıdım

Belki bu cümle sitemizde son okuduğum Esad Coşan Hoca Efendi'yle ilgili hatıra yazısı vesilesiyle aklıma gelmiştir ya da Konya'dan Piri Sır Hocam gözümde canlanmıştır. Rabbimiz İslam ile hayatımızı güzelleştirdi, bizi iyi adamlarla karşılaştırdı. Elhamdülillah. Kendi hayatımda bir çirkinlik gördüğümde İslam ile olan rabıtamı kontrol ediyorum. Bir kopukluk var ise hayat çirkinleşmeye başlıyor. İnsan, bahaneleriyle oyalanmayı bırakıp kendiyle yüzleşmelidir.

Haftanın ilk iş günü

İş arkadaşlarım ile güler yüzlü sabah selamlaşması cümleyi hatırlatabilir mi? Yoksa dün rotasız çıktığım kadim İstanbul seyahatimde karşıma abide gibi dikilen Arap Camii'nin minaresi mi bana beni hatırlattı? Aslında o cümleyi kurmak için hayatımızda o kadar güzel yaşantı var ki, bazen alıştığımız için fark edemiyoruz. Aile huzurumuz, ağız tadımız neden hatırlatmasın. Sabah dostum ile Taşdelen ormanında yaptığımız yürüyüş, kainatı, doğal olanı, fıtratı hatırlatmaz mı? 

O cümleyi kurarken aklımdan hayatıma değer katan tüm dostlar geçti. Belki bazı dış faktörlerle muhabbetimizin seviyesi etkilenmiş olabilir; fakat dostlarımın ve arkadaşlarımın hepsi güzel insanlardı, iyi adamlar idi. Hayat bizi türlü imtihanlardan geçiriyor. En çok da birbirimiz ile imtihan ediyor. İmtihanlar bittiğinde, perdeler kalktığında her şey ortaya çıkacak. Bazen perdelerin kalkması için ahiret hesabını da beklemeye gerek yok. Ben Allah rızası için tüm dostlarımı ve arkadaşlarımı seviyorum. Hepsinin iyiliği için dua ediyorum. Tıpkı her duamda Hz. Adem'den sevgili Peygamberimize (as), diğer tüm peygamberlere, onların aile ve dostlarına, yollarından giden tüm hakikat ehline, şehitlere, sıddıklara, âlimlere, ariflere, hikmet ehline, salih ticaret ehline, dürüst yöneticilere, aileme, ümmete dua ettiğim gibi… Rabbim cümlemizin hayrını versin ve bizi İslam ile süslesin. Amin.

Cümlenin serüvenine hayat gören defterden devam edelim. Doksan sekiz yılından beri tuttuğum notlardan oluşan on dört defter. Eskiden sosyal medya yoktu, cümlelerimizi defterde toplardık. Günlerden pazar ve defterim benimle, defterden uzak kalınca çantamı tekrar defter boyutuna göre aldım. Belki her zaman yazmıyorum ama işte yazmak istediğinde defter seninle olmalı. 

Aile günü, huzur ve ağız tadı

Dün aile günüydü, Üsküdar Kitap Fuarı'ndan yolumuz geçti. Çocukların biraz daha büyüdüğünü bu vesileyle anladım. Artık kendileri kitap seçiyor, canları sıkılmadan kitapları ile meşgul olarak bir süre kapalı bir mekânda oturabiliyorlar. Hatta yeni açılan Babil Mekan kitap kahvede Tarık Tufan'ın programına katılmak için başlangıçta tereddüt etmiştim, çocuklar durmaz diye düşündüm; fakat program bittiği halde onlar çıkmak istemedi. Şimdi kutüphaneye gitmek istiyorlar. “Baba orada tüm kitapları okuyabiliyor muyuz?” sorusu çok hoşuma gitti. Kaç çocuk kütüphanemiz var? Çocuk kütüphanelerimiz zamanın şartlarına ne kadar uygun? Bir kütüphane seferberliği başlamalı.

Radyo, dergi, dergi gibi internet sitesi bize ne katar?

