İlhami Atalay'a Bugün Değilse Ne Zaman Sahip Çıkılacak?

Bu milletin değerleriyle sanat yapan, bu topraklardaki sanatsal derinliğe iman etmiş İlhami Atalay'a sahip çıkılmalı. Devlet tarafından, zengin ya da fakir fark etmez sanat sevdalısı bireyler tarafından sahip çıkılmalı. İsmail Erdoğan yazdı.

İlhami Atalay'a Bugün Değilse Ne Zaman Sahip Çıkılacak?

Hayatımın en can alıcı sorularından biri Hz. Ömer’e atfedilen “Bugün Allah için ne yaptın” sorusudur. Çocukken abdest almak için oturduğum çeşmenin başında karşılaştığım bu soru, ilerleyen zamanlarda defaatle karşıma çıkmış ve her seferinde beni, “sahi bugün O’nun için ne yaptın” soruşturmasına davet etmiştir. Kıldığım namazlardan yaptığım hayırlara dizi dizi cevaplarım olsa da, her seferinde eziklikle savuşturduğum bir soru olmuştur bu.

Dünyanın dağdağası içinde kaybolup Hz. Ömer’in sorusunu unuttuğum günlerden birinde, onu hatırlatan bir cümleyle karşılaştım. Bu bir soru değil, Hz. Ömer’in sorusuna cevap mahiyetindeydi yargı cümlesiydi.

Ressam İlhami Atalay’a ait bu söz, “Allah için bir çizgi çiz” diyordu. Mimar, ressam ya da hattat olmadığım için pratik manada bir karşılığı olmayan bu söz, teorik hakikatler adına çok şey söylüyordu bana. Bugün Allah için bir şey yap diyordu. Bugün ve her gün.  Bunu, sanatın Allah’ın iradesinden uzaklaştırılıp insanın acziyetine kurban edildiği dönemde bir ressamın söylemesi de ayrıca önemliydi. Öptüm ve başımın üstüne koydum bu cümleyi.

Sanatını inancına hizmetkâr eylemiş bir isim İlhami Atalay

Çocuklarına, “yaşlanınca sizler gibi olacağım” diyerek dinamizm dersi veren bir ressam İlhami Atalay. Hayatı boyunca durmadan ve vazgeçmeden çalışmış. Çıkardığı desenlerin sayısı on binlerle ifade edilir. Yaptığı tabloların ve eskizlerinin sayısı belirsiz. Çalışmalarının gitmediği ülke yok. Dünyanın her yerinde kendinden bir eser mevcut. Birbirinden habersiz ve farklı diller konuşan insanların evlerinde aynı dille yapılmış resimler mevcut. Bütün bu resimler, “Allah için bir çizgi çiz” anlayışının ürünü. İnancını sanatına erek, sanatını da inancına hizmetkâr eylemiş bir isim İlhami Atalay. Bu anlayışla sanata yaklaşıyor, bu anlayışla resim yapıyor. Allah’ın kendisine verdiği yeteneği zayi etmemek ve melek-e katledenlerden olmamak için resim yapıyor. Resim yaparak Allah’a hizmet etmenin imkanını gösteriyor. Resmin günah olduğu algısını paramparça ederek, pornografiye bulaşmadan, minyatür geleneğiyle yeni anlayışları birleştirdiği kompozisyonlar üretiyor. Bütün teknikleri deniyor. Bütün oranları kullanıyor. Malzemeler arasında ayrım yapmıyor. Kolajlar, yağlıboyalar, dokumalar onun eserlerinde dans ediyor. Hangi malzemeyi kullanırsa kullansın hepsi aynı hakikati dile getiriyor. Hepsi aynı dinamizmden ilhamını alıyor: İnanç.

İnancın doğurduğu dinamizm. İnancın yoğurduğu yorulma nedir bilmeyenlerin aşkı. Hased, kin ve egoya bulaşmadan gerçeği dile getirmenin sevdası onunki.

Otel yapacağız diyerek kapattılar galerisini

İlhami Atalay böyle bir ressam. Hayatının hemen her gününü Allah için bir çizgi çizerek geçirmiş bir ressam. “Resim yap, resim yap, resim yap” diyerek her gün, yılmadan, usanmadan resim yapmayı öğütleyen bir kişiden farklı bir şey beklenmezdi zaten. Beklenmezdi ama fırçası kurumuş durumda bugün İlhami Atalay’ın. Mürekkebi kuruyan bir hattat, kalemi kırılan bir yazar, notalarını yitirmiş bir musikişinas gibi fırçası kurumuş bir ressam o. Yeteneği ve azmi dipdiri olmasına, hâlâ taşı sıksa suyunu çıkaracak kudrete sahip olmasına karşın resim yapmıyor İlhami Atalay. Yapmak istiyor ama fırçasını aldılar elinden. Otel yapacağız diyerek kapattılar galerisini. Gülhane’nin girişinde tam 34 yıl yönettiği sanat galerisini kapattılar bir hiç uğruna. Pardon. Koca bir rant uğruna.

Turizm uğruna turizme en çok hizmet eden ismi harcadılar. İstanbul gibi bir cangılın ortasında, İslami camianın burun kıvırdığı bir sanatı (resim) icra ederek ayakta kalmasına karşın onca yıl, yıldırdılar onu sonunda. Kilit vurdular sanatın kapısına. Böylesi bir durumda, Büyük Frederich’in şu sözünü hatırlamadan edemiyor insan: “Bir ülkede sanattan çok siyaset ve para konuşuluyorsa, orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır.”

