İlber Ortaylı’dan hayata dair 20 tavsiye

Verimli ve güzel bir ömür sürmenin anahtarı nedir? İlber Ortaylı kendi hayatından ve tecrübelerinden hareketle “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabında bu soruyu cevaplamış. Kitaptaki bazı tavsiye ve tespitleri sizin için derledik.

İlber Ortaylı’dan hayata dair 20 tavsiye

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Şubat ayında Kronik Kitaptan çıkan Bir Ömür Nasıl Yaşanır? (Hayatta Doğru Seçimler İçin Öneriler) kitabında kendi tecrübelerinden önemli tespitler yapıyor ve dikkat çekici kesitler paylaşıyor bizimle. Hoca kitapta “Hayatımız temel olarak dörde ayrılır” diyor ve şöyle devam ediyor: “12-15 yaş arası, 25-40 arası, 40-55 arası ve 55 sonrası. İyi bir yaşam için her bir dönemde tamamlamamız gereken bazı işler, edinmemiz gereken bazı alışkanlıklar vardır. Bunlar verimli ve güzel bir ömür sürmenin anahtarlarıdır.”

Kitapta eğitimden okunacak kitaplara, gezilmesi ve mutlaka görülmesi gereken şehirlere, seyredilmesi gereken filmlere, dinlenmesi gereken müziklere kadar hocanın tercihlerini yansıtan ve elbette tecrübelerini de aksettiren önemli paylaşımlar mevcut. Ayrıca hocanın mutlaka gezilmesini tavsiye ettiği müzelere, keşfedilmesi gereken kütüphanelere ve okunmasını tavsiye ettiği kitaplar dair listeler de paylaşılmış.

Kitaptan derlediğimiz 20 tavsiye ve tespiti sizlerle paylaşıyoruz:

“Bugünkü aklım olsa hem Doğu’yu hem Batı’yı öğreten bir üniversitede okur, sonra da İtalya ve İran’da uzunca araştırmalar yapardım.”

“Esas olan 25’ine kadar öğrendiklerinizdir. O yaşa kadar okuduğunuz kitaplar,  seyrettiğiniz filmler, gördükleriniz hayatınız boyunca sizinle kalır. Belli yaşlardan sonra öğrendiklerinizi aynı hızla unutuyorsunuz.”

“Bir dil sadece gramer kitaplarıyla öğrenilmez. Farklı kaynaklar kullanmayı da bilceksiniz. Örneğin Batı dillerini öğrenmek için İncil faydalıdır.  O dili kunuşan çocuklar için yazılmış tarih kitaplarıyla, birtakım hatıratlar da çok işe yarar.”

"Becerilerinize gerçekten uyan mesleği seçiniz. Kendi kapasitenizin altında çalışmayın, kendinize bol ya da dar gelen bir gömleği giymekten kaçının.”

“Okuyup yazarak çalışanlara, sabahları çalışmalarını, bilhassa da notlar alarak çalışmalarını katiyetle öneririm. Sabahların özel havasından faydalanmak gerekir.”

“İyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Maalesef Türklerin böyle bir kabiliyeti yoktur. Türkler yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir ama bu da yaratıcılığı öldürür.”

“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında bir pencere açın. O pencereyi açıp dışarıda farklı dünyalar görebilirseniz, bir eşiği de atlamış olursunuz.”

“İlla aynı hayat görüşünü paylaştığınız insanlarla dost olacaksınız diye bir kural yoktur. Ben her dostumun hayat görüşünü paylaşmam ama görüşlerinden faydalanırım.”

“Çocuğunuzu sadece kendisi olduğu, çocuğunuz olduğu için sevin. Bizdeki büyük yanılgılardan biri insanlarımızın kendi başaramadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin.”

“Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının. Monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.”

“Bir şehri gezmek emek ister. Okuyacaksınız, harita bulacaksınız, notlar alacaksınız, fotoğraf çekeceksiniz ve defter tutacaksınız.”

“Okumuş insanın görmesi gereken beş şehir: Petra, Antakya, Palmira, Efes ve İskenderiye… İstanbul bile bu şehirlerden sonra ortaya çıkmıştır.”

“İslamiyet’in en hoş yaşandığı yer Saraybosna’dır. Orada Müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiştir. Ezan sade insan sesiyle okunur, pek güzeldir.

“Bir toplum ancak filoloji bilgisine sahipse bütün zamanları kontrol ediyordur, musiki ve matematikten anlıyorsa bütün insanlıkla irtibat kurabiliyordur.”

“Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.”

“Ezber ve tekrar eğitimin temelidir. Lisan da matematik de coğrafya da ezberleyerek öğrenilir. Gençlere tavsiyem bunlara kanıp ezberi bırakmamalarıdır.

“Herkesi dönemiyle tanımanız gerekir. Sanatçıların, devlet adamlarının yaşadıkları dönemi bilirseniz, çağının bir insanı nasıl şekillendirdiğini de görürsünüz. Bu sayede, verilen eserleri, yapılan işleri de daha iyi anlarsınız.”

“Hiç şüphesiz Dede Efendi’yi bilmeniz gerekiyor.  Hafız Post’tan, Abdülkadir Meragi’den, Buhurizade Mustafa Itrî’den, Hacı Arif Bey’den, Rahmi Bey’den, Mesut Cemil’den haberdar olmanız yetmez, bestelerini de bileceksiniz.”

“40’lı yaşlar insana bir olgunluk, sakinlik, derinlik getirir. Birini 40’ından sonra daha iyi sevebilirsiniz, hatta daha iyi bir âşık olursunuz.”

Hazırlayan: Munise Şimşek

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2019, 12:19
banner12
YORUM EKLE

banner19