banner17

İnsanları kitaba ilgisine göre tasnif etti

Ali İlbey, habervakti sitesindeki köşesinde kitap ile kurdukları ilişki türlerine göre insanları tasnif etmiş, güzel etmiş.

İnsanları kitaba ilgisine göre tasnif etti

 

Kıyafete göre, göz rengine-ten rengine göre, partiye göre insanları gruplandıranları görmüştük de, Ali İlbey'in yaptığı gruplandırma bize daha manalı geldi. Kitap ile olan ilişkisine ve kitabı hayatına nasıl kattığına ve yorumladığına göre, insanları gruplara ayırmış Ali İlbey. Okuyunca, ya sahaf müdavimi bir dostumuzu, ya kitapçılarda gördüğümüz insanları ya da kendimizi en az bir gruba dâhil ettik.

Ali İlbey’in bu yazısı o kadar hoşumuza gitti ki, Cafcaf'ta da bu tasnifi çizer Bahadır Dadak ile karikatürleştirdik. Bir haftaya kadar çıkacak olan Cafcaf'ta bu tasniflemeyi karikatürlerle görebilirsiniz. Kitap ile ilişki biçimlerimizi değerlendirmemiz açısından faydalı olur ümidiyle, grupları inceleyip değerlendirmeden edemedim.

'Kitap Delisi' olmaktan Kitapgiz'lerekitap

Kitap sahibi olmanın başlı başına en büyük zevk olduğu gruba “Kitap Delisi” diyor İlbey. Hatta bu istek bir saplantı halindedir de diyebiliriz. Sanıldığının aksine, bu gruptakiler kütüphaneye pek gitmezler. Çünkü onlar için, kitabı okumak kadar satın almak da önemlidir. Bu yüzden imkânları elverdiğince kitap alırlar. Aldıkları kitabı okşayacak kadar çok severler.

Kitap alan, kütüphanesini genişleten, fakat okuma konusunda üşengeç davranan gruba ise, İlbey “kitapgizler” diyor. Kitapgizlere göre kitaba saygı duyulmalıdır; fakat okumak için gerekli zamanı bulmak güçtür. “Bir gün muhakkak okunmak üzere” alınan kitaplar, zamanla bir kütüphaneyi oluşturur. Fakat o beklenen zaman kolay kolay gelmez. Kitap delilerinden temel farkları, aldıkları ve sevdikleri kitapları okumamaktır.

'Kitap Severler'le 'Kitap Kurtları'

Kitabı, değeri ve ilgileri nisbetinde önemseyen, ortalama sınıf “Kitap severler”dir. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmaları gerekiyorsa, sahafları ve kitapçıları dolaşıp gereken kitapları alırlar ve okurlar. Fakat genel manada bir “kitap aşkları” yoktur. Kitapla aralarında gerektiği kadar, ortalama bir ilişki vardır.

Kitap kurtları” ise kitapseverlerin ileri aşamasıdır. Kitap kurtları hem kitap okumayı, hem de kitabın sahibi olmayı önemserler. Kitabın ikinci el olması sorun değildir. Kitaplıklarını düzenli olarak temizleyen, gördükleri kitabı incelemeden geçmeyen, bu yüzden bazen sahafta saatlerce kalabilen kişilerdir.

“Kitap bilimci”lerden etmesin Mevlam!

Kitap bilimciler”i, “ ‘Materyalist bilimin ürünü kitaplar dünyadaki eşya ve olayların, hayatın ve tabiatın sırlarını izah etmeye yeterlidir’ diyen kitap bilimciler, sayıları az da olsa, Batıcı-seküler rejiminin bürokrasisinin yandaşları bazı gazeteci, üniversite idarecisi, akademisyen ve yazarlar gibi rejim seçkinlerinden oluşmaktadır. Onlara göre bilginin kaynağı ve tek doğru ‘müsbet bilim’ kitaplardır.” diyerek açıklıyor yazar. Hani şu tartışmalarda kendilerini gösteren, duydukları bilgiye “hangi kitapta yazıyormuş?!” diyerek karşı çıkan kişiler bunlar. İnsan yazması ve göz görmesinden daha önemli bir derece olduğunu düşünemeyen, kitaplardan başkasını doğrulamayan gruptur kitap bilimciler. Onlara göre, bir bilgi matbaada basıldıysa bilgi değeri taşır.

Kitap düşmanları ve kitap yakanlar

kitapKitaptan uzak duran, ellerini bile sürmeyen bir grup da var elbette. Bu nefretin ardında bazen gönüllü bir cahillik, bazense ilim karşıtı düşünceleri ve eylemleri meşrulaştırma isteği yatar. “Kitap düşmanları”, bütün çağlarda olmuştur, modern çağlarda bile. Tatil tanımlarını yatmakla, öğrenme tanımlarını ise duymakla açıklayan, okuyanların bilgilerinden ve aslında genel olarak bilgiden nefret eden kişilerdir bunlar.

Kitap yakanlar” ise, bu grubun bir sonraki aşaması. Bu gruba Avrupa'nın ortaçağında Katolik kilisesinin onaylamadığı bilimsel kitapları yakmasını, yahut tarihte örneklerini çokça gördüğümüz ele geçirilen topraklardaki kütüphanelerin yakılmasını örnek olarak gösterebiliriz. Böyle tarihten örnekler verince, kitap yakanların yok olduğu düşüncesi akla gelmesin. Cumhuriyetin ilk yıllarında Topkapı Sarayı'ndaki bir yığın tarihî değeri olan yazma eserin aynı binanın kalorifer kazanında yakıldığı bilinir.

Kitapçalarlar ve Kitap alıp vermeyenlerkitap

Kitapçalarlar”a, yani Batıcı entelektüel dilde kitap çalma hastalığı olanlara “bibliyokleptomani” denilmekteymiş. Kitapla alâkaları ve seviyeleri düşük olan "bu tipler ruhî sapma içinde bulunan bir çeşit hasta sayılmaktadır” diyor Ali İlbey.

Bir hastalık olan kitapçalma belki affedilebilir, ama “Kitap Alıp Vermeyenler” asla! Kitapla ilişkileri düzenli ve sağlıklı olmadığı için, kitap almaya üşenen, 'boşa' para harcamak istemeyen ve bu yüzden arkadaşlarından ödünç kitap alan “Kitap Alıp Vermeyenler”, adlarından da anlaşılacağı gibi, bu kitapları asla geri vermezler. Alıp da iade etmedikleri kitaplarla evde oluşturdukları mini bir kütüphaneleri vardır. Arkadaş çevrelerinde “o kitabı okudum” demiş olmak için popüler romanları ve ödevlerine-araştırmalarına yardımcı olması için akademik kitapları tercih ederler.

Bu güzel yazısının sonunda Ali İlbey, “Kitaptan elde edilecek faydanın ahirete göçene kadar lüzumlu olduğuna inanıyorsak, kitap bağımlılarını ölçüsüne göre sevelim ve koruyalım” diyor. Kitap almanın, kütüphane oluşturmanın bu kadar yolu olduğuna göre, niyetlerden yola çıkıp önce bizim hangi gruba girdiğimizi, sonra da etrafımızdakileri düşünmek gerekiyor.

 

Sümeyye Karaarslan, kitap yakan ve yırtanlardan Allah'a sığındı

Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2012, 22:48
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20