Huzur durağım: Teravih

"Kılınan teravih namazının her güne özel ayrı fazileti ve sevabı vardır. Önümüzde bunları kazanmak için otuz gün var. Her gün için Rabbimizden bize gönderilen bir mektup ve onun içerisinde ahirette sermayemiz olacak müjdeler bulunmakta. Hiç mi merak etmeyiz ki acaba o mektupta neler yazıyor?" Ayşe Hümeyra Şahin yazdı.

Huzur durağım: Teravih

Bu sene de kârlı bir yatırımda bulunmaya hazır mısınız? Tabii ki herhangi bir arsa, konut veya taşıt alımından bahsetmiyorum. Dünyada yapabileceğimiz, fakat karşılığını sadece dünyayla sınırlı kalmadan alabileceğimiz manevî yatırım fırsatı sağlayan değerli bir aydan söz ediyorum. Bizi kendimize getirecek, sakinleştirecek, huzurla dolduracak bir ay… Ramazan ayı.

Yılın en güzel en özel mevsimine gelmiş bulunmaktayız. Bu günlerde yapacağımız ibadetler, vereceğimiz sadakalar, ameli salihler bize ahiret yoldaşı olacaktır. Resulullah (Sallahu Aleyhi Ve Sellem) buyuruyor ki: “Kim Ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek teravih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[1]

Teravih namazı sadece bu aya has kılınan nafile bir namazdır. Hadiste geçen ifade ile Ramazanın bilincine varıp sırf Allah’ın rızasını gözeterek ve yalnız O’nun için teravih namazını kılarsak bu zamana kadar işlediğimiz büyük-küçük ayırt etmeden bütün günahlarımız bağışlanacak. Gerçekten de harika bir yatırım değil mi? Buna niyet edip inanarak uygularsak müjdeye nail olacağız. Bize her zaman yol gösteren güzeller güzeli Peygamberimiz yine yapmamız gerekeni bildiriyor. Bu Ramazanda da O’na kulak vereceğiz.

İbadetleri tamamlayan şey, ihlastır. Samimiyet duygusuyla yalnız Allah’ın rızasını gözetip nefsaniyetten uzak kalarak kıldığımız teravih namazı bizi kurtuluşa erdirebilir. Yoksa Allah muhafaza buyursun elimizde kalan sadece zaman israfı olur. Bu sebeple Hadisi-i Şerifte geçtiği üzere “Nice oruç tutanlar vardır ki orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz. Geceleri nice namaz (Teravih ve teheccüd) kılanlar vardır ki namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.”[2] uyarısına dikkat etmeliyiz.

Teravih namazının kaç rekât kılınacağına dair sünnette yer alan uygulamalar vardır. Sahabe-i Kiram Efendilerimiz genelde sekiz rekât kılarlardı. Fakat kıraati öyle uzun tutarlardı ki fecre yakın zamana kadar namazın sürdüğü olurdu. Ümmeti zorda bırakmamak için uygulanan rekât sayısının artırılması ile amaçlanan; kıraatin daha kısa tutulması idi. Cemaatin içerisinde hasta, yaşlı vs. kişilerin güç durumda kalmamaları adına genel uygulamada teravih namazı yirmi rekât kılınmaktadır.

BEDENİNİ DİNLENDİRİYORSUN YA RUHUNU?

Anlam olarak “Dinlendirmek, rahatlatmak” manasına gelen teravih, bizler için bir dinlenme vesilesidir. Gün içinde oruçlu olarak hayat telaşı oruçlu olsak da devam ederken akşam Rabbimizin huzurunda rahatlama imkânımız doğuyor. Oruç ibadeti, beden ve mideyi teravih ise bir anlamda ruhu dinlendirme görevinde.

Ramazanın manevî ikliminden tam anlamıyla istifade edebilmek için bu ayın tamamında Rabbimize yöneliş gerekmektedir. Sadece farz olduğu için oruç ibadetini yerine getirdiğimizde eksik hissederiz. Oruçla kazandığımız manevî ruhu akşamında da teravih namazıyla taçlandırmak ibadetin lezzetini artıracaktır. Gündüzünde manevî bir havaya bürünmüşken akşamında teravih namazı programımızda yer alsın ki zamanımızı boşa harcayacağımız bir eylemde bulunmayalım. Bu aya girerken gerçek manada yapacağımız bir plan ve programla, ayın sonuna geldiğimizde elimizden geleni yapmış olmanın verdiği huzurla pişmanlık yaşamaktan kurtuluruz. Bir sonraki Ramazanı ve kılacağımız teravih namazlarını iple çekeriz. Çünkü yakaladığımız mutluluk ve tattığımız ibadet aşkı hiç bitmesin isteriz.

