banner17

İnternette insanlığı kaybetmeden

Sosyal paylaşım sitelerine üyeyiz. Özellikle dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan facebook, neyi değiştirdi, nelerimizi kaybettik?

İnternette insanlığı kaybetmeden

Zuckerberg’in Facebook’u ve Munroe’nun ‘Karita’sı

Munroe'nin karitasıAmerikalı karikatür sanatçısı R.Munroe;  xkcd.com adlı sitesinde bir karikatür harita çizdi geçtiğimiz günlerde.  Dünyadaki sanal ve sosyal aktivitelere dayalı bir bakış açısıyla çizilen bu ‘karita’da, facebook diğer eyaletleriyle ( farmwille, happyfarm, fishwille, millionaire city vs. gibi) birlikte sanal dünyanın en büyük ülkesi konumunda. Munroe’nun karitasında facebook’u  twitter ve geçen senelerin büyükleri konumundaki  skype,  youtube,  aol,  myscape,  mmd,  isle, wow, aim,  Windows live  gibi diğer sanal topluluklar takip ediyor. 2010 yılının bir başka sürprizi ise Çin kaynaklı ve daha şimdiden 100 milyon üyeye ulaşan ‘QQ’ adlı bir Asya sosyal aktivite sitesi. Öyle görünüyor ki, Çin sanal ortamda da Amerika’nın başının belası olmaya devam edecek.

facebook arkadaşıBenim komediyi trajediye bağlayarak ‘karita’ diye adlandırmayı yeğlediğim Munroe’nun bu karikatür haritası her ne kadar bir karikatür ise de yine aynı biçimde karikatürize edebileceğimiz bir dünyanın karikatürize bir gerçeği olmak niteliğinde. Öyle ki, bugün ülkemizde bile arkadaşlık kategorileri arasında (çocukluktan arkadaş, mahalleden arkadaş, askerlikten arkadaş, işten arkadaş, face’ten arkadaş…) diyebileceğimiz bir yeni arkadaşlık kategorizasyonunun ortaya çıktığını bile söyleyebiliyoruz. Facebook işte böylesine bir gerçek durumunda, bu gerçek şimdilik yaşandığı boyutuyla bile ‘bir şey’ ken daha ileride hangi boyutlarda bir şey olur bunu hesaplayabilmek ise pek kolay görünmüyor.

İbretlik paylaşım
(+)

Devasa cahillikler ülkesi

Bununla beraber facebook’un ülkemiz de dâhil, dünya ölçeğinde ortaya çıkardığı yoğun ve oldukça ciddi bir cahiliyetle ve aynı ölçüde ciddi bir bilgi düzeyini eşzamanlı olarak ortaya çıkardığını da eklemek gerekiyor. Yine de baştan söylemek gerekiyor ki; facebook’un cehalet düzeyi hayli ilginç. Zira bu düzey daha en başından facebook’un yerel dile çevrilişi sırasında kendini gösteriyor. ‘Dürt, etiketle, beğen…’ gibi biraz da başıboş kalsın diye öylece yapılmış çeviriler ve uyarı mesajlarında dikkati çeken kısaltmalarla ortaya çıkan, gayriciddî bilgilendirmelerle süslenen ve çoğunlukla da kullanıcıların cehaletleri, dil yanlışları ve kelime dağarcığından yoksunluklarıyla çığ gibi büyüyen bir cehalet bu. ‘Mütişş bişey, harka, hayelimdeki resim, mizikalite, süpppeer bişi…’ gibi, ilk paylaşanın dil çapına bağlı bir yanlışı yüzlerce, binlerce kere paylaşmak gibi bir kadersizlik söz konusu…

Paylaş da sen de rezil ol!

Bu en dip çukurdaki dilsel cehaleti şöyle örneklendirmek mümkün: Bir paylaşımcı sözgelimi Ferid Feryad (Farid Farjad)’dan bir video paylaşıyor ve şöyle bir cümle yazıyor paylaşımına; ‘içimi yırtıyo kemanıyla, dinleyin sizinde içiniz yırtılsın…’ Sözgelimi siz de bu paylaşımı beğenip listenizdeki  arkadaşlarınızla paylaştığınızda siz ne derseniz deyin ana başlık olarak aynı ucuz, düzeysiz ve cahil ‘yırtılma’ listenizde yer alan herkese aynı haliyle gidiyor.

facebook aptallığa sebebiyet verebilirBu ucuz dilsel fakirlik, bu en dip çukurdaki söylemsel yayılmacılık bir yana, paylaşımlarda dikkati bir başka nezaketsizlik çekiyor. Kim, kimden, neyi beğenip sayfasına alırsa alsın; genele yayılmış haldeki koyu ve kalın nezaketsizlik dolayısıyla, sanki mal bulmuş ‘garbi’ler gibi bulduğunu sahiplenip paylaşıyor herkes. En azından teşekkür edilmesi gerektiği gibi bir inceliği bile ortadan kaldıran bu algı nedeniyle sosyal paylaşımcılar, bir anda duyarsız bir kabalıkla yaralanıp berelenebiliyor ve bu hiç kimsenin umurunda bile olamayabiliyor. İşte bundan dolayı da çok az bir topluluğu oluşturan nitelikli kullanıcıları saymayacak olursak; denilebilir ki, böylece ilk anda kendi niteliksiz söz dağarıyla ortaya çıkan, koskocamanlaşan bir kitleyi, bulduğuna saldıran ve paylaştıkça duyarsızlaşan ama bunun farkında bile olmayan ve her geçen gün kendi yalnızlığı içinde kabalaştıkça kabalaşan yığınlara dönüştüren, koyu, kalın ve acı bir gerçekte tıpkı facebook gibi yaygınlaşmaya devam ediyor.

