banner17

İlahiyatçı âl-i âbâ'yı bilmez de kim bilir?

Ahmed Sadreddin, sadece 'dört güzel'i anlatan bir kitabın adının ehl-i beyt olmasına itiraz ediyor..

İlahiyatçı âl-i âbâ'yı bilmez de kim bilir?

 

Pazartesi günü liseden bir arkadaşımla görüşmek üzere sözleştik. Oturduk bir yerde çay içiyoruz. Ben kendisine Marmara İlahiyat Fakültesi Kitabevi’nden bir sipariş vermiştim. İlahiyat Fakültesi Yayınları’ndan çıkan ve üçüncü baskıyı gören Gülgun Uyar’ın Ehl-i Beyt / İslâm Tarihinde Ali-Fatıma Evlâdı isimli kitabı.Gülgün Uyar

Hz. Peygamber Efendimiz Hazretlerinin Hz. Fatıma Annemiz ve Hz. Ali’den devam eden mübarek sülbünün siyasi ve ictimaî hayatlarını yetkin bir dil ve akademik bir tarzda ele alan eser,  ayrıca şecere ve soylarını da ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Ehl-i Beyt yalnız başına kullanılır mı?

Ben ise, İslam tarihinde yaşanan bazı tatsız olaylar üzerinden bazı siyasi mezheplerin ortaya çıkmasını netice veren tartışmalar bazı ortamlarda tekrardan ısıtılıp sunulduğunda ne demek lazım, nasıl bir duruş sergilemek lazım; bir parça bunu öğrenmek için bu kitaba sahip olmak istemiştim.

Fakat isminde takıldım kaldım. Zira “ehl-i beyt” yalnız başına kullanıldığında herhangi bir ev halkını ifade eder. Önünde veya sonunda kimin ev halkını işaret ettiğini belirtir bir ifade olması gerektir. Bu yüzden Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v)  ev halkını ifade ederken yalnızca “ehl-i beyt” değil, “ehl-i beyt-i Mustafa”, “ehl-i beyt-i Resulullah” ve diğer örneklerini kullanmakta fayda var.

Kendine alevî dedesi diyen bir zâta, “Ehl-i beyt muhabbeti” hakkında soru yönelttiklerinde şöyle komik bir açıklama yapmış: “Ehl-i beyt, ev halkı demektir. Biz de ev halkımızı, çoluk çocuğumuzu severiz” demiş.

Pence-i Ali AbaÂl-i Âbâ kimlerdir?

Bundan ayrı olarak, Ehl-i Beyt-i Mustafa yalnızca Ali-Fatıma hazerâtı ve onların evladıyla sınırlı değildir. Ehl-i Beyt-i Mustafa, başta Efendimiz hanımları, validelerimiz hazretleridir. Bunu nazar-ı itibara almamak büyük vefasızlık olur. Hz. Peygamber Efendimiz’in sülbünün Ali-Fatma Hazretlerinden devam etmesi ayrı bir mevzu, ev halkından olmaklıkları ayrı bir mevzudur. Zira bir insanın ev halkı pek tabii ki sadece kızı, damadı ve torunları olamaz.

Hâsılı kitabın “Ehl-i Beyt / İslâm Tarihinde Ali-Fatıma Evlâdı” olması yerine “Âl-i Âbâ  / İslâm Tarihinde Ali-Fatıma Evlâdı” denmesinin daha doğru olduğu düşüncesindeyim. Zira kitap “Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve onlardan devam eden nesl-i pâki konu ediniyor. Bu dört güzel, Efendimiz Hazretlerinin üstlerine âbâsını atıp, Allah’tan muhafaza olmaklıklarını niyaz ettiği mübarek zevât-ı kîrâmdır. Bu sebeple Âl-i Âbâ derler.

Fakat asıl değinmek istediğim başka bir şey. Arkadaşım Marmara İlahiyatta üçüncü sınıfta. Malumunuz üzere Marmara İlahiyat ülkemizin en iyi ilahiyat fakültelerinden biri. Bu konuyu, bir yandan çay içerken, arkadaşıma söyledim. “Sence de öyle olmalı değil mi” dedim. Anlamadı. Âl-i âbânın ne olduğunu sordu. Şaşkınlığımı gizleyemedim. “Okulda olsun duymadın mı bunu” dedim. “Yooo” dedi. “Böyle bir şey söylemediler hiç.” Ne desem bilemedim. “Vapura bak, içinde bir sürü insan var” dedim.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 13:59
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20