banner17

İnsanlığın yalnızlığı da vurulmuştur artık

Barbar dergisinin üçüncü dönem on üçüncü sayısı çıktı. Hatice Kübra Karadeniz yazdı.

İnsanlığın yalnızlığı da vurulmuştur artık

Barbar dergisinin üçüncü dönem on üçüncü sayısı çıktı. “İnsanlığın yalnızlığı da vurulmuştur artık” alt başlığı ile bize kapılarını yeniden aralayan Barbar dergisi, içeriğinde yirmi dört ürünle karşılıyor. Dergi Mehmet Akıncı önderliğinde Erol Kızıl'ın yayın yönetiminde çıkıyor. İçerisinde pek çok yazarın ürünü bulunan Barbar dergisi, farklı bakışlara sahip pek çok yazar ve şairi bünyesinde barındırmakta.

İpucu Bırakmadan Kendini Öldürmenin Yolları” isimli şiirle başlıyor Barbar dergisinin Eylül ayı sayısı. Bir insan nasıl ipucu bırakmadan kendini öldürür diye sorarsanız cevabı şurada: “bir sürü sevabın olmalı önce/ inandırıcılık kaygısı gütmeyen/ öyle sol elin habersiz sağ elinden yetmez/ habersiz olmalı sol beynin sağ beyninden”. Daha sonra ise Mehmet Akıncı'nın son çıkan kitabı İnce Türk'e dair “Söz Başı” başlıklı bir yazı var. “Söz Başı” isimli yazı kendisini “Uzun Yol Şoförleri” isimli yazısıyla Ali Ayçil'e bırakıyor. Biraz sosyoloji, biraz edebiyat, biraz da şiir kokan bir yazı.

Dergide toplam o sekiz şiir var. Hepsi aynı dünyanın ayrı yolcuları gibi dem veriyor kelimelerine. “Yere serilmiş adam/ Karşı kaldırımdaysa/ Tuhaf: Merak etmiyor/ O duvar sırtını yaslamış onca insan”. Bu dizeler “İnatla Yabancı Bakışlar Büyütmeli” isimli şiirden. “kimin babası almanya'ya gitmiş/ gelirken uzaktan kumandalı televizyon getirecek/ kiminin murgul'a bakırdan,/ çalışıyor ekmek parasına./ bakırdan çıkaracak ekmeğini./ kiminin başı belaya girmiş,/ adam vurulmuş mapushaneye düşmüş/ kiminin vurulmuş,/ avladi livadi'de yatıyor yalnız ve kıbleye doğru”. Bu şiir de Mehmet Mumcu'nun “Laz Çocukları” isimli şirinden.

Ellerin, afrikalı kadınların zarafeti mübarek/ Eski bir kabileden kalma gelenek/ olsa gerek/ Seni Sevmek./ Seni ellerinden seviyorum.” Kadir Akgün'den “Abartı” isimli şiirin ilk beş dizesi. “birinci tekil şahıs; usta/ uyuyunca uyanıyor/ uyanınca hatırlıyor/ hatırlayınca uyuyor/ uyuyunca unutuyor/ unutunca uyanıyor”. Tekil şahıslara münhasır bir şiir çıkıyor karşımıza bu mısralarla. Şiirin ismi “Şahsiyet Analizi”, yazarı ise Münir Ersan Tuna. Dağ yolcusuysanız okumanızı önerdiğim bir metin var sırada. İsmi “Dağ Yolcusuna Kılavuz”. Dörde bölmüş yazıyı Merve Betül Koçak.

Dalların yeşermesi örtmedi ayıbımı/ Ne çok açığım var tanrım:/ Ne olur kapa gözlerini...” Bu dizelerle ise “Mesel”den bahis açıyor Abdülkadir Avcı. “Yazgı benim / kader benim/ Seçen benim/ Benim oyunum/ Bittiğinde bu oyunu Umarım ağlamayacağım'' Rüyalar da çıkıyor karşımıza. Günahlarla, sevaplarla barışık bir yol arıyor, vuruyor kağıtlara bir bir “Rüyadaki Oyun” isimle şiiriyle Halime Çakır. Ve son şiirimiz Mim Kara'dan “Ölümün Gelini” isimli şiirden. Ama sanmayın ki bu şiirin dizelerini yazacağım size! Biraz merak iyidir diyorum ve dergiye ulaşabilir olmanızı diliyorum.

Barbar dergisinin Eylül sayısında bunlardan başka bir çok şiir ve metin bulunmakta. Hepsinin sınırları, duruşları ve havayı algılayış biçimleri farklı. Bize okuyup düşünmek ve kırk gram yükle hayatı yüklenmek düşüyor. Gerisi hep hikaye. Biraz da şiir.

 

Hatice Kübra Karadeniz yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2015, 15:21
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20