Bütünün parçasıBu sistemin bir parçasıyız, unutma!

Kaçınılmaz eklemlenebilirlik dolayısıyla facebook’un en temizinden kullanıcı sayfalarında bile dikkati çeken bu cahil, duyarsız ve kaba paylaşım irileşmesi de bir yana, bir de hemen her meşrepten kullanıcıya yer vererek artık ar, namus ve edep dışı sayılan ‘normal dışılıklar’ı bile aşan ve neredeyse anormal olanı zorlayarak kendine yer bulabilen kullanımcılara da özgürlük alanı açmış olması ise daha başka boyuttaki bir tartışmayı gerektiriyor… Sonuç olarak bu da, elbet açılmış olan özgürlük alanının ilk bakışta kabulü mümkün olmasa da, bir bakıma engellenmesi güç bir alanda düşünülmesi gereken ve herkesin kendi özelini korumasıyla ilgili bir başka dikkat ve sakınım alanını beraberinde getiriyor.

Günümüz global medyası fecebook’u sanal alemin süper gücü ya da eski deyimle ‘imparatorluğu’ olarak adlandırıyor. Bu imparatorluğun da iyi ve kötü yerleri var elbette. Herkes ilgi, bilgi ve meşrebine göre bir yer tutuyor ve facebook ülkesinde dengi saydığı insanlarla birlikte bir yerde toplaşabiliyor.  Sonuç olarak sanal da olsa bir dünya söz konusu ve bu dünyada bütün temizliği ve pisliğiyle birlikte bir bütünü teşkil ederken kendi gerçeğini kendi içinde taşıyor. Kirliliğe de, temizliği de, bilgiye de, cehalete de bütün kapılar ve bütün yollar aynı derece de açık; fakat her nedense cehalet ve kir, bilgi ve paklıktan daha bir kuvvetle akıp geçiyor açılan bu yollardan ve kapılardan.

facebook şırıngası, içeriğini kullanıcı belirliyorSanal da olsa sen bir insansın!

Bir çözüm önerisi olarak ne söylenebilir bunu pek bilemiyorum. Ama facebook sanal ve karikatürize de olsa bir gerçek ve bir h/karita dâhilinde de olsa içine girdiğimiz bir alan açmış durumda hepimize. Her şeyden önce bu alana dâhil olmakla hepimiz bir ilgi göstererek aynı zamanda da bir ihtiyaç beyanında bulunmuş durumdayız. Yani bir adres alıp bir sayfa açarak aslında bir imkândan faydalanmak gayesinde olsak bile öncelikle bu sanal ülkeye dâhil olmakla bir ihtiyaç içerisindeyiz. Ancak bu ihtiyacı öne sürerken fazlaca, hatta hiç minnet etmeyecek bir duruş sergileyebiliriz. Oraya buraya sarkıp sürtünmeden, kimseyi dürtmeden ve dürtülmeden, kimle muhatap olursak olalım sanki yüz yüzeymiş gibi bir gerçekliği -kendimizi, kendi gerçeğimizi, değerimizi- koruyarak bir şekil ve yön verebiliriz.

Biliyoruz ki, dünya elbet yaşamak zorunluluğu bir yana, minnet etmeyenlere gıpta etti her zaman. Tarih bunu gösteriyor çünkü. Borges’e soralım isterseniz; haritalar da böyle yazıyor, günler geçecek, gün gelecek facebook’un karitasında da böyle yazacak sonuç olarak.

 

 

Şahin Torun sanal da olsa insanlık, dedi

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2011, 12:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hatice Hiranur Tüfekci
Hatice Hiranur Tüfekci - 8 yıl Önce

Yazı maşallah çok güzel kaleminize kuvvet Şahin kardeşim güzel değinmişsiniz biiznillah.
Benim facebook üyeliğim yok bişey kaybediyor muyum bilmiyorum ama kazancımın birçok insana nazaran çok olduğunu görüyorum.Facebook bence bir hastalık hatta! Bende"arada derede facebook" başlıklı bir yazı yazmıştım paylaştığım dergide o ay facebook üzerine okur köşesi açılmıştı.Zarara gireceğimiz işlere bulaşmayalım! gibi hoş yorumlar olmuştu.Velhası tek iletişim aracımız,kültür haritamız facebook olmamal

burak demir
burak demir - 8 yıl Önce

kıymetli şahin hocam ben erzurum şükrüpaşadan burak. sizi dünya bizim sitesinde görmek çok sevindirici. burada röportajınızı9da okumuştuk. face konsunda verdiğiniz bilgiler çok aydınlatıcı. dsize ve dünya bnizim sitesine emeği geçenlere başta asım abi olmak üzere teşekkürler ayrıca...
saygılarımla hocam
burak demir

banner8

banner19

banner20