İnsan neden ölümü inkar eder?

Ernest Becker imzasını taşıyan 'Ölümü İnkar' adlı kitapla birlikte bilimin ölüm kavramını pratik ve teorik anlamında nereye konumlandırıldığını görmekteyiz. Hatice Kübra Karadeniz yazdı..

İnsan neden ölümü inkar eder?

Ölüm hakkında her çağda çokça şeyler yazılıp çizilmiş. İnsanın hayatında kendisine ve hatta insanlığa sorduğu soruların başında gelen kavramlardan biri “ölüm”. Buna mukabil cevabı en çok din ve inanç üzerinden verilirken, Ernest Becker imzasını taşıyan “Ölümü ” adlı kitapla birlikte bilimin ölüm kavramını pratik ve teorik anlamında nereye konumlandırıldığını görmekteyiz.

Becker'in “Ölümü İnkar” kitabı İz Yayıncılık'tan Arzu Tüfekçi çevirisiyle 2013 yılında Türkçeye kazandırılmış. İlk yayın tarihi ise 1974 yılı. Kemal Sayar'ın önsüzüyle birlikte bir çok şeyi içinde barındıran kitap parça-bütün ilişkisine binaen kavramları teker teker irdeleyip bir sunuş yapmakta. Tabiri caizse çocukluktan başlayarak algıladığımız bir çok şeyin en uç noktasından günümüze uzanan bir hikayeyi gözler önüne seriyor.

Kitabı ilk elinize aldığınızda hakkında net bir şey düşünemiyorsunuz. Kapağıyla bilimsel bir gerçekliğin içine doğru indiğinizde pek çok şeyi aslında yaşadığınızı hissediyor ve ölümle alakalı farklı bir sunuşun içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Önsöz sonrasında genel bir giriş yapıldıktan sonra kavramlar içselleştiriliyor ve sonrasında hepsi ayrı ayrı konumlandırılıp kendi içerisinde kullanılıyor. Yukarıda da söylediğim gibi bir parça-bütün ilişkisine rastlıyorsunuz. Bu kitabı daha net algılamanıza ve düşündüğünüz dünya çerveçevesinde konumlandırmanıza vesile oluyor. Bilimsel anlamda kitap tam didik didik edilebilecek bir eser. Ölüme dair bilimsel bir çerçeve çizen baş ucu kitabı olabilecek nitelikte.

Güvenlik, kişi için gerçek bir problem

Ölümü İnkar her ne kadar psikolojiyle alakalı görünse de içinde sosyolojiyi ve felsefeyi de barındıran bir kitap. Freud haricinde Kant'a, Addler'e, Rank'a ve Kierkegaard'a rastlamak mümkün satırlar arasında. Bu isimler ölümle alakalı farklı bir çok görüşe sahipler. Çelişmeleriyle birlikte ortak noktaları da kitapta dile getirilmiş.

Aslında dünyada her kavram gibi hayat da zıddıyla vardır. Bu kavramın zıddı ise 'ölüm'dür. Modernizmle birlikte alt üst olan dünya ve yaşam standartları 'din'i devre dışı bırakırken yerine neyi yerleştireceğini bilemedikleri veyahut bilmek istemedikleri için insanların tabiri caizse elinde tutacak bir şey bırakılmamış. Her şey bastırma kavramına mukabil gerçekleşmeye çalışılmışsa da kavramsal boşluklar oluşmuş. 'Kahramanca' yaşayamayı isteyen ve bekleyen insan, 'insan' ve 'beşer' arasındaki farklılıkları görüp kendini sürekli bir anlamdırma çabasına itmiş. Psikolojik rahatsızlıklar da işte tam bu noktada devreye giriyor. Psikoloji 'dinsel' bir toparlama yapmaya çalışmışsa da buna cevap vermekte zorlanmış ve günümüzde de hâlâ zorlanmaya devam etmekte. Batı sekülerizim vurgusu üzerinden dinsel bir mit oluşturmaya çalıştıkça insanların yaşamlarındaki sıkıntıların bir adım önceki sıkıntısı ölümle hayat arasındaki sınır çizgisi olmuş.

Kitaptan bir cümleyi durumu özetlemesi açısından buraya aynen naklediyorum: “Kainatın dehşeti karşısındaki güvenlik kişi için gerçek bir problem haline geliyor.” Bu durum, varken var olmama durumu yani ölüm korkusu ve arefesindeki ölümü inkar safhasına dönüşüyor. Sürekli bir dönüşüm ve değişim sürecinde olan insan en çok korkularıyla başa çıkamıyor. Kitap da bilimsel çerçeve üzerinden dinsel mit kavramıyla ölümü inkarı bize anlatıyor. Aslında insan inkar ederken bir kez daha var olduğunu anlamdırırken sadece bazı şeylere kulaklarını kapıyor ve bastırmayla hepsinin üstesinden gelebileceğini düşünüyor. Lakin işler hiç de onun istediği şekliyle gitmiyor. Ve bir gün o da ölüyor.

Hatice Kübra Karadeniz yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2019, 12:22
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali al
ali al - 5 yıl Önce

son parağraftaki alıntı cümle ne anlama geliyor?kitaba başladım lakin çeviri iyi değil.kemal sayar takdim yazısı yazdı diye bir kitap iyi olmaz.

banner19

banner13