Hukuk nosyonu iyidir hoştur ama...

Arkadaşımız Ece Tura, bizlere hukukçularla ilgili karşı karşıya kaldığı bir durumu ve bulduğu çıkış yolunu anlatıyor.

Hukuk nosyonu iyidir hoştur ama...

 

Hukukçuların kendilerine has şu özelliği dikkatimi çekiyor. Ne söylerlerse söylesinler, hangi düşünceyi savunurlarsa savunsunlar bunu, dillerini öyle güzel kullanarak yapıyorlar ki insana “Evet ya! Hakikaten böyle!" dedirtiyorlar. Bunu dedirtmeleri için benim onlarla aynı veya farklı fikirde olmam bir şey ifade etmiyor. Zaten bildiğim bir şey onların dillerinden çıkınca beni inanılmaz derecede şaşırtıp ilk defa duyuyormuşçasına ve duyar duymaz ikna olmuşçasına etkileyebiliyor.

Yalnız bazısı, sahip olduğu hukuk nosyonunu, hukuk mantığını kullanırken Hakka, hakikate, hukuka sadık kalma sorumluluğunu korumayı başaramayıp işin içine ideolojik takıntılarını, hastalıklı bakışını katmayı ihmal etmiyor. Daha somutlaştırmak için tanıdığım üç hukukçuyu ve tarzlarını paylaşmak istiyorum. Okulda iki ayrı hukuk dersi alıyorum: Anayasa Hukuku ve İdari Yargı.

Arkadaşlarımın tek yaptığı şey hocayı haklı bulmak

İdari Yargı hocamız derste idareye açılan davaları, bu davaların nereye açılmalarının doğru olacağını anlatıyor. Öyle davalar anlatıyor ki bu konuda bir sürü tartışmalı fikirler savunulmuş, kesin genelgeçer bir sonuca ulaşılamamış, ne Danıştay ne de Uyuşmazlık Mahkemesi doğru kararı vermiş. Danıştay bu! Koskoca Danıştay net bir karar verememiş. Ama dersin hocası bir başlıyor fikirlerini sunmaya… Dava şundan dolayı buraya gitmeli, bunun sebebi de çok açık aslında, karıştırılacak, tartışılacak bir şey yok! Yani diğer görüşleri en baştan saçma bularak egale ediyor. Bütün sınıf bir anda hocayla hemfikir: “Tabii ya kesinlikle!”üniversite

Burada dikkat edilmesi gereken husus bütün sınıfın bir farkındalık içinde olduklarını zannetmeleri. O farkındalıkla da hocayı haklı bulduklarına inanıyorlar. Oysaki farkındalık zannettikleri şey hukukçunun ustalıkla oynadığı oyuna gelmiş olmalarının göstergesi. Arkadaşlarımın tek yaptığı şey hocayı haklı bulmakken bense hocanın onu haklı bulmamız için oyununda kullandığı yöntemi görebiliyorum. Tabii burada hocamızın niyeti dersle ilgili konularda kendi düşüncesini bize kabul ettirmekten ibaret.

“Din kitabı ezberleyin demiyoruz!” der ve güler

Anayasa hukuku hocamızın yöntemi aynı yöntem olmakla beraber niyeti daha farklı. Niyet, dersi kendi fikirleriyle kabul ettirmeye amaçlamaktan çıkınca oyunun şekli biraz daha değişiyor. Artık ikna, daha alttan alta, sinsice gerçekleştirilmeli. Yasalardan bahsederken iki lafın arasında şaka yoluyla dine, İslam’a atıfta bulunan hocamızın esprilerine bütün sınıf kahkahalarla gülüyor. Oyun, şaka maskesine gizlenmiş ve fark edilemeyecek kadar masum. Öğrenciler bu şakalara anlam atfetmiyorlar. Çünkü sadece şaka! Abartmanın anlamı yok. Oyuna düşenler açısından durum böyleyken hukukçunun yöntemini fark eden bir insan için olay çok daha farklı bir boyuta taşınıyor ve sorgulama başlıyor. Şakaya gülmek yerine o şakanın yapılmasının sebebi sorgulandığında hukukçunun planı meydana çıkıyor. Sınava hazırlanırken çok da kendimizi zorlamamıza gerek olmadığını anlatmak isteyen hocamız, sanki başka hiçbir şekilde bunu anlatmanın yolu yokmuşçasına “Din kitabı ezberleyin demiyoruz!” der ve güler. Tabii bütün sınıf buna kahkahalarıyla eşlik eder ve bu masum(!) şakanın altında sebep aramaz. Piyon yine oyuna düşmüştür.

