banner17

Hocadan Rönesans ninnisine son!

İTİCÜ'de konuşan Fuat Sezgin Hocamız bildiklerimizin çoğunun aslında bildiğimiz gibi olmadığını anlattı.

Hocadan Rönesans ninnisine son!

Pazartesi günü İstanbul Ticaret Üniversitesi dünyanın yaşayan en büyük bilim adamlarından sayılan birini konuk etti. Saat 16:00'da başlayacak olan program biraz gecikmeyle başladı. Programın açılış konuşmasını Üniversite Rektörü Prof. Dr. Sabri Orman yaptı. Kendisinin konuşmasını kısaca özetlemek istiyorum. Bize Fuat Sezgin Hocamızın Allah'ın lütfu olduğunu, günümüzdeki bilim tarihinin onun yaptığı çalışmalar neticesinde yeniden yazılmayı gerekli hale geldiğini, Fuat Hoca'nın, ancak bir ekibin başarabileceği çalışmayı tek başına başardığını belirtti.

Fuat SezginFuat Sezgin'in devlet tarafından uğratıldığı haksızlıkların, Allah tarafından bir lütfa çevrildiğini, çalışmalarının günümüz akademisyenlerin aksine, teoride kalmadığını Tarih gibi bir teorik bir bilim dalını Fuat Sezgin'in çalışmalarının pratiğe döktüğünü söyledi. Bunun en net örneklerini Frankfurt Müzesinde ve İstanbul'da Gülhane Parkı içinde hizmet veren “İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”nde görebileceğimizi vurguladı. İçimizden “Ah bir olsa; ama olmaz ki” dediğimiz şeylerin Fuat Sezgin Hocamız tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizdi.

Ayrıca içlerinde Bertrand Arthur William Russell (1872 – 1970) gibi Avrupalı önde gelen felsefeciler ve Joseph Alois Schumpeter (1883 – 1950) gibi ekonomistler dahil olmak üzere bir çok düşünürün Yunan'dan Rönesans'a kadar olan dönemi İngilizce tabirle “the Great Gap(Büyük Boşluk)” olarak gördüklerini, ama tarihin kesintisiz olduğunu sadece belli odaklar tek başına incelendiğinde boşluklar olabileceğini ve Avrupa'da yaşanan boşluğun genele yayılamayacağını beyan etti. Hocadan İslam Bilim Tarihinin yanısıra İslam Bİlim Felsefesi ile ilgili bir çalışma beklediklerini, bu alana da el atmalarını heyecanla beklediklerini ifade edip daha sonra mikrofonu, merakla beklediğimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin Hoca'ya bıraktı.

Gerçeklerden uzak kaldık!

Fuat Hoca söze, 400 yıl önce Osmanlı'nın, Avrupa'lıların bilimde ve teknolojide üstünlüklerini hissetmeye başladığını ve çağdaş Avrupa'lıların aynı şekilde karşı tarafı kendilerinden üstün gördüklerini; fakat iki tarafın da bunun nedeni hakkında kesin fikirleri olmadığını, aslında her iki tarafı da, fenomenin tarihi değil, aktüel tarafının ilgilendirdiğini belirterek konuşmasına başladı. Daha sonra konuşmasına, Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans görüşünün, bilimleri, 12. yüzyıldan 16. ve 17.yüzyıl sahnesine çıkaran bir kaç yüzyıllık uzun gelişme merhalesini Avrupa'nın Yunan bilimlerini tanıma, benimseme ve özümseme sürecinin sonucu olarak gördüğünü ve böyle tanıttığını belirterek devam etti. Bu anlayışın his ve temayüllerden ibaret olduğunu, bu görüşün gerçeklerden uzak olduğunu ifade etti.

Fuat Sezgin19. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan hümanizm akımının temsilcilerinin ise Avrupa'nın bilim ve kalkınma yapısının müslümanlar üzerine kurulu olduğu gerçeğini savunduğunu anlattı. Bunlardan en ünlüleri Alexander von Humboldt(1769 – 1859), Johann Gottfried von Herder (1744 – 1803), Johann Wolfgang von Goethe'nin (1749 – 1832) olduğunu söyledi. Bu tarihlerde bu bilim adamları yaptıkları araştırmalarda kullandıkları kaynakların esasını Arapça'dan yapılan tercümeler teşkil ediyordu.

Goethe'nin: “Bu harikulade düşüncelerin meyvelerinden nasibimizi almak istiyorsak, kendimizi doğuya kavuşturalim, onun kendisinin bize gelemeyeceğine göre. Tercümeler bizi sürüklemek, bize köprülük etmek açısından paha biçilmez olabilirler. Bu hazinenin kaynaklarını aracısız tanımayı kim istemez ki.” sözünü Gülhane'de verdiği panellerde bütün dünyaya tanıtmaya çalıştığını anlattı.

