banner17

Hutbeyi terk edesim geliyor!

Keşke camide okunulan hutbeler dinlenecek derecede önemli olsalar..

Hutbeyi terk edesim geliyor!

Cuma ve Bayram Namazları’nda dolup taşan camiler

Her Müslüman erkek haftada en az bir kez caminin kapısını aralar. Bazıları ise sadece bayramlarda görünür kubbenin altında.

Bir yıl boyunca camilerin yolunu bilmeyen büyük bir kalabalık, bayram olunca camilere akın eder.  Bu kişiler farz olan namazlarını hatırlamaktan kaçınıp yılda iki kez vacip olan bayram namazında, beş vakit namaz kılanlardan önce gelirler camilere. 

Huzur an'ı olacakken huzursuzluğa sebebiyet veriyor

Hutbeler, gündem teşkil eden konular, günün, haftanın veya ayın anlam ve önemine değin konuşmalar ya da İslami yaşayışın sorumluluklarını hatırlatacak, güzel ahlakı öğütleyecek örnekler üzerinden yapılır. Hutbede okunacak metinler, Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı ilMüftülüklerince gönderilir. Şuna dikkat çekmekte fayda var ki; o da hutbelerden aldığımız bazı mesajların, İslam çerçevesinden taşan veya eksik kalan yorumları birlikte getiriyor olması. Açıkcası benim için bazı hutbeler: huzura erişilen bir ortamda huzursuzluğun baş gösterdiği anlar oluyor.

Selimiye Camii kubbe içi

Hutbeler de mi laik olacak?

Din ile devlet işlerini ayıran devletin, hutbelerin içeriğinde belirleyici olması pek de hoş şeyler çıkarmıyor ortaya. Eğer İslamiyet’i öğretecek ve müminleri aydınlatacak bir vaziyete sahipseniz; sözlerinizin ideolojiler penceresinden olmaması gerekir. Eğer söylenmesinden çekinilen konular mevcut ise o konuda başka yorumlar yaparak hakikati çiğnememek daha doğru bir tercih gibi duruyor. Nitekim akıl bulandırıcı zorlama çıkarımlar sunmak dinleyenlerde olumlu bir etkiye sebep olmuyor. Hele ki dine karşı din teşkil eden bazı mesajlar, ömrünü imana adamış gönüllerin imanını dahi sarsabilecek kaideler taşıyabiliyor.

Merkezî hutbelerle yöresel farklılıkları gözetmeden hazırlanan metinlerin, merkezîleşmekten kurtarılması için çalışmalar yapılmaya başlansa da, halen; değişen Diyanet İşleri Başkanı’na göre farklılaşan hutbeler dinlemek halkın da gözünden/kulağından kaçmıyor. İmamların camiyi dolduran müminlerin dertlerinden habersiz, felsefî yorumlarla hutbe okuması, o köyün Ahmet Ağabey’inin pek ilgisini çeken ve anlam dünyasına giren konular olmuyor.

İslam yaşayışını o yörenin insanının günlük olayları üzerinden açıklayamamak, hutbenin maksadını karşılamadığını anlamına gelir. Üstelik Cuma’dan Cuma’ya camilere koşup gelen bazı Müslümanların İslam’ın sorumluluklarından ve kaidelerinden haberdar olması için felsefî açılımlar değil öz bilgiler daha faydalı olacaktır. Aksi halde okunulan hutbe, avamın namaz arası dışarıdaki işlerinin analizini yaptığı süre olmaktan öteye geçmez.

İnsanların namaz arasında dışarıdaki işlerini analiz ettikleri dakikalar

Her şeyi merkezî sistemlerin içerisine hapsedip İslamiyet hakkında söylenecek sözleri dahi totaliter bir yapıya mahkûm edemeyiz. Bilhassa Cuma’dan Cuma’ya camiye giden insanlar için camide geçirdikleri en uzun süre olan Hutbe fasılası Müslüman topluma fayda getirecek; yaşayışını kapsayacak, sorunların çözümü ve İslami çerçevede değerlendirilmesini işleyecek, kısacası: dinleyenlerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde olmalı.

