İlahi iradeci diye suçlarlardı!

Bu nasıl bir omurgasızlık? Bugün 'akladıkları' Hoca'ya o gün 'ikili oynuyor' diyorlardı, o gün hoca'ya 'ilahi irade'yi savunuyor diye karşı çıkıyorlardı, bugün ilahi iradenin tarafında diye arka çıkmaya çalışıyorlar.

İlahi iradeci diye suçlarlardı!

Zihnime “siyaset”le ilgili ilk sahneler 28 Şubat darbesiyle yerleşti. Erbakan meselenin öznesiydi. Hep müslüman ve yerli olmasıyla işaretledim kendilerini. Saygı duydum. “Erbakancı” çok insan tanıdım. Ailemden ve Ankara’daki Vadi Kitabevi’nde tanıştığım bazı insanlardan Erbakan ve onun siyaset retoriği üzerine çok şey duydum, dinledim. Erbakan’ın bir sembol olduğunun farkında olacak kadar olaya vakıfım.

Onun “bu ülke”yi merkeze alan projesi, genel anlamıyla “millî görüş siyaseti” sayesinde, müslümanların zihinlerinde kuramsal olarak yer etmeyen bir yerlilik düşüncesi, düzenli bir hâle bürünerek müslümanların hayatına girdi. (gyy'nin ta'dilatı: Bu yerlilik meselesini fazla kutsamamakta fayda var. Türkiye'de Müslümanlardan çok azı yerliliğin dışındaki yollara da bakmışlardır ama birilerinin iddia ettiği gibi bu toprakların diline tamamen sağır kalmamışlardır. Hatta Türkiye dindarlarının kusuru fazla yerel kalmaktır bile diyebilmeliyiz. El hasıl: Hem yerele hem Dünya Müslümanlarına duyarlı olmaktır en sağlıklısı. Zihnimiz Misak-ı Milli ile sınırlandırılmamalıdır, Misak-ı Milli'nin içine de sağır kalmamalıdır!) Erbakan bu bilincin siyaset tarafını üstlenen adamdı.

Necmettin ErbakanDaha geniş bir çerçeveden baktığımdaysa, Erbakan’ın kurduğu siyaset dili bu ülkede hiçbir kazanım sağlamamış olsaydı bile, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinde ortaya çıkan antiemperyalist dildeki, üsluptaki, diklenişteki rolüyle bile övgüye layıktı, derim. Antiemperyalist cepheyi parça parça düşünmem. Erbakan’ın siyasetini alıp Nâzım Hikmet’in “23 Sentlik Asker” şiirinin yanına koyarım, kutsal bir emanet gibi.*

İlahi iradeyi savunmak!

Gelgelelim bütün bu bayraktarlığımızı da boşa çıkarıp, sancağımızı alıp kaçırmaya çalışanlar var. OdaTV'den bahsediyorum. Erbakan’ı sahiplenmeye çalışıyorlar. Erbakan antiemperyalistmiş. Muhteşem bir siyasetçiymiş. Onun gibisi yüzyılda bir gelirmiş. Amenna. Biz bunları 28 Şubat’ta tank manzaralı da düşünüyor ve biliyorduk. Daha öncesinde Hoca sanayi hamlelerini anlattığında da bunun farkındaydı insanlar. Peki bugün bunu yazanlara ne oluyor? Şöyle denmiş Erbakan’ın devlet töreni istememesi hakkında: “Yanıt basit.. Erbakan için TBMM’nin sadece ‘dünyevi değeri’ vardı.... Aslolan ‘milli irade’ değil, ‘ilahi irade’ydi...” Bu nasıl bir omurgasızlık? Bugün “akladıkları” Hoca'ya o gün “ikili oynuyor” diyorlardı, o gün Hoca'ya ilahi iradeyi savunuyor diye karşı çıkıyorlardı, bugün ilahi iradenin tarafında diye arka çıkmaya çalışıyorlar. Öyle ki bu insanlar, her türlü değeri, simgeyi, önemli adamı kendi hanelerine yazdırıp üç-beş puan toplamak için her türlü taklayı atıyor. Yıllardır böyle. Kendi kimliksizlikleri ortaya döküldükçe kimlikli adamları sahiplenmeye, daha doğru bir tanımla çalmaya çalışıyorlar. Erbakan’ı çalmaya çalışıyorlar. İz’ansızlar, fırsatçılar.

Herkes mi yitirdi dediniz kimliğini?

Bu gibi yorumları, “Hoca nihayet anlaşıldı, kıymeti geç de olsa anlaşıldı” diye yorumlayarak sitayişle karşılayanlar da var. Şaşıyorum. Fırsat bulsa aynı dergiler “Tesettürlü aç aç geceleri” kapaklarıyla çıkmayacak mı yani? Merve Kavakçı’ya hakaret edecek bahane arama yarışına girmeyeceler mi? Fırsat kolluyorlar, buna Erbakan’ı da alet etmeye çalışıyorlar.

 

 

M. Fatih Kutan çarpıklığa dikkat çekti

*GYY'nin 2. tadilatı: "Kutsal Emanetler" kullanımından uzak durmalıyız kardeşler, Biz hristiyanlardaki gibi bolca "kutsal"lara sahip değiliz inşallah! "Mukaddes emanetler" diyoruz ona, mukaddes ile kutsal arasında ciddi bir fark var! Aman!

Diyanet İşleri Başkanlığı bile "kutsal" kavramının kullanımına hiç dikkat etmiyor. Elbette Diyanet'i dinin en sahih mercii olarak görüyor değiliz ama bari Diyanet dikkat etse de Kutsal Topraklar, Kutsal Emanetler, Kutsal Yolculuk gibi hristiyani itikadın izleri tevhidî itikad ile karışmasa daha fazla!

Yani Erbakan ve Nazım Hikmet'in işlerine kutsal emanet gibi değil de mukaddes emanet gibi muamele ediveriniz mi demiş oluyorum bu tadilatı yazmakla. Hayır elbette, sadece biz Müslümanlarda bu ifade "Kutsal Emanetler" değil "Mukaddes Emanetler" olmalıdır demiş oluyoruz. Erbakan Hocaya, N. Hikmet'e hangi hürmeti gösterdiği M. Fatih Kutan kardeşimizin kendi tercihi olsun. Ona bari karışmayalım! :)

Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2011, 16:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26