banner17

İbrahim Sadri ilk göz ağrımızdı

Eskilerden bir sesi hatırlatıyor Fatma Kebire Hanım. İbrahim Sadri'yi, radyo programlarını.

İbrahim Sadri ilk göz ağrımızdı

"Ben aşkı bir üveyikten satın aldım,/ Yaşım onaltı/ O zamanlar bakır rengindeydi dağlar,/ Daha şıvan düşmemişti böğrüme,/ Daha deli deli esmemişti ruzigar,/ Kalbim acıya düşmemişti,/ sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım,/ Halayda delikanlı başı olacaktım,/ Bıyıklarım yeni terlemiştiİbrahim Sadri

Bu mısralar kimlere tanıdık geldi? Birçok ilki tattırdığı için okumuş olduğunuz satırların yazılı olduğu şiir kitabı, benim için çok kıymetli, yani Memleket Havaları. İlk aldığım ve okuduğum şiir kitabı, ayrıca kargoyla istediğim ilk kitabımdı. Geldiği günü hâlâ unutamıyorum; o kadar heyecanlanmıştım ki, elime aldığımda sanki uzun süre görmediğim bir dostumu bulmuş gibiydim. Şiir okumaya ya da şiiri sevmeme ve daha önce adını hiç duymadığım kıymetli şairlerimizi tanımama "Eşref Saati" isimli program vesile olmuştur. Yaşı küçük olanlara tanıdık gelmeyebilir lakin sunucunun ismine illa ki aşinadırlar: İbrahim Sadri.

Diğer şiir okuyanlardan farklıydı

Bir zamanlar gözbebeğimiz olan yeni kurulan kanallarımızdan birinde, gecenin epey bir ilerlemiş saatlerinde Eşref Saati adında harika bir şiir-sohbet programı hazırlayıp sunardı kendisi. Tadına doyum olmazdı, kafama kazınan müstesna şiirleri ondan dinlemiştim. Allah vergisi sesiyle okuduğu şiirler sanki dile gelir, gönlümüze kazınırdı. Birileri gibi (GYY'nin sorusu: Bedirhan Gökçe mi kast ediliyor acaba?) yapmacık, -afedersiniz- salya sümük değil, hakikaten yürekten ve samimi bir dille okurdu.

İbrahim SadriO bizden biriydi

Öyle olmasa kim gece vakti oturur da "bıdı bıdı konuşan" bir adamı saatlerce dinler. Babacım geceleyin su içmeye kalktığında ışığı görüp, “bu kız ne yapıyor” diye bakınca, biraz izler ve yukarıdaki cümleyi kurardı. İlaveten, "sürekli konuşuyor, ne anlıyorsun bu adamdan” derdi. Bilmiyordu ki ben imam hatip lisesinde yurtta kalırken onun seslendirdiği veya herhangi bir şekilde katkıda bulunduğu kasetleri dinlemiştim.

Ezgilerine aşina olduğumuz birçok insanı ilk defa o programına çıkarmış ve dinleyenleriyle buluşturmuş. O bizden biriydi, espirileri bizdendi; anlattıkları, derdini çektiği, okudukları bütün hepsiyle bize aitti. Bizim kıymetimizin de farkındaydı ki kitabını bile onu dinleyenlere ithaf etmişti. (İTHAF: Gecenin ilerlemiş saatlerinde uyku yerine şiiri tercih ederek, televizyonları aracılığı ile bu dizeleri benimle paylaşmış olan; yüzlerini görmediğim, seslerini duymadığım bütün şiir dostları için... Onlar olmasaydı, bu şiirler de olmayacaktı.)

Neden değerini bilmeyiz böyle kıymetlerin?

