banner17

Iraklı kadına ABD'li gibi bakın!

Şehir Tiyatrosunda ne zaman bize bizim gibi bakan gözler hakim olacak, ne zaman?

Iraklı kadına ABD'li gibi bakın!

Hangi arzunun onda dokuzu?

Amerika’ya ırak olan toprakların hikâyesini Amerika’nın bağrından kopmuş bir kadın anlatıyor; Heather Raffo. Anlatıyor dediysem siz gerçekten böyle olduğunu sanmayın sakın; bir çaba var, bir anlatma girişimi söz konusu, lâkin o kadarcık.

Heather Raffo
Heather Raffo

İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenen bir oyundan bahsediyorum; Arzunun Onda Dokuzu (Dokuz Kadın), yazarı Heather Raffo; babası Hıristiyan bir Iraklı, annesi Hıristiyan bir Amerikalı. Eğitiminin tümünü Amerika’da görmüş, 1974’te ilk Irak ziyaretini ailesiyle gerçekleştirmiş. Yazdığı oyun kendisine ödül kazandırmış, “doğulu ezilen kadını, batılı özgür kadına” anlatmış.

Buraya kadar her şey ne güzel bir hikâyeymiş gibi görünüyor; Hayır, öyle değil!

Arzunun Onda Dokuzu, Irak’ta Körfez Savaşından itibaren kadınların yaşadığı sıkıntıları konu edinmeye çalışmış ama bunu başarabildiğini söylemek imkansız. Raffo anlatmaya çalıştığı kadınlara o kerte yabancı, uzak kalmış ve sadece bakmış ki; dokuz kadın portresinin dokuzu da anlatmaya çabaladığı Irak kadınını, savaşı, savaşın yıkımını, sebebini yanlış yansıtmış ya da yansıtamamış.

Oyunda, portrelerin Raffo’dan bağımsız olmadığını, gördüğünü değil görmek istediğini yansıttığını, gerçeklikten çok uzak Irak kadını imajı çizildiğini görüyorsunuz. Yazar adeta ABD işgalini legalleştirmek için uğraşmış diyebilirim.

O Bedevi kadın tıpkı teyzem!

Saddam Hüseyin ve oğullarının zulüm ve tecavüzlerinden bol bol bahseden kadınlar ABD askerleriyle ilgili fanteziler kurmaktan geri durmuyor. ABD tarafından beslenen Saddam yönetimini, maşayı tutan eli görmeden eleştiriyor. Yazarın Müslümanlıktan bihaber bütün bunları yazdığını düşünerek, sadece “hümanist” olduğu için bu konuya “iyi niyetli” bir şekilde eğildiğini –zorlayarak- düşünmeye çabalasam bile izlediğim oyun, sarfedilen cümleler, diyaloglar bunun da mümkün olmadığını avaz avaz bağırıyor resmen. Iraklı kanı taşıması, birkaç sefer Irak’ı ziyaret etmiş olması, elinin de kalem tutuyor olması ve Sam Amca’nın özgürlükler ülkesinde yaşaması bayan Raffo’ya nasıl bir cesaret vermişse kendisini oryantalist sanmış olacak. Piyes hakkında söylediklerini okuduğumda, meselenin Irak kadınının sıkıntılarını dünyaya duyurarak, dünyayı ırak topraklara yaklaştıracağına, Iraklı kadına kendi hayal dünyasında yaşattığı metamorfozla onu dünya kadınına yaklaştırıyor. Oyundan çıktıktan sonra Amerikalı izleyicilerin kafasının karışmasını ve içlerinden birinin “o bedevi kadın tıpkı teyzem” demesini çok istermiş bayan Raffo. Aslında bu hayali olmayacak bir şey değil, çünkü bedevi kadının başına yarım yamalak bir örtü geçirmemiş olsalar, Amerikalıların hepsi kadını bedevi değil de hippi sanardı.

Arzunun onda dokuzuOyunda gösterilen videolarla oyunun içeriği arasında dağlar var; videolarda emperyalist ABD’nin yaptığı yıkımlar ülke ayırt etmeksizin tekrar ve tekrar gösterilirken, Iraklı kadın portresi ya aşk hayatından, ya ABD maşası olan ve sonradan sahibini ısıran Saddam’ın -sanki oldum olası bağımsızmış gibi- yaptıklarından bahsediliyor. ABD askerlerini sarılıp öpmemiş olmalarına kızıyorsunuz!

Kötü müzikler, abartılı roller

Müzik seçimlerindeki başarısızlık da bütün bunların üstüne tuz biber ekiyor. Fars ezgileri bekliyorsunuz, Kürt ağıtları, Kerbela göndermeleri… Ço..ok bekliyorsunuz. Kısaca ama beklediklerinizin hiçbirini oyunda bulamıyorsunuz. Tanıtımında ya da kitapçığında yazanları okuyarak gitmişseniz büyük bir hayal kırıklığından başka bir şey yaşamıyorsunuz kısacası. Oyunculukların da abartılı ve sindirilmemiş olduğunu belirtmeliyim.

Asıl soru Şehir Tiyatrolarında bu oyunun ne işi var? Yerli, genç ve Müslüman oyun yazarları bu açığı kapatamaz mıydı? İllaki Iraklı, Filistinli, Afganistanlı, Afrikalı kadını çok uzaklardan gelen, bakan “batılı özgür kadın” mı anlatacak? Yoksa oyun seçerken kriterimiz isminin yabancı olması mı? Öyle daha çok mu entelektüel oluyoruz?

Z. Ayla Karadağ muhafazakar demokrat körlüğe dikkat çekti

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2011, 11:06
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüseyin
Hüseyin - 8 yıl Önce

Kafa karıştırmak; kavramların içini boşaltıp kendi anlamları ile doldurmak. Zihinleri allak bullak etme. Zihinlerdeki Irak, Filistin, mazlum gibi kavramları hedef alıp yeni perspektifler çizmek...
Yani ama bunlar ama bunları "entelektüellik" adına yapmıyorlar ki... Açık açık, alenen yapıyorlar...

Hüsniye Gülsev
Hüsniye Gülsev - 8 yıl Önce

Üniversitede arkadaşlarla toplanıp gittiğimiz ve sonrasında hüsrana uğradığımız oyun. Klişe sözlerin ötesine geçmeyen taraflı bile diyemeyeceğim bir anlatımı vardı. Zaman kaybı diye gördüm oada geçirdiğim zamanı

banner8

banner19

banner20