İnsan olmayan biri varsa hangisi acaba?

Alev Alatlı’nın konuk olduğu 'Doğru Açı' programında insan hayvanat bahçeleri konuşuldu, video ve fotoğraflar gösterildi. Suleyha Şişman yazdı..

İnsan olmayan biri varsa hangisi acaba?

Bir arkadaşımın haber vermesiyle Belkıs Kılıçkaya’nın Habertürk TV'deki “Doğru Açı” programını izledim geçen pazar. Konu, İngilizcesi “Human zoo” olan insan hayvanat bahçeleri. Bunlara “insanat bahçesi” diyenler de var. Meğer Fransa’da bir sanatçı bu konuda bir tiyatro yazmış ve halk sokağa dökülmüş. Birtakım hararetli tartışmalar meydana gelmiş. Bazıları bu oyunu eleştirmiş ırkçılığı yeniden alevlendirebileceği iddiasıyla, İngiltere’de oyun yasaklanmış vs. Böyle bir gündem dolayısıyla Alev Alatlı’nın konuk olduğu programda insan hayvanat bahçeleri konuşuldu, video ve fotoğraflar gösterildi.

İnsana en yakın atalarımız”

1930’larda Almanya’da dört yüze yakın yabancı halk ve ırk teşhiri yapıldığı söyleniyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında tebarüz eden insan hayvanat bahçelerinin sonuncusu, çok yakın bir geçmişte 1958’de Belçika’da kurulmuş. 1931’de Paris’te kurulansa –ki videosunda bir cümle dikkat çekiyor: “Fransa’nın uygarlaştırıcı misyonundaki çeşitliliğe tanık olun.”- bir milyon ziyaretçi almış. O zaman için ne kadar müthiş bir rakam olduğu aşikar. Belkıs Kılıçkaya’nın “bir kültürün süzme mahsülü” diye tasvir ettiği bu insan hayvanat bahçeleriyle ilgili araştırmacıların tezi şöyle: Böylece kitleler sömürgeciliği benimsemiş, artık büyük anlatılara gerek kalmamıştır.

Alev Alatlı, “İnsan olarak yaşamak istiyorsanız bu kadar kötü bir şeyi saklamanız gerekir.” diyor. Geçekten çok trajik. Mesela bir çocuk çitler ardında, onu görmeye gelenler yiyecek uzatıyorlar. Bir yerlerde de “Lütfen yiyecek vermeyin, daha önce beslendi” tabelaları... “İnsana en yakın atalarımızın” nasıl yüzdüğünü görmek istemez misiniz? Hemen bir kafile suya atlasın. Neden olmasın değil mi? Maymunlarla poz versinler, kafeslerde teşhir edilsinler... Sonuç... Bir Ota Benga vakası. Amerika’da bir dizi sergi ve medenileştirme operasyonuna kalbine bir tabanca sıkarak son veren Kongolu... Sonuç: İnsan olmayan birimiz varsa hangimiz acaba?

Irkların hiyerarşisi

İşte bunlara, sosyal Darwinizm’le ilişkilendirilerek programda kısaca yer veriliyor. Öjenizm’in (insan ırkının ıslahı) Hitler öncesinde nasıl bir şekilde var olduğu ortaya konuluyor. Darwin’in “Türlerin Asırlık Tarihi” kitabından da bir bölümün harfi harfine çevirisini yapıyor Alatlı: “Gelecekte -ki bu 'gelecek', yüzyıllarla ifade edilecek kadar uzak bir gelecek değil- medeni insan ırkları hiç kuşkusuz yeryüzündeki vahşi ırkların kökünü kurutacak ve onların yerini alacaklar. Aynı zamanda İnsan biçiminde olan maymunlar da hiç kuşkusuz yok edilecekler. O zaman insanoğlu ile en yakın genetik akrabası arasındaki çatlak daha da büyüyecek. Zira bu çatlak daha medeni bir devlette insanların arasına girecek ve umulur ki bir BEYAZ’a (büyük harflerle yazıyormuş) kıyasla babun kadar aşağılık bir maymun neyse, günümüzde bir Negro ya da bir Avustralyalı (Aborijinler) ve goril de o olacaktır.”

Bu feci tablonun, telmih yoluyla da olsa halen mevcut olması ayrı bir facia; Amerikalı kadın askerin Irak’ta mahkumlara yaptıklarını fotoğraflaması örneğinde de görüldüğü gibi... “Tarih sıçramaz” diyor Alev Alatlı. Sanırım o gün var olanın, nüvesinin geçmişte bulunduğunu, bugün bazı reflekslerle başka bir şekle evrildiğini görebiliyoruz. Çünkü bunları mübah kılan altta yatan bir prensip: Güçlü olan zayıf olanı yenmek zorundadır.

Alev Alatlı’nın yorumuyla bitirelim: “Bu mesele Batı’nın çözmesi gereken bir şey. Biz böyle bir şeye asla düşmedik.”

 

Suleyha Şişman çok acı bir resimden -haya ederek- haber verdi

Yayın Tarihi: 13 Aralık 2014 Cumartesi 12:03 Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2014, 12:17
YORUM EKLE

banner19

banner26