Bizi Ramazan ayında da diri tutacak olan oruç ibadetinden sonra teravih namazıdır. Teravih namazını sadece oruç tutanların kılması gibi bir durum söz konusu değildir. Teravih namazı Ramazan ayının sünneti olduğu için oruç tutmayanların da uygulayacağı bir sünnettir. Ayrıca teravih namazının cemaatle kılınması Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanından sonra Ömer (Radıyallahu Anh) devrinde uygulamaya konulmuştur. Cemaat ruhunun teravih namazında da uygulanması vakit namazlarından farklı olarak Ramazan ayında daha coşkulu bir manevî atmosfer oluşturuyor. Vakit namazlarını kılmaya fazla özen göstermeyen kişilerin dahi Ramazan ayında teravih namazına koşarak gittiğini görebiliyoruz. Birbirimizi camiye gitmek üzere teşvik ediyoruz.

Cemaat coşkusunun kıymetini belki de şu içinde bulunduğumuz pandemi günlerinde daha fazla fark ettik. Namazlarımızı evlerimizde kılmak durumunda kaldık. Mescidlerimizi doldurup taşıran insan seline hasretiz. Niyazımız, aynı heyecanla tekrar camilere koşmayı Rabbimin tez zamanda nasip etmesidir. Tabii ki camilerimize gidemediğimiz için teravih namazını bırakmak gibi bir gaflete düşmemeliyiz. Asıl şimdi teravih namazına göstermemiz gereken hürmeti, saygıyı evlerimizde devam ettirme zamanı… Anne, baba, eş, kardeş, çocuk bütün ailemizle birlikte Ramazan ayının coşkusunu, teravihin huzur ve saadetini hanelerimizde yaşatmalıyız.

Bu durum Rabbimizin bir imtihanı. Rahat şartlarda ibadetlerimizi yerine getirmek kolaydır. Zor zamanlarda da gayret göstererek ibadetlerimize sarılmak icap eder ki o nimete tekrar kavuşalım, şükrünü hakkıyla eda edebilelim. Kâbe’de de önceki yıllarda olduğu gibi bir Ramazan ayı yaşanamıyor. Buna rağmen kutsal mekânlarda Allah’ın zikri durmadı. Farklı ülkelerden Müslümanlar gelemese de Harameyn görevlileri ve dezenfekte çalışmalarını yürüten kişiler cemaat oluşturarak teravih namazlarını ifa etmekteler.

NAMAZI DİRİLTME, NAMAZLA DİRİL

Hayatımızda bir rutin olarak devam ettiğimiz vakit namazları çoğu zaman alışkanlığa dönüşme eğiliminde olabiliyor. Teravih namazı ise bir açıdan bu rutini değiştiriyor. Namaza bakış açımızı da revize etmiş oluyoruz. Gün içinde hayat koşturmacasında ifa ettiğimiz namazların ruhi doyumuna her an ulaşmak mümkün olmayabilir. Teravih namazında bunun farkına varıp genel namaz algımızı tekrar sorguluyoruz. Aslında biz namazı kılarken namaz da bizi yeniden inşa ediyor. Bu zamana kadar eğer teravih bizde, bahsettiğim bilinci oluşturmadıysa en azından içinde bulunduğumuz şu Ramazan ayının teravihine bu açıdan bakmayı deneyebiliriz. Ya da kendimiz Ramazana ve teravih namazına gereken özeni gösteriyorsak yakınlarımızdan başlayarak çevremizdeki insanları bu anlamda teşvik etme hedefinde olmalıyız. Nihayetinde bildiklerimizden sorumlu olduğumuzu da unutmayalım.

Ramazan ayında kazandığımız bu ruhu diğer zamanlarda da muhafaza etmek gerçek mutluluğu yakalamamıza yardımcı olacaktır. Belki de son kez Ramazan sevinci yaşıyoruz. Seneye bu manevî atmosfere ulaşabileceğimizin garantisi var mı? Bilinçli müminler olarak aklımızı kullanmalı ve elimizdeki zamanın kıymetini bilmeliyiz. Kılınan teravih namazının her güne özel ayrı fazileti ve sevabı vardır. Önümüzde bunları kazanmak için otuz gün var. Her gün için Rabbimizden bize gönderilen bir mektup ve onun içerisinde ahirette azığımız olacak müjdeler bulunmakta. Hiç mi merak etmeyiz ki acaba neler yazıyor? Haydi, bu sene Ramazan ayına derin anlamlı niyetlerle Bismillah diyelim. Evlerimize teravih namazının feyzini taşıyalım.

Ayşe Hümeyra Şahin

Hüma Dergisi, Sayı:9

Dipnot:

[1] Buhari, İman, 37

[2] İbni Mâce, Sıyâm, 21

Yayın Tarihi: 12 Nisan 2022 Salı 14:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26