Keseler daha fazla şişsin diye, her gün Allah için çizgi çizen bir adamın infazına karar verildi. Ortalama bir Avrupa ülkesinde eserleriyle baş tacı edilecek ve kültürel miras kabul edilecek bir adam ölmeden mezara koyulamaya çalışıldı. Başarıldı da. Tuhaf olan şu ki, hayatı boyunca İslamcı olduğu için çile çekmiş, atılmış, kovulmuş olan bu adam, tam da İslamcıların iktidarında zincirlendi. Sanatını yapamaz hale geldi. Tam da bu zamanda “Zikir” adını verdiği “Bahar Çiçekleri” serisinden bir resmi yaparken boyası kurutuldu. Tamamlanmayan bir resim olarak ortada kaldı. -Hâlâ tamamlanmayı bekliyor.-

Tamamlanması için ne gerek peki? Ne olmalı da İlhami Atalay yeniden dönmeli resme? Ne olmalı da, sanatını dinine hizmetkâr eylemiş bir adam tekrar resim yapmaya dönmeli? Tekrar yetimleri sanata, hayata kazandırmalı? Tekrar elinden tutup gençleri, onurlu, dürüst bir sanatkâra dönüştürmeli? Onlara bitmeyen sanat aşkını aşılamalı?

Ne olmalı ki yaşayan bir efsane yeniden ayağa kalkmalı?

Böyle bir sanatçıya mekân bulunamaz mı?

Cevabı basit!

Sahip çıkılmalı. Bu milletin değerleriyle sanat yapan, Anadolu’nun rengarenk hayatını tablolarına yansıtan, “Beşgenler” serisiyle sonsuzluk duygusunu canlandıran, “Dinamizm” serisiyle harekete vücut veren, dokuduğu halılarla ustalığını konuşturan ve bu topraklardaki sanatsal derinliğe iman etmiş bu adama sahip çıkılmalı. Devlet tarafından, zengin ya da fakir fark etmez sanat sevdalısı bireyler tarafından sahip çıkılmalı. Onca vakıf binası var, gün be gün yurda dönüşen. Onca tarihi mekân var, dernekler ve vakıflara armağan edilen. Onca imkân ve para var, oraya buraya sarf edilen. Ama sanata yok. Gerçek bir sanatçıya yok. Kimseden para ya da maaş istemeyen, kimseye de minnet etmeyen bir sanat fedaisine yok. Bir yer gösterilsin diyor İlhami Atalay. Bir mekân. Resim yapabileceği ve depolarda çürümeye terk edilmiş gibi üst üste yığılmış tablolarını sergileyeceği. Her biri dev boyutlarda çalışılmış, her birinin ayrı sevdalıları olan eserlerini. Bir mekânda resim yapmak istiyor İlhami Atalay. Resim öğretmek. Kazandıklarını aktarmak. Bildiği 23 dille dünyanın her yerinden turistleri bize ait resimlerle buluşturmak.

Çok şey mi istiyor? Akademi sonrası eğitim için gittiği Almanya’dan diğer ülkelere, elinde makinalarla dolaşıp müzeleri gezen, eserleri kayıt atına alacağım diye çocuklarının rızkını, dia ve filmlere harcayan bu adam fedakârlıkları karşısında çok şey mi istiyor? Nerede sanatı seven Mesen’ler? Nerede kültür ve sanatı dilinden düşürmeyenler? Nerede Hakk’a hizmet aşkıyla yanıp tutuşanlar? Nerede Devlet?

Not: Bambaşka bir yazı planlıyordum aslında ama kelimeler beni buraya getirdi. Vardır bunda bir hayır diyerek notayı koyuyorum.

 

İsmail Erdoğan

Yayın Tarihi: 08 Eylül 2016 Perşembe 14:52 Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2016, 17:31
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Turhan Gül
Turhan Gül - 6 yıl Önce

Zaten yoktu bu dönemde iyice yok oldu güzel ve isabetli yorumlarınıza katlıyorum eline sağlık sadece şunu anlamıyorum ilhami atalay en az yanlız kaldığı,en az destek aldığı bu10 yıl sizinde belirtiğiniz gibi nasıl oluyorda en çok ıslama,müslümanlığa hizmet eden bir hükümet zamanında bir müslümanlığı en iyi şekilde yaşıyan kişiyi yanlız bıraktılar demekki başımızdaki insanların sanattan sanatçıdan anladıkları yok.kınıyorum .

Serap ekizler
Serap ekizler - 6 yıl Önce

Bu ülkede sanattan sanatçıdan anladığını belirtenler bile eğer sistemin bir parçası olmuş ise, eleştirdiği şeyleri kendi yapıyor ise, başkasının emeğinin üzerinden kendine rant sağlıyor ise bir düşünmek lazım. Kıymetli bir isim ilhami atalay. Hocam, yaklaşık 30 yıldır sanatının her anına şahit olduğum isim. Sorun devlet sorunu değil tam olarak bence. Sorun topyekûn ahlak sorunu, karakter sorunu. İkiyüzlü bireylerin toplumun büyük kısmını oluşturması sorunu...

banner19

banner26