Aksi takdirde camilerdeki hutbeler: çoğu kişi için hayal kurma fasılaları, dışarıdaki işlerinin muhasebesini yapma anları, cep telefonuyla uğraşma dakikaları, kubbenin tavanını izleme ve inceleme süresi ve diyanet kurumunun metnin içinde altını çizdiği misal “Trafik haftası”nın ne denli önemli olduğu gerçeği (!) bu sayede de kişinin çevresinde ve kendisinde her gün an be an yaşadığı ve yaşattığı problemlerin ne denli önemsiz olduğu alt mesajı.

Keşke hutbeler olması gerektiği gibi olsa. Keşke hutbeler merkezi (kurum) ideolojisi için değil de mahalli halk, yöre, belde ve cami cemaati için özel olsa.

 

 

Samet Akten, keşke dedi

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2011, 12:08
YORUM EKLE
YORUMLAR
memir
memir - 8 yıl Önce

yazı biraz fazla yumuşak gibi.
daha sert olmalıydı sanki.
ama neyse bu yazıya bile diyanethaberler.com dan bi reddiye gelebilir :)

Abdrhmn
Abdrhmn - 8 yıl Önce

Konuya dikkat çektiğiniz için teşekkürler. İnsan utanıyor bazen. Yani bu toplum bu kadar mı çocuk, diyorsunuz. Bayram hutbesi: Ana-baba eli öpülecek, çocuklar sevindirilecek. Hiç mi edebiyat yok bu topraklarda, bu insanlar duvar mı, robot mu, dedirtiyor hutbeler. Okuyan için de zulüm, dinleyen için de.
Ama artık hutbelerin 28 Şubat'taki gibi tamamen Diyanet Mezkez Teşkilatı'ndan gönderilmiyor. Müftülüklere bırakılmış durumda. Şimdilik, müftülükler de, imamlara görev veriyor;

Abdrhmn
Abdrhmn - 8 yıl Önce

"Şu şu konularda hutbe hazırlayın" diye görevlendirilen imamlar,yıllarca okudukları "tür"ü terkedemiyorlar.Okumamanın, hayatın tam ortasında ve ilmin kucağında yaşamamanın tabiî sonucu olarak "Sigara içmeyin, paranızı başkaları alır,dumanı size kalır" gibi cümleler barındıran hutbeler ortaya dökülüveriyor.Bu zamanda değil de bambaşka bir zamanda yaşıyormuşsunuz fikri oluşuyor rahatlıkla.Bu da gerçekten çok rahatsız edici. Üzücü.İyileşme umuyoruz. Gökhan Özcan ne güzel hutbe yazabilir, deği

benim işte
benim işte - 8 yıl Önce

hutbelerin en büyük sorunlarından biri de klişe ve de halk tarafından henüz anlamlandırılmamış bir sürü kelime içermesidir.

Ali Ak
Ali Ak - 8 yıl Önce

Hutbeler mekezi değil her il kendi hutbesi yazıyor. Siz örnek bir hutbe yazarmısınız?

Nedim AK
Nedim AK - 8 yıl Önce

*Alışkanlıkları ve taklitçiliği bir türlü terkedemiyoruz.Standartları zorlamak bile asilik olarak değerlendirilebiliyor.
*Sanki eskiden okunan hutbelerin dışında bir hutbe okumak,bir farklı yaklaşım sergilemek hemen hemen yok gibi.
*E o zaman nasıl gelişecek bu toplum.Farklı bir durumla karşılaştığı zaman nasıl pratik kazanacak.

...
... - 8 yıl Önce

Son 12 Cuma namazıdır aynı vaazı dinleyen iki gencin dramını anlatan gerilim filmi "13. Cuma"ya Diyanet'ten tepki: "Ne yapalım, oturup yeni ayet mi yazalım?"

güven dirgi
güven dirgi - 8 yıl Önce

her cuma hissetmek zorunda kaldığım bir usanç oluyor gerçekten hutbe vakitleri,hocaefendi çıkıyor hutbeyi okuyacak,be mübarek en az bir kez oku şu yazıyı da öyle çık oraya,ilkokul müsameresindeki oğlan çocuğu gibi kağıttan paragrafları,cümleleri,hadisleri,ayetleri çorba ederek okuyor.el insaf salla başı al maaşı diye buna denir. bu yazı %20 yi geçti mi ki?

banner8

banner19

banner20