97'de Marmara FM radyo programı vesilesiyle evime misafir ettiğim ve 20 yıldır tanışıklığımız devam eden Tarık Tufan ile çocukların da tanışmasını istedim. O zamanlar hepimiz 20'li yaşlardaydık ve o kara kutu başında dinleyici, sunucu olarak buluştuk. O dönemde hayatımıza güzel şeyler kattılar. Bu anlamda İbrahim Paşalı ve Tarık Tufan'ı her zaman hayır ile yad ederim. Nuri Pakdil ve Atasoy Müftüoğlu'nu, Kudüs'ü ve Beyrut'u ilk defa onlardan duyduk. Kendimi bulma yürüyüşümde destekleri benim için anlamlıdır. Radyo, dergi, muhabbet dolu mekân, dergi gibi internet sitesi; bunlar gerçek hayatın okullarıdır. Gerçek Hayat demişken ilk çıktığında o da hayatımızı beslemişti. Yani benim dahil olduğum şimdilerde kırklı yaşlarda olan neslin iki önemli mektebi; Marmara FM ve Gerçek Hayat dergisidir. Rabbim vesile olanlardan razı olsun. Amin.

Evet, Çengelköy'e gelmişken, Çınaraltı kahvede çay eşliğinde Çengelköy böreği yenir. Eskiden böyleymiş; Taşdelen'in suyu, Vefa'nın bozası... Liste böyle devam ediyor. Bazı şeyler hayatımızdan hızla çekilse de izler bulmak mümkün. Bu izleri derinleştirerek kendimizden sonraki nesillere köprü olabiliriz. İyi mekânlar ve adamlar defteri tutmamızın amacı bu izleri kayıt altına almaktır. 

Muallim Ahi Günü

Geçtiğimiz Salı günü işletme ziyareti sonrası (Ben o güne ‘Muallim Ahi Günü’ diyorum. Sanayide çalışan çırakları ziyaret ediyoruz.) Kadıköy sahaf çarşısına gitmiştim. Hisar ve Hareket dergilerinin eski sayıları beni karşıladı. Hisar dergisinin bir sürprizi daha vardı; "Dergi" başlıklı yazısı ile beyin zincirlerimi kıran Cemil Meriç karşımdaydı. Evet dergiler mekteptir, muhabbettir, hayatına hiç dergi girmemiş bir adam bence eksiktir. Hatta aklıma Fethi Gemuhluoğlu'nun gençlere "Hiç âşık oldun mu?" diye sorması geldi. Bence gençlere soracağımız ikinci soru ‘hiç aşkla bir dergi aldın mı?’ olabilir. Aşkla açtığı bir kültür içerikli internet sitesi varsa o da kabulümüzdür.

Dergi yazısına not düştüm. O gün ile bugün arasında değişen çok şey yok. Tuhaf ikilemler devam ediyor. Üstad Cemil Meriç'in sözleri canlı, 21. yüzyıla bırakılmış mektup gibi bekliyor. Aklıma şu cümle geldi: "21. yüzyıl için mektuplar sakladığı fikir mabedinin bekçisi: Cemil Meriç" Büyük Doğu, Hareket, Diriliş, Edebiyat, Mavera... Bu derin izler takip edilirse nesil maya tutabilir. Fikir mayası böyle, ya kalp mayası? Ahi Evran ve Somuncu Baba'dan başlayarak bu toprakları mayalayan Horasan erenleri takip edilmeli.

Baba günü

Bugün pazar, baba günü, kendime ve dostlarıma ayırdığım gün. Sabah namaz sonrası gün başlıyor; önce dostum Avni Hoca ile ormanda sabah yürüyüş yapıyoruz. Bazen bize katılanlar oluyor, bazen de tek başıma yürüyorum. Hepsinin tadı farklı. Genelde vaktimiz müsaitse Seyyid Battal Gazi torunu Turasan Bey'in sırlandığı yere kadar yürüyoruz ve bir Fatiha okuyarak dönüyoruz. Tefsir, hadis okumaları sabah programının finali oluyor. Tabiatın bir hafta yetecek soluğunu muhabbetle ciğerlerimize dolduruyoruz.  

