Hocalı'da yıkıldı ocağımız, yüzüldü derimiz

25-26 Şubat 1992’de Azerbaycan Hocalı’da yıkıldı ocağımız, yüzüldü derimiz, yandı yüreğimiz… Hocalı’daki katliamı seyretti modern dünya, hümanist dünya. Hocalı Katliamı… Kan Hocalı’da aktı. Hocalı’dan yüreğimize… Muaz Ergü yazdı.

Hocalı'da yıkıldı ocağımız, yüzüldü derimiz

 

 

“Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim” diye bir mısraı var Ece Ayhan’ın. Ortadoğu’yu, Orta Asya’yı, Uzak Asya’yı, Afrika’yı Kafkaslar’ı, Balkanlar’ı kısaca İslam Dünyası’nı düşündüğümüzde bu mısraı, “Velhasıl onlar katletti, dünya seyretti kardeşim” diye de okuyabiliriz. Evet, son yüzyıla damgasını vuran büyük sürgünler, kahreden acılar, yürek dağlayan katliamlar, soykırımlar Müslüman topraklarda. Topyekûn mazlumiyet, mağduriyet… Yüzümüzü nereye dönsek kandan ırmaklar, gözyaşından deryalar. Nereden bir rüzgâr esse kulaklarımıza keder fısıldar. Yıkılmış evlerin, tar u mar olmuş yurtların, kırılmış gönüllerin, toprağa düşmüş yiğitlerin kederi…

25-26 Şubat 1992’de Azerbaycan Hocalı’da yıkıldı ocağımız, yüzüldü derimiz, yandı yüreğimiz… Hocalı’daki katliamı seyretti modern dünya, hümanist dünya. Hocalı Katliamı… Kan Hocalı’da aktı. Hocalı’dan yüreğimize… Son dönemlerin en acımasız, en zalim sivil katliamı. Nitekim o katliamda komutanlık yapan ve şimdilerin Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan: “Hocalı’dan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyorlardı. Ermenilerin sivil nüfusa karşı el kaldıramayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu kırmayı başardık, olay işte bu!” diyerek, sivilleri hedef alan bu vahşeti, yamyamlığı itiraf ediyordu.

Silahsız, masum, hiçbir stratejik oyunun içinde yer almayan mazlumlar doğrandı birer birer

Hocalı’da Ermenistan Ordusu ve Rus birlikleri kol kola, omuz omuza hunharlık ve barbarlık sınırlarının zorlandığı, insanoğlunun nasıl bir acımasız yaratığa dönüşebileceğinin bütün çıplaklığıyla görüldüğü bir katliam gerçekleştirdiler. Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı’nın dünyayla iletişimi kesildi, bütün yollar tutuldu ve dünya zulüm tarihine kapkara bir sayfa daha eklendi. Ermeni askerleri ve Rusların 336. Motorize Piyade Alayı,Hocalı’yı Azerilerden temizlemek için harekete geçtiler. Güya güvenli bir koridor açılmıştı ve bu koridordan sivil halkın şehri terk etmesi istenmişti. Öyle olmadı… Silahsız, masum, hiçbir stratejik oyunun içinde yer almayan mazlumlar doğrandı birer birer. Evet, silahsızdılar… Bölgeden çekilen Ruslar, Gorbaçov’un emriyle halkın elindeki bütün silahları hatta av tüfeklerini bile toplamışlardı. Yani katliama zemin hazırlanmıştı. Ermenilerin stratejik öneme haiz bir yeri ele geçirme amacıyla giriştikleri bu hareket insanlık vicdanında kara bir lekeye, bir soykırıma, bir intikam alma hastalığına dönüştü. Evet, güya Ermeniler, Türklerden intikam alıyordu. Hem de sivilleri katlederek… Genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk demeden resmi verilere göre 613 insan katledilir. Katledilenlerden 83’ü çocuk, 106’sı kadın, 7’si yaşlıdır. Resmi veriler bunlar olmasına rağmen katledilen insan sayısının 1300 olduğu iddia edilmekte. Katliam esnasında akılları zorlayan işkenceler yapılmış, cesetlerin çoğu yakılmış, hamile kadınların karnı deşilmiş, çocukların gözleri oyulmuş, burunları kesilmiş… Bunların yanında birçok insan evini barkını terk ederek kaçmak zorunda kalmış.

Katliama tanık olan bir gazeteci olan biteni şöyle yansıtıyor: “Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı Katliamı, anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

Velhasıl onlar katletti; dünya seyretti kardeşim…

Velhasıl onlar katletti dünya seyretti kardeşim demiştik ama burada seyreden yalnızca dünya değilmiş. Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve yöneticiler, bırakın seyretmeyi, olan biteni saklamışlar kamuoyundan. Anlatmamışlar hiç kimseye. Gizlemişler her şeyi, herkesten. Bu, katliamın acısını ikiye katlamaz mı? Böyle bir şey Ermenilerin başına gelse ne olurdu? Bütün dünya ayağa kalkmaz mıydı? Birleşmiş Milletleri, NATO’su, Avrupa’sı, insan hakları örgütleri neredeler? Ne yapar bunlar? Konu kendi dinleri ve milliyetleri dışında gerçekleşiyorsa sus pus olurlar. Görmezler, duymazlar, söylemezler… Hatta olan biteni manipüle ederek mazlumla zalimin, haklıyla haksızın yerini değiştirirler. Nitekim Hocalı Katliamı da, orada bulunan gazetecilerin tanıklıklarına ve Ermeni askerlerinin katliamı kendilerinin yaptığına dair itiraflarına rağmen Azerilerin üzerine yıkılmaya çalışılmıştı. Katliam boyunca büyük basiretsizlik örneği gösteren Muttalibov ve Azerbaycan Halk Cephesi arasındaki itilaf ve çatışma da ayrı bir sinir bozucu mevzuydu. Ebulfeyz Elçibey’in, “Bölgeye helikopter gönderin; yaralıları taşıyalım…” diye Türkiye’ye yalvarması ve hiçbir karşılık bulamaması da yakıcı bir durum olarak ortada duruyor. Hatta o dönem Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın: “Bunda üzülecek ne var? Onlar Şii, biz Sunniyiz!” ifadesi tarihe kaydedilmiştir.

Katliam, soykırım nereden, kimden gelirse gelsin insanlık dışıdır. İnsanlıkla alakası olamaz. Her katliamla ölen, öldürülen insanlıktır, vicdandır. Maşeri vicdandır yok olan. Hiçbir sebep, hiçbir mazeret insana kıymayı haklılaştırmaz. “Hepimiz Ermeniyiz!” sloganının zihinleri esir aldığı bir dönemde, Hocalı’yı hatırlamak ve üzerinde düşünmek şart. Aklımızı başımıza devşirmek ve olan biteni iyi anlayabilmek…

Hocalı Katliamı’nda can veren bütün canlarımıza sonsuzca rahmet olsun…

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2014, 09:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasip Saygılı
Hasip Saygılı - 2 yıl Önce

Muaz Ergü Hoca tertemiz vicdanı ile sağlam değerlendirmeler yapıyor. Kendisine şükranlarımı sunarım.

banner19

banner13