İbrahim Demirci titizliği!

Son yılların okuduğum en iyi şiir çevirisi Adonis'in Kör Kahin'i İbrahim Demirci çevirmiş.

İbrahim Demirci titizliği!
Adonis
Adonis

Şiir çevirisi yapmak, öteden beri tartışma konusudur ve de çevirilerin en zorudur. Tahminim çevirmenlerin birçoğu bu konuda hem fikir.

Öncelikle çeviri yapmayı düşünen kişi kendini iyice yoklamalı, eğer çevirmenliğe uygun yetenekleri yoksa bu alana yaklaşmamalı. İyi bir çevirmen: Kendi dilinin ve çevirdiği dilin inceliklerini ve şiirini iyi bilmeli, yani en karışık mecazları bile hemencecik kavramalı, bunu başarabilmek için de her konuda kültürel birikime ve bu birikimi işletecek bir dinç zekâya sahip olmalıdır. Bu kadar mı? Hayır. Mesela çevireceği şairle ilgili araştırmalar yapmalı, üzerinde çalıştığı şiirin varsa başka çevirisi, hataların tekrarlanmaması için onları da iyice gözden geçirmeli, kolaycılığa kaçarak çeviriden çeviri yapmamalı, şiiri yazıldığı dilden çevirmeli vs. Ha en önemlisini unuttum, mümkünse çevirmen şair olmalıdır, bu şiddetle önerilir.

Kimi şair çevirmen şiiri yeniden yazar, şiire kendi dilinin tadını  katar, hatta kendi şiirinin imgelerini feda eder bu uğurda. Özellikle Can Yücel’in Shakespeare’den yaptığı çevirilerini kendi dilimizin içli- başarılı şiirleri gibi okumuştum, açıkçası o zamanlar bu başarının nedenini düşünmemiştim. Sonradan Cemal Süreya’yı okuyunca anladım ki, işin iç yüzü farklı: “Can Yücel çevirdiği şiirleri etkilemiştir çoğunca, yani onları yeniden yazarken kendi şiirini onlarda yazmış, şiirsel malzemenin önemli bir kısmını çoğunca onlara yatırmıştı. Ve onda şiir çevirisi yapan başka şairlere oranla çok fazla ölçüde olmuştur. Öyle ki çeviri şiir olarak yarattığı yapıtlar kendi adıyla yarattıklarından  daha üst bir düzeyde gibi görünebilmiştir.” (Toplu Yazılar 143) Cemal Süreya’nın uç noktalarda tespitleri/tezleri hep vardır, ona katılırsınız katılmazsınız, bilemem.

 

Adonis, Kör KahinÇeviri şiirin en iyisi!     

Evet bunları bana düşündüren ve yazdıran bir çeviri şiir kitabı var, son yıllarda okuduklarımın en iyisi: İbrahim Demirci’nin çevirisini yaptığı Adonis’in Kör Kâhin’i. YKY’den çıktı. Dil tertemiz, hiç zorlanmamış gibi şair-yazar İbrahim Demirci. Bilenler bilir onun dil konusundaki titizliğini. O titizlik bu kitaba da akmış, öylesine Türkçeleşmiş ki kitap adeta bizim olmuş. Adonis de şair hani. Onun da bu çabada katkıları var elbet, ama –abartı yapmıyorum- çevirmen kadar değil. Ne büyük şairlerin ne kötü çevirilerini okuduk, Allah Allah, bu muymuş onca büyütülen onca adını duyduğumuz şair, dediğimiz oldu, değil mi? Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki İbrahim Demirci; defalarca Nobel’e aday gösterilip artık ismi bu kurumca bir nevi kullanıldığı düşünülen geleneksel Arap şiirine yenilikler katmış Suriyeli şair Adonis’in hakkını kesinlikle vermiş, meselâ bu muymuş Nobel adayı şair, deme ihtimali bırakmamış okura.

İbrahim Demirci bu kitaba kendi şiir duyuşunu katmış mıdır, bu sorunun yanıtını veremeyeceğim ama, kitaptan hiç zorlanmadan yerli bir duyarlılık alınıyor. Adonis’le aynı coğrafyanın insanı olmamız, bunu sağlamış da olabilir. Adonis, dünyaya karşı duruşu ve sözü olan bir şair, bu kadarı bile yeterli.

 

Öteki olabildikçe kendinsin!   

Önemine binaen ve Adonis’in kim olduğunu özetlemek adına, İbrahim Demirci’yle yapılan bir söyleşiden alıntı yapalım: “Anladığım kadarıyla Adonis, sanatı ve şiiri bir çeşit mutlak özgürlük alanı olarak görüyor ve sanatın kendi iç isterleri dışında herhangi bir kayıt ve sınır tanımıyor. Sanki kulluğun değil, tanrılığın peşinde. Ancak kuşkusuz o da bir insan ve aczini his ve itiraf ettiği zamanlar da oluyor. Onun belli bir ideolojiyi benimsediğini veya savunduğunu bilmiyorum. Mısır, Fenike, Yunan, Hıristiyan ve İslâm uygarlıklarından, sanatlarından, filozof, şair vemutasavvıflarından etkilendiğini, beslendiğini söyleyebiliriz. Öteki hakkında şöyle bir cümlesini hatırlıyorum: ‘Ancak öteki olabildiğin ölçüde kendin olabilirsin.’”

Seçme şiirler yapılmayıp da direkt kitabın tamamının çevrilmesi de bir nesnel çeviri örneği bence. Çevirmen kendi önyargılarının şiirlerini okuyucuya dayatmamış oluyor. Kör Kâhin müstakil bir kitap. Şahsen, sadece çeviride bunu aramıyorum, kendi dilimin şiirlerinde de şairlerden yapılan seçmelere ve yeri gelmişken söyleyeyim antolojilere karşıyım, çünkü çoğunlukla bu çalışmalar yanıltıcı oluyor. Zayıf bir şair güçlü; güçlü bir şair ise zayıf olarak görülebiliyor.

 

Nuri Pakdil, Arap ŞiiriArapçadan iyi çeviriler yapmalı!

Arapçadan çok az çeviri yapılmış bugüne dek, İbrahim Demirci’nin girişimi bu açıdan da önemli. Yüzümüzü hep Batı’ya dönmüşüz, halbuki onlarda şiir tükendi, adamlar acı çekmiyor, zulmediyorlar yalnızca; şiir ezilen toplumlardan çıkar, damlar peteğe. Emperyalist zihniyet ancak popüler roman ve sinema ile zulümlerini anlatır ve satar, para kazanır; zaten bütün kan dökmesinin altında da bu maddeci zihniyet vardır.

Orta Doğu bu yüzden her geçen gün şiirleniyor. Hakikatlerden ve sahih şiirden bi-haber kalıyoruz. Nuri Pakdil ustanın Arap Şiiri (Güldeste) çevirileri bir nebze bizi rahatlatmıştı, bu yeterli değil elbet, hem seçki olması hem de koca bir Arap şiiri adına. Daha fazlası gerekiyor, ayrıca atalarımızın bir dönem sırtını dayadığı Arap edebiyatından sadece şiir istemiyoruz; roman, hikâye ve muhtelif fikirsel kitaplara da ihtiyaç var. İlahiyatçılar ve Mısır’da eğitim görmüş arkadaşlarımız artık bu hususta ciddi bir çaba göstermeliler bence.   
 
Tarık Erbaş takdir etti

Yayın Tarihi: 07 Ekim 2009 Çarşamba 18:15 Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2009, 09:04
YORUM EKLE

banner19

banner36