Daha sonraları epeyce meşhur oldu. Şiir kasetleri filan derken büyük bir kesim ondan haberdar oldu ve genç kuşağın şiiri sevmesinde, fark etmesinde hiç değilse katkısı çok diye düşünüyorum. Sonra farklı programlar derken Marmara FM’de de dinledik ve derken izini kaybettim. Benim takip etmediğim yayın organlarında çalışınca doğal olarak olacağı buydu. Şu an Turkuvaz Radyo’da sabahları program sunuyor, onun esprilerini, samimiyetini sevmeme ve dinlemeyi özlemiş olmama rağmen o tarz radyolar ilgi alanıma girmediği için dinlemiyorum. Ve iğneyi kendimize batırıp sormalıyız bence; niye böylesi kıymetli adamları elimizden kaçırıyoruz, kadir kıymet bilmiyoruz? O kadar donanımlı ve istifade edilecek çok yönü olduğu halde üstelik; hep merak ederim. Adam harcamada üstümüze yok kısacası. Aradan arıza sesler çıkacağını tahmin ederek değerli bir büyüğümüzün sözünü nakletmek isterim. "Bir insanın değerini bilmezseniz, başka bir bilen muhakkak bulunur", bu kadar basit.

 

F. Kebire Gündüz Karaaslan “Eşref Saati”ni hasretle yâd etti

GYY'nin notu: İbrahim Sadri hakikaten bir değer idi. Son yaşadığı olaylar onu zorladı sanki. Ama kanaatimizce İbrahim Sadri şiir değil de öykü yazmalıydı, portre yazıları yazmalıydı. Nitekim Dergâh dergisinin ilk sayısında ve bir zamanların efsane dergisi Kitap dergisinde “Ali Bab” ismiyle yazdığı muhteşem yazıları hatırlatarak söylüyorum bunu. Ah hikâye yazmaya başlasan İbrahim Sadri Eren, ah! Mustafa Kutlu'nun yazdığı, yazmak istediği en güzel hikâyeleri İbrahim Sadri -o kadar eminim ki- ne güzel yazardı. Ama yazmıyor.

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2010, 20:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
eren
eren - 8 yıl Önce

bizlerde çok özledik kendisini ve eşref saatini..

halil
halil - 8 yıl Önce

İbrahim Sadri için "eskilerden bir ses" tanımlaması yapılmış; öyle mi? Ee, biz de yaşlanıyoruz desene... İçimizde "ibrahim acısı" geldik gidiyoruz; olaydık bes.

ismail sabri
ismail sabri - 8 yıl Önce

dunya imtihan dunyasidir, herkes hata yapar. kinamak da yanlistir. ancak meshur olduktan ve kabaca parayi bulduktan sonra muslumanlara tekmeyi vuran ibrahim sadridir. yaziyi okunca sanki ibrahim sadri magdur olmus ve muslumanlarca terk edilmis gibi bir hava esiyor. 1998'in son aylarinda bogazicinde ogrencilere yaptigi bir soylesi vardir ki, kemale ermemis ve heyacani yuksek her musluman genc tarafindan dayak yemesi icin bir firsatti.

elif
elif - 8 yıl Önce

"Bir zamanlar gözbebeğimiz olan yeni kurulan kanallarımızdan birinde" hangi kanal bu sayın yazar belirtmemenizde özel bir sebep var mı..İbrahim Sadri de çokları gibi bırakıp gidenlerden oldu,sebepler de hep benzerdir birbirine,yazmaya gerek yok. Yorumcu arkadaşın dediği gibi ibrahim sadri terk edildi sanki... Ama şükür ki daha ileri gidip bırakıp gittiği yere hakaretler etmiyor..en azından ben duymadım..

yusuf demir-mıhcı-
yusuf demir-mıhcı- - 8 yıl Önce

emanet aldın şiir hayat hikayesi ve söyleme uslubu üzerin-sen bu hayatı yhiç yaşamadınki-kendin yaz ve ses uslubunla söyle -şiirin hikayecisinden aldıgın bilgilerle acık vermedin-hala üzerinden pay almaya çalışıyorsun daha ölmedim çakmalar adam duruncaya kadar-mıhcı-

banner8

banner19

banner20