Rasim ÖzdenörenBu iki olaya bakıp bir çıkarım yapmamız gerekirse hukukçuların hemen hepsinin aynı ikna yöntemini farklı niyetlerle ve ustalıkla kullandığını görürüz. Onların insanları oyuna düşürmesinin sebebiyse insanların ne yöntemi ne de niyeti görebiliyor olmaları. Bu yöntemi ve niyeti görebilmemizi mümkün kılacak belki de en güzel yol, hukuku ustalıkla kullanan ve diğer hukukçulardan farklı olarak altyapı oluşturarak muhatabına farkındalık da sağlayan bir kaynakla irtibat kurabilmek. Ben çeşitli güzel vesilelerle bu yolun Rasim Özdenören okumaktan geçiyor olduğunu düşünüyorum. Elbette başka yolları da vardır bunun ama ben onu bulabildim. Şükür ki bulmuşum. Elbette bildiğim kadarını anlatabilirim.

Rasim Özdenören’ i hakkını vererek okuduğumda aslında hayati önem taşıyan ama üstü kapatılmaya çalışılan detayları görme yetisi kazandığımı hissediyorum. Etrafımda olup bitenleri daha titiz ve dikkatli bir şekilde irdelemeye başladım. Aslında Rasim Özdenören’in yaptığı, bana başka bir oyun oynamak değil, aksine tüm bu oyunlara gelmemek için sahip olduğum iradeyi kullanmayı öğretmekti. Eğer temelimizi kendi irademiz üzerine oturtmazsak başkalarının iradelerini kendi irademiz sanabiliriz. Bu durumda kimin kandırma yetisi fazlaysa onun oyununa geliriz ve ordan oraya savrulur dururuz.

 

Ece Tura Rasim Özdenören okumaya devam ediyor

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2012, 11:33
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şehbal...
Şehbal... - 7 yıl Önce

Rasim Özdenören'nin bu farkındalık kazandırmasının nedeni birazda hukuk eğitimi almasından kaynaklı sanırım.Benim için de Özdenören'den önce ve özdenören'den sonra diye iki farklı dönem var:)Bahsettiğin şekilde hocanın dediğinin doğru olduğuna inanmak ise aslında o konuyla ilgili ilk dinlediğinde hiç bir şey bilmemekten kaynaklı.Bilgin olmadığı bir konuda kendi görüşünün olması gibi bir durum yok sanırım.Kaldı ki bu bir de hukuk gibi görüşlerden oluşan bir alansa..

mustafa
mustafa - 7 yıl Önce

şaban abak ağabeyimiz cemaat.com'da üstad sezai karakoç'u okuma klavuzu hazırlamıştı. buna benzer bir rasim özdenören klavuzu, hatta "modern'e karşı duruş için tahkimat klavuzu" hazırlar mı üstteki satırların müellifi kardeşimiz? cevabı evet ise bir ricam daha var: islam'a karşı hassas bireyleri ürkütmeyecek bir sıralama gözetsin, burası önemli! inceden vursun cilayı. "ruhun malzemeleri"nden başlanabilir misal. din-şeriatullah'tan bahsedilmesin ki kaçırmayalım kimseleri. onların sırası sonra.

sami
sami - 7 yıl Önce

Rasim Bey'in hukukçuluğunu çoğumuz bilmiyoruz. Tespitlerinden dolayı Ece Tura hanımefendiye teşekkürü bir borç bilirim. Umarım başka başka yazılarını da okuyabiliriz kardeşimizin.

gökçe tuğrul
gökçe tuğrul - 7 yıl Önce

Dikkatli bir öğrenci, dikkatli bir Rasim Özdenören okuru bulmak ne sevindirici!

banner19

banner13