Avrupa'da hümanizm akımını oluşturan bir çok bilgine dünyanın ve müslümanların şükran duyması gerektiğini ifade etti. Buna rağmen bugüne kadar ulaşılan sonuçların, 300 yıl kadar önce çok dar ufukla başlayan, Rönesans denen yanlış bir temel üzerine kurulan Avrupa merkezci bilimler tarihinin tutumunu ciddi bir biçimde sarsamadığını vurguladı.

23 yaşında büyük bir şok!

Gerek Osmanlı gerek Cumhuriyet döneminde olsun toplumumuzun Rönesans ninnileriyle büyüdüğüne işaret etti. Kendisinin çok değer verdiği bir hocası olan Alman oryantalisti Hellmut Ritter'den İslam tarihinde matematikte dünya çapında çok değerli müslüman bilginlerin yetiştiğini duyunca çok şaşırdığını, o gece uyuyamadığını, kendisinin ilkokulda öğrencilik yıllarında öğretmenlerinden, İslam tarihi boyunca hiçbir bilim adamının yetişmediğini duyduğunu ve bunu üniversite yıllarına kadar doğru sandığını üzüntüyle ifade etti.

Fuat Sezgin

“Müslümanlar günümüz biliminin kurucularıdır.”

Müslümanların ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bilim dünyasında yerleri olduğunu kulaktan dolma bir şekilde öğrenmeye başladıklarını belirtti. Belki de hiçbir zaman İslam medeniyetinin bilim tarihindeki yerini tam olarak belirlenemeyeceğini, bunun nedeninin ise İslam medeniyetinin çok dolu olmasından ve çok fazla kayba uğramasından dolayı olduğunu anlattı.

Müslümanların hicrî 1. ve 2. yüzyılı içerisinde çok farklı kültürlerle karşılaştığını ve bu kültürleri eşi görülmemiş bir şekilde özümseyip miladî 9. yüzyılın ilk yarısından itibaren bu kültürlerden aldıkları bilgileri kullanarak yaratıcılık aşamasına geçtiklerini ve 16. yüzyıla kadar yaklaşık 800 yıl boyunca üreticiliklerinin devam ettiğini söyledi. Müslümanların diğer medeniyetlerden aldıkları bilgiyi kültür merkezlerinde geliştirdiklerini, yeni bilimler ortaya koyduklarını ve kurulacak olan yeni bilimlerin temelini attıklarını belirtti.

10. yüzyılın ikinci yarısından itibaren üretilen bilginin İspanya'dan Avrupa'ya geçmeye başladığını ve bu geçişin Avrupa'da beş yüz yıl sürdüğünü söyledi. 16. yüzyılda Avrupa'nın üretici konuma geçtiği 17. yüzyılda artık bilimsel anlamda öne geçtiğini ve eğer müslümanlar İber yarım adasına geçmeyip, Afrika'da kalsalardı belki bugün Avrupa'nın ve dünyanın jeopolitik ve bilimsel kaderinin bambaşka olacağını çalışmalarının bir sonucu olarak çıkardığını belirtti.

İslam kültür dünyasının duraklama sebepleri üzerinde uzmanların konuştuklarını ve çeşitli karşıt görüşlerin ortaya çıktığını söyledikten sonra, ancak kendi çalışmalarından müslümanların duraklama sebepleri arasında dinin olmadığını özellikle vurguladı.

Amerika'nın ilk haritasını yapanların müslümanlar olduğunu Osmanlılar'ın o tarhilerde bunu bilmediğini ve bugün bunu maalesef bizim de bilmediğimizi söyledi. Copernicus (1473 – 1543) sanılanın aslına yaratıcı olmadığını ifade etti. Avrupa'lıların 15., 16., 17., ve 18. yüzyıl boyunca kullandığı haritaları müslümanlardan aldıklarını söyledi. 19. yüzyıla kadar Avrupa'da gerçek anlamda bir coğrafya kitabı olmadığını bunun nedenini Fuat Hoca Avrupa'lıların coğrafyayı teolojinin bir paçası olarak görmesinden ve Allah'ın birliğini ifade ettiğini düşündükleri için Avrupa'lılar arasında yayılmasından kaynaklandığını ifade etti.

Fuat SezginKendisine 6 yıl önce sorulsa 10. yüzyılda İslam dünyasındaki beşeri coğrafya metinlerinin muadilinin ancak 19. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıktığını söyleceğini; fakat bu süre zarfında yaptığı araştırmalarda Avrupa'nın 19. yüzyılda bile İslam coğrafyasında 10. yüzyılda beşeri coğrafyada ulaşılan seviyeye ulaşamadığını farkettiğini söyledi.

10. ve 11. yüzyılda İslam coğrafyasında matematiksel coğrafyanın ayrı bir bilim olarak doğduğunu ifade etti. Müslümanların 9. yüzyılda yapılan haritalarının Avrupa'da ancak 18. yüzyılda yapıldığını anlattı.