Eve geldikten sonra bir süre dinlerim. Öğle namazı sonrası Taşdelen'den kadim İstanbul'a doğru yola çıkıyorum. Bizimki biraz köyden indim şehre durumu. Bugün ikindi vakti öncesi Üsküdar'a ulaştım. İkindi namazını Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin yanında kıldım. Bunların hiçbiri planlı değil, eğer bir dost arar ve birlikte plan yaparsak ona göre hareket ediyorum. Diğer durumda tamamen zuhurata tâbiyim. Tabi ki kafamda genel bir plan var, sayıları 75 civarı olan İstanbul külliye listesi elimde. Sahile inerken bir çay ocağına oturuyorum. Yanımda yoğun muhabbet var, ben yazıyorum, gençler şiir okuyor ve şiir üzerine konuşuyor. Gençlerin şiir konuşması beni umutlandırdı, hâlâ şiir konuşan gençler var; İsmet Özel'den, Sezai Karakoç'tan, Necip Fazıl'dan ve dergilerden bahsediyorlar. Kesin bunlar aşkla bir dergiyi alıyor ve eli kalem tutanlar dergide yazıyordur. Aslında muhabbete dâhil olup onlar ile dergiler dünyasında yol almak isterdim; fakat bugünü kendime özel olarak kapattım. Çayımı içip yola devam ediyorum. 

İyi mekânlar gördüm

Bakalım ruhuma iyi gelen vapur beni nereye götürecek. Karaköy limanı uğramalı Eminönü vapuruna biniyorum, daha doğrusu öyle nasip oldu. Aklımdan Eminönü'ne gidip oradan Arapça Kitap Fuarı'na uğramak geçiyor. Karaköy Limanı'na yanaştığımızda vapurdan iniyorum. Galata Köprüsü'nü yürüyerek geçmek niyetindeyim. Tam o an Eyüp tarafına doğru baktığımda bir minare gördüm. İşte o minare beni çekti, minareye doğru yürüyüşe başladım. O minare beni tutuyor, bir zamanlar sadece minarelerin hâkim olduğu kadim İstanbul hepimizi sımsıkı yakalamıyor mu? Makbul İbrahim Paşa Camii, kudretli sadrazam, bir dönem makbul ve sonra maktul. Pargalı İbrahim Paşa'nın hayatı ibret dolu. Cami bizi muhteşem Süleyman'ın dönemine misafir ediyor. 

Buraya geldikten sonra artık dönüş yok, yürümeye devam ediyorum. İspark'ın otoparka çevirdiği alanda metruk bir yapı dikkatimi çekiyor. Çeşme olsa gerek, etrafı yükselmiş, o aşağıda kalmış. Şimdi trend bu değil mi; yükselen ne, toprağa gömülen ne? Hatta biraz denize batmış gibi duruyor. Çeşme duvarlarında ağır ağır bir medeniyetin batış filmi canlanıyor. Dünya Bizim sitemizde çeşmeler üzerine Sadullah Yıldız tarafından güzel bir dosya yapıldı. Aslımızı hatırlatan çalışmalara imza atanlardan Allah razı olsun. Bazı şeyleri hatırlatmak iyi olur. Belki biri tutar bu çeşmeyi de ayağa kaldırır. Belki de bir gün tüm tarihi çeşmelerin suları akar. Medeniyet pınarı o çeşmelerden akan su ile nesillere ulaşır.

Buraya kadar gelmişken Arap Camii'ne uğramadan olmaz ve sokak başında beni Arap Camii'nin muhteşem minaresi karşılıyor. Medeniyetin ihtişamlı burcu. Caminin içindeki ağaç sütunlar İslam'ın estetik güzelliklerinden bir demet sunuyor. Bir mekan bin tefekkür.

Uzun oldu ama tekrar başa dönersek İslam güzelleştirir.

Cihad Meriç

Yayın Tarihi: 07 Mart 2017 Salı 16:11 Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2018, 13:26
YORUM EKLE
YORUMLAR
Selime
Selime - 6 yıl Önce

Evet uzun ve hoş bir yazi ☺ cami tanitimlari kütüphaneden çıkmak istemeyen çocuklar siir konuşan gençler son derece umut verici samimi bir yazi olmuş Teşekkürler hocam

arabi
arabi - 6 yıl Önce

Yüregine ve kalemine sağlık. Teknoloji ve kazanç hırsıyla kendimizi kaybettiğimiz bu zamanlarda bize asıl ruhumuzu hatırlattınız

banner19

banner36