İmam-hatiplerin zorlu ve onurlu serüveni

Harf Eğitim Yayıncılığı tarafından yayımlanan “Hayatımdan Damlayan Anılar” adlı kitap, Dr. Halil Hayit tarafından kaleme alınmış. Yazar, zorlu ilköğretim yıllarından, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne kadar uzanan başarı öyküsünü çok sade bir dille ve gereksiz yorumlardan kaçınarak anlatmaya çalışmış. Şakir Gönülce yazdı.

İmam-hatiplerin zorlu ve onurlu serüveni

 

 

Harf Eğitim Yayıncılığı tarafından yayımlanan “Hayatımdan Damlayan Anılar” adlı kitap, Dr. Halil Hayit tarafından kaleme alınmış. Yazar, zorlu ilköğretim yıllarından, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne kadar uzanan başarı öyküsünü çok sade bir dille ve gereksiz yorumlardan kaçınarak anlatmaya çalışmış. Özellikle ilköğretim yıllarındaki yaşadığı zorluklar dikkate değer. İlkokuldan sonra imam-hatip okulu ile başlayan dini eğitimi, Yüksek İslam Enstitüsü ile devam eder. Dr. Halil Hayit, yurdun çeşitli yörelerindeki imam-hatip liselerinde öğretmelik ve idarecilik, Milli Eğitim Bakanlığı'nda ise, birçok kademede bürokrat olarak görev yapmıştır...

Hülleci Olayı

 

Yazar, Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrenci iken, İstanbul’dan bir tiyatro gurubu, Reşat Nuri Güntekin'in “Hüleci” isimli piyesini oynamak için Konya’ya gelir. O dönem mahalli basında oyunun haberleri yer almakla birlikte, bazı yayın organlarında, bu oyunun din adamlarını kötülemeye yönelik olduğu, din adamlarını küçük düşürdüğü haberleri yer alır. Bu haberler sonucu, oyun sahneye konmadan aleyhte bir tepki havası oluşur. Oyun saati gelip çatınca halk oyunun sahneye koyulacağı Halkevi önünde protestoya başlar. Bu protestocular arasında sayıları çok az da olsa, Yüksek İslam Enstitüsü öğrencileri de vardır. Protestolar artınca bir tatsızlık olmasın diye, tiyatro sanatçıları halkevini terk ederek İstanbul'a döner. Olaylar bu kadarla sınırlı iken olayı büyüten basın, “Konya’da isyan”, “Gericiler tiyatro binası bastı” şeklinde abartılarak ve saptırılarak provake edilir.

Fatura, Yüksek İslam Enstitüsü öğrencilerine kesilir. Okul binası güvenlik güçleriyle abluka altına alınır. Savcılar ve güvenlik güçleri ifade almak üzere öğrencileri spor salonunda toplar. Okulun başmüdür yardımcısının gayretleri sonucu, o gün ifadesi alınmayan öğrenciler, ertesi gün sınıflara giren güvenlik güçleri tarafından tutuklanır. Tutuklanan öğrenciler arasında, protesto eylemine katılmayan öğrenciler de vardır. Tutuklanan bu öğrenciler ilerleyen günlerde tutukluluk hallerinden kurtulsalar da, bu olayın faturası Yüksek İslam Enstitüsü öğrencilerine kesilmiştir. Bütün bu olanlara rağmen, olayın iyi bir sonucu da “Hülleci” isimli piyesin bir daha sahneye konmamasıdır.

100 abone

 

Yüksek İslam Enstitüsü Talebe Cemiyeti,Yeni Ümit” adıyla bir dergi çıkarmaya başlar. Yazar, bir Ankara ziyaretinde çıkardıkları bu dergiye abone yapmak amacıyla, görevine yeni atanan Odalar Birliği Genel Sekreteri’ne uğrar. Genel sekreterle çok samimi bir havada geçen sohbetin ardından, telefona sarılan genel sekreter, Yeni Ümit Dergisi’ne 100 adet abone olunması yönünde gerekli yerlere talimat verir. O dönem göreve yeni başlayan genel sekreter, merhum Necmettin Erbakan’dır.

İmam-hatip okullarının tarihi gelişimi

Dr. Halil Hayit anıları dışında, Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar olan zaman zarfında, imam-hatip okullarının tarihi sürecine de kitabında yer vermiş. 1923 yılı itibariyle açılmaya başlayan birçok imam-hatip okulları, yıllar içinde eriyerek yaşamını sürdürmeye çalışır. 1930 yılına gelindiğinde ülkede imam-hatip okulu diye bir şey kalmaz. 1930-1948 yılları arasında din eğitimi ve öğretimi alanında eğitim sistemi içerisinde hiçbir faaliyet gösterilmez. Bunun sonucu olarak din adamı yetiştirilmediği gibi, halkın dini ihtiyaçları karşılanamaz duruma gelir. Cami ve mescidlerde azalma görülen bu dönemde, cenaze definlerinde bile aksamalar meydana gelir.

16 Haziran 1950 tarihi itibarıyla ezan Arapça okunmaya, 1951-1952 öğretim yılı itibariyle ise 7 ilde açılan imam-hatip okulu ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü faaliyetlerine başlar. O dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’dir.

İmam-hatip okullarının hangi safha ve dönemlerden geçerek günümüze geldiği, anlatılan en ilginç konu olarak dikkatleri çekiyor. Gerçek şu ki, ülkemizin geleceğini şekillendirecek, yeni kuşakların, hem beden olarak hem de ruhsal bakımından dengeli yetişmesi gerekir. Bu yüzden milli eğitimimiz ne kadar sağlıklı olursa, gelecek nesillerimizde o kadar sağlıklı olacaktır. Bu ülke adına, bu ülke insanını en güzel şekilde yetiştirmeye çalışan, geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimine ışık tutan herkese Allah razı olsun diyorum...

 

Şakir Gönülce okudu ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 17:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13