Osmanlılar'da 17. yüzyılda Anadolu'nun ve Balkanların en güzel haritalarının askerler ve kadastro memurları tarafından yapıldığını söyledi. Maalesef bunu o çağın insanının da bilmediğini ve hatta bunu günümüzde Tarih ile ilgilenenlerin dahi bilmediklerini ifade etti.

Katip Çelebi'nin (1609 - 1657) yazmış olduğu Cihannuma'ya İbrahim Müteferrika'nın (1674 - 1747) yaptığı eklerde ileri sürdüğü fikirlerin Avrupa karşısında aşağılık duygusu duyulmaya başlandığının en açık göstergesi olduğunu anlattı.

Geçmişimize sahip çıkalım!

Fuat Sezgin'in İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde verdiği bu konferans oldukça önemliydi, zira İslam dünyasında, bilinen aksine bilim tarihinde sadece taşıma rolü değil, bilakis bir çok gelişmelerin yaşandığı, günümüzdeki bir çok bilimin temelinin aslında İslam medeniyetince atıldığı bu konferansta Hoca'mız tarafından açıkça ifade edilmiştir.

Nitekim Kopernik, Kepler, Tycho, Galileo, Newton vb. daha bir çok bilim adamının yaptığı buluşların altında müslüman ilim adamlarının yaptığı çalışmalar vardır. Fakat başta bizim kendi içimizde bir takım kompleks sahibi kişiler, bulunduğumuz durumdan nemalananlar ve daha sonra mağrur oryantalistler bizden bu gerçeği saklamak ve buna bağlı olarak bizi, dinimizin geri bıraktığı gibi aptalca iddialarla kandırıp günümüzün mutlu(!) köleleri yapmak için ellerinden geleni artlarına koymamaktadırlar.

Bize düşen en büyük görev bu iddialara cevap vermek için gerekli çalışmayı ve azmi göstermek, bize ve atalarımıza atılan çamurdan kurtulmaktır. Bu da ancak geçmişimize sahip çıkarak olur, geçmişimizi oryantalistlerden öğrenerek değil!

 

Fuat SezginNotlar:

*Salonda çok değerli ilim ve kültür adamları vardı.

*İslam Bilim Tarihi'nin 14 ve 15. ciltleri basılmak üzereymiş.

*Atatürk'ün reformları ile ilgili ilginç bir değerlendirmede bulundu Fuat Sezgin. Reformları önemli bulduğunu, reformların gerekliliğine inandığını ama reformları uygulamada bazı aksaklıklar olduğunu söylemesinin anlaşılabilir bulunmasını istedi. Atatürk bunu o gün görememiş olabilir ama bugün bunu görmek lazım. dedi.

*Geri kalmışlığın sebebi dindir anlayışı çok tehlikeli bir kutuplaşmayı getirdi. Dini savunanlar ve dini kabul etmeyenler. Ben ısrarla sebep din değil diyorum! Ben bir din davetçisi değilim. Duraklama sebeplerini yıllarca yıllarca düşündüm. Şimdi bu sebeplerin uçlarını yakalar gibi oluyorum. Yakaladığım bu sebeplerin uçlarını kaybetmemeye çalışıyorum.

*Fuat Sezgin Hükümetten İslam Bİlimleri Merkezi açma kararlarını hayata geçirmelerini de istedi.

*Akşam yemeğinde Hoca'nın onur konuğu olduğu bir organizasyonda çok değerli davetlilerle birlikteydik.

*Dunyabizim ailemizin de ağabeyi olan İTİCÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken Fuat Sezgin'i ağırlamaktan duydukları sevinci 3 açıdan çok önemli bulduklarını ifade etti. Gelecek nesiller için iyi bir rol model olan bir büyüğü davet etmekten memnun olduklarını belirtti.

*İTO Başkanı Murat Yalçıntaş bilimin ve sanatın ekonomiden de, siyasetten de değerli olduğunu, bu anlayışla Fuat Sezgin'i ağırlamaktan kıvanç duyduklarını belirtti.

*Fuat Sezgin de  kendisinin üniversiteden atıldığında neler hissettiğini duygulanarak anlatıp kendisinin adeta bir navigasyona teslim olur gibi Allah'a bıraktığını çarpıcı bir şekilde ifade etti. Ve artık Türkiye'ye yönelmek istediğini, ülkesine hizmet etmek istediğini ekleyerek teşekkürle sözlerini bitirdi.

 

Fotoğraf galerisi için: http://www.dunyabizim.com/gallery.php?id=120

 

"Fuat Sezgin'in İTÜCÜ konferansından" izlemek için: http://www.dunyabizim.com/video.php?id=59

 

Enes Albay dinledi ve aktardı.

Fotoğraflar: M.Mustafa Uzun, Asım Gültekin, Akif Emre, Osman Kuvvet

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2